Reklam Ver

Birleşmiş Milletler 2014 ‘ü “Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı” ilan etti. Dünya aile çiftçiliğini yaşatmaya çalışırken Türkiye’de bırakın aile çiftçiliğini 16 bin 200 köyü bir gecede yok edecek yasal düzenleme yapıldı.
Büyükşehir Yasası’nda yapılan değişiklikle 30 Mart yerel seçiminden sonra 16 bin 200 köy, tüzel kişiliğini yitirecek. Bağlı oldukları ilin, ilçenin mahallesi olacak. Bu köylerde yaşayanlar 30 Mart’ta köylü olarak uyuyacak sabah uyandıklarında kentli olacaklar. Böyle bir nüfus kayması dünyada ilk kez yaşanacak. Kırsalda yaşayanların nüfusu yüzde 24’ten yüzde 9’a inecek. Aile çiftçiliği köylerle birlikte büyük ölçüde yok olacak.
Aile çiftçiliği konusunda dünyada neler oluyor?
Birleşmiş Milletler’in 2014 yılını “Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı” ilan etmesinden sonra ilk resmi organizasyon Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de 4-6 Mart tarihlerinden yapıldı.
Macaristan Kırsal Kalkınma Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından ortaklaşa düzenlenen “Aile Çiftçiliği Üzerine Global Forum ve Sergi” organizasyonuna 100 ülkeden 500 civarında davetli katıldı.
Forum’da tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve küresel gıda güvenliğinin sağlanması bakımından aile çiftçiliğinin desteklenmesi gerektiği vurgulandı, bu desteklerin kapsamı tartışıldı.
Macaristan Kırsal Kalkınma Bakanlığı Küresel Forum’la ilgili yayınladığı sonuç bildirisinde özetle şu görüşlere yer verdi:
1-Aile çiftlikleri bölgeden bölgeye farklılık gösterse de tüm milletlerde aile çiftliklerinin paylaştığı ortak değerler ve aşılması gereken ortak sorunlar mevcuttur.
2-Çoğu küçük ölçekli çiftlikler aile emeğine dayalıdır. Bu çiftlikler, küresel gıda ve beslenme güvenliğine kayda değer katkı sağlamaktadır. Aile çiftliklerinin sorunlarına yönelik çözüm önerileri, bu çiftliklerin bulunduğu ülke şartlarını ve kültürel değerleri göz önünde bulundurmalıdır.
3-Çiftçiler, daha iyi bir yaşam umuduyla şehirlere göç etme ihtiyacı duymadan kırsal kesimde yaşamlarını sürdürmeye yetecek kadar yüksek bir gelire ihtiyaç duymaktadır. Bu doğrultuda, çiftçilerin ürünleri ve sundukları hizmetler için makul fiyatlar sağlanmalıdır.
4-Araziye, doğal kaynaklara, bilgiye, eğitime ve finansmana sınırlı erişim; aile çiftçiliğinin gelişimini küresel olarak engellemektedir. Bu sorunların çözümüne ilişkin en iyi uygulamalar geniş ölçekte yaygınlaştırılmalıdır.
5- Kadınlar aile çiftliklerinin omurgasını oluşturmakta; ancak kadınların katkıları gelir dağılımı ve üretim kaynaklarına erişimde karşılığını bulamamaktadır. Kadınlar ve erkeklerin üretim kaynaklarına yeterli erişimi sağlanabilirse kırsal topluluklar daha dirençli hale gelebilir. Kadınların karar verme süreçlerine anlamlı katkı vermesine olanak sağlanmalıdır. Kadınların aile çiftliklerinin yönetimindeki rollerine ilişkin bilinçlendirme çalışmalarına devam etmeli ve kadınların araziye, krediye, eğitime, teknolojiye, iş çevreleri ile sosyal çevrelere ve karar verme süreçlerine eşit erişimini teşvik etmeliyiz.
6- Gençler tarıma ilgilerini gün geçtikçe kaybetmekte ve başka sektörlerde iş aramak için kırsaldan göç etmektedirler. Genç çiftçilere, makul yaşam standartları ve uygun gelir sağlamak için hedefe yönelik programlar, politikalar ve projeler geliştirilmesi esastır.
7- Tarım sistemlerimizin ve kırsal ağlarımızın sürekliliğini sağlamak için aile çiftçiliğini desteklemeliyiz.
8-Ekonomik sürdürülebilirlik aile çiftçiliği için elzemdir. Devamlılık arz eden çiftçilik, gençleri çiftliklerde tutmaktadır. Bu konuda özellikle devlet, iş çevreleri, çiftçiler ve sivil toplum gibi farklı paydaşlar arasında pragmatik işbirliğine ihtiyacımız vardır.
9-Aile çiftçiliğinin sosyal sürdürülebilirliği; yeni nesillerin çiftçiliğe yönelik ilgisine, isteğine ve toplumun geleneksel aile çiftçiliği kültürüne değer vermesine bağlıdır.
Özetle, dünya aile çiftçiliğini tarımın ve kırsal ekonominin kurtarıcısı olarak görüyor ve buna yönelik önlemler alırken, Türkiye, bu işletmelerden kurtulmaya çalışıyor. Köyleri, aile işletmeciliğini yok ediyor.
Bu satırları yazarken sevgili Berkin Elvan’ı, devletin şiddeti ile yaşamını yitiren gençleri düşünüyoruz. Gencecik, taptaze fidanlar. Sözün bittiği yerdeyiz. Unutmayalım ki, gençlerini öldüren devlet, geleceğini de öldürür.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız