Tarım Blog Sayfa 213

Tarım mı? Ne dediniz?

Gazi ERÇEL /Dünya Gazetesi

Deutsche Bank Baş Ekonomisti Prof. Dr. Norbert Walter, güçlü bir analizcidir. Türkiye’yi de iyi tanır. Geçenlerde bir söyleşisinde tarım sektöründe yaşanan son gelişmeleri yorumlarken, Avrupa Birliği’nin katılım müzakereleri sırasında Türkiye’ye karşı yeni bir bakış açısı geliştirmesi üzerinde durmuş. Tarımın ve gıda fiyatlarının önümüzdeki dönemlerdeki gelişmeleri dikkate alınarak bir karış toprağın bile kıymetleneceğini ve Türkiye’nin bu durumda öneminin artacağının altını çizmiş.
Bunun anlamı özetle şöyle: “Ey AB yöneticileri. Türkiye’nin AB’ye katılımı için öngördüğünüz tarımsal nüfusun yüzde 8’lere düşürülmesi politikanız yanlış. Tam tersine bu ülkenin tarım potansiyelinden yararlanalım. AB’nin gıda deposu ülkelerden birisi yapalım. Bunun için ise yeni bir strateji gerekir.”
Yukarıdaki gerçeğin bazı AB yöneticileri tarafından algılanmasının zaman alacağı kuşkusuz. Ancak gerek küresel ısınma, gerekse talebe bağlı artışlar nedeniyle gıda fiyatlarında gözlenen şokun uzun süreceği de kesin.
Böylesi bir fırsat
Bu aslında karşımıza çıkan bir mucize. Türkiye’nin önüne geçmişte de böyle beklenmedik olaylar çıkmış ve ülkenin kaderi etkilenmişti. Kore Savaşının bizi NATO’ya taşıması bunlardan birisi. Gıda fiyatları şoku da buna benziyor.
Geçen hafta Osman Aralat ve Rüştü Bozkurt ile birlikte Tokat’taydık. Turhal, Zile, Erbağa ve Niksar’da toplantılar yaptık. Bu çerçevede gezerken gördüğümüz Yeşilırmak’ın vadileri Kozova ve Kelkit havzalarının, Zile ovasının, Erbağ’a ve Niksar’ın bulunduğu bölgenin bize bahşedilmiş bir lütuf olduğunu düşündük. Sanki parmağınızı toprağa gömseniz, yeşillenip çıkacak gibi bir his geliyordu insana.
Ayrıca yapılan bilimsel araştırmalar özellikle bu bölgenin küresel ısınmadan en az etkilenecek yerlerden olduğuna işaret ediyordu.
Dünya Gazetesi yazarlarından ve tarım sektörünü en iyi bilenlerden birisi olan Ali Ekber Yıldırım’ın yazılarından öğrendiğimiz gerçeklerleri de buna eklediğimizde Türkiye’nin eline çok önemli bir fırsat geçtiği kesin. Bunu kullanabilir miyiz sorusunun yanıtı ise yine bizim izleyeceğimiz politikalara bağlı.

Çay üretimi tehlikede…

0

Erken bastıran sıcaklar yaş çay alım kampanyasının iki hafta önce başlamasına neden oldu. Çaykur, üreticiden çay alımına başladı. Ancak,fiyat henüz açıklanmadı.
Karadeniz’de özellikle de Rize, Giresun, Artvin ve Trabzon’da 200 bini aşkın çay üreticisi 2008 yaş çay alım fiyatlarının bir an önce açıklanmasını istiyor.
İyi bir fiyat beklentisi içinde olan çay üreticilerinin gözü 9 Mayıs’ta Rize’ye gidecek olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da. Bir dizi açılış gerçekleştirecek olan Başbakan Erdoğan’ın 2008 yaş çay alım fiyatını da açıklaması bekleniyor. Üreticiler, geçen yıl 64 kuruş açıklanan ve 9 kuruş ta destekleme primi verilen yaş çay alım fiyatının bu yıl en az 1 YTL olmasını istiyor. Bir çok üründe olduğu gibi çay öreticileri de gübre fiyatlarındaki artıştan şikayetçi. Çayda kullanılan özel gübrenin fiyatının bir yılda yüzde 100 arttığına dikkat çekiyorlar.
Nasıl bir fiyat politikası uygulanacağı, destekleme priminin ne kadar olacağı Başbakan’ın açıklamaları ile netlik kazanacak. Fakat çayda yaşanan sorunların, tek başına fiyat politikası ile çözülmesi mümkün değil. Çayda çözüm bekleyen bir çok sorun var.

Güneydoğu'da kuraklık…

4

Geçen yıl kuraklığın etkisi ile sadece tarımsal üretimdeki düşüşün ülke ekonomisine zararı 5 milyar YTL oldu. Buna yüksek fiyatlardan yapılan ithalatın faturasını da eklemek gerekir.
Bu yıl da bazı bölgelerde ve bazı ürünlerde kuraklığın etkili olması bekleniyor.
Son yıllarda tarım sektörüne kullandırdığı kredilerle öne çıkan Denizbank, kuraklık konusunda ülke genelinde ciddi araştırma ve çalışmalar yapıyor.Denizbank’ın yaptığı çalışmaya göre, bu yıl başta hububat olmak üzere kuru tarımın yapıldığı alanlarda ciddi bir kuraklık tehlikesi yok. Buğday üretimi 18.5 ile 19 milyon ton arasında gerçekleşecek.
Denizbank’a göre bu sene sulanabilir arazilerde sorun yaşanacak. Bu nedenle ülke genelinde, 2008’de şeker pancarı, pamuk, ayçiçeği, zeytin ve mısırda sıkıntı yaşanabilir. Kuraklıktan en fazla etkilenecek bölge ise, Güneydoğu Anadolu Bölgesi. Özellikle Şanlıurfa yöresinde 2008 yılı pamuk veriminin yüzde 50’ye varan oranda düşmesi bekleniyor.

Süt üreticisi neden eylem yapıyor?

2

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği, bir süre önce gazetelere ilan vererek hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlara dikkat çekmiş ve eylem sinyali vermişti.
Bu ilanlardan sonra Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tehditler savurmuş, Bakanlığa ait binalarda faaliyet gösteren birliklere “çıkın” talimatı vermişti.
Üreticiler bu tehditlere boyun eğmedi ve eylem için meydana indi. Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlikleri,  Tire Süt Kooperatifi, İzmir ve Küçük Menderes Bölgesi ziraat ve esnaf odaları, Köy-Koop ve Hay-Koop İzmir Birlikleri, Süt Üreticileri Birlikleri ve Veteriner Hekimler Odası’nın İzmir’in Tire ilçesinde düzenlediği mitinge çok sayıda üretici katıldı. Yakın zamanda diğer bölgelerde de benzer eylemler yapılacak.
Süt üreticisi neden meydana indi?

Dünya beklenen gıda savaşlarına doğru mu gidiyor?

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ/Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi
(25.04.2008 Kanaldhaber internet sitesi)
Dünyanın Çoğunluğu Açlığa Doğru Sürükleniyor
Son günlerde bir anda bütün dünyanın gündemine tahıllardaki fiyat artışı ve buna bağlı olarak artan gıda fiyatlarındaki artış ve ekme bulma kavgaları oturdu. Kısa süre önce sanki olacakları biliyormuş gibi IMF başkanı Dominique Strauss-Kahn gıda fiyatının artması ile yoksul ülkelerde “açlık ve yoksulluk”  beraberinde isyanlara ve gıda savaşırının doğmasına neden olacağını belirtiyordu. Son bir ayda gıda fiyatlarındaki katlanan artışı başta İtalya, Mısır, Haiti, Özbekistan ve Endonezya’da kitleleri sokağa döktü. Görüntü önümüzdeki dönemlerde daha ciddi sorunların yaşanacağını göstermektedir. Son bir ayda dünyada basına yansıdığı kadarı ile onlarca insan ekmek kavgalarında hayatını kaybetti. En son 27 Mart tarihinde basına yansıyan görüntülerde Mısırda ekmek üzerinde sağlanan haksız kazanç nedeniyle çıkan ayaklanmada 5 kişi hayatını kaybetti.  Bugün nerdeyse bir milyarı açan açlık sınırındaki insan sayısının tahıllardaki gıda artışı ile ikiye katlanacağı belirtiliyor. Artık IMF ve Dünya Bankası yetkilileri dahi Bangladeş, Mısır, Sudan, Etiyopya, Güney Amerika’daki artan yoksulluğun daha da ciddi boyuta ulaşacağını ve bunun sosyal sorunlara neden olabileceğini belirtiyorlar.

Fındıkta kriz düşük fiyattan çıkacak

4

Gıda fiyatlarındaki hızlı artış dünyada olduğu gibi Türkiye’de de krize neden oldu. Türkiye krizi atlatmak için gümrükleri sıfırlayarak pirinç ve buğday ithalatına yöneldi. Gıda krizinin uzun bir süre devam etmesi bekleniyor.
Türkiye’yi yakın zamanda fındıkta da önemli bir kriz bekliyor. Bu kez fiyat artışından değil, düşük fiyat nedeniyle kriz yaşanacak. Fındık fiyatlarındaki düşüş hem üreticiyi hem de hükümeti ciddi olarak tehdit ediyor. Fındık temel gıda maddesi değil. Her tüketiciyi doğrudan ilgilendirmiyor olabilir. Fakat, Karadeniz Bölgesi’nde yaşayan birçok yurttaşın tek geçim kaynağı. Ayrıca en kötü zamanda bile 1 milyar dolarlık ihracat geliri sağlayan bir ürün. Dolayısıyla fındıkta yaşanacak kriz sadece Karadenizli üreticiyi değil, ülke ekonomisini de olumsuz etkileyecek.

Pirincin taşını ayıklayan gazeteci kim ve ne yazdı?

Haberinioku internet sitesi/ Ekonomi Gündemi, MEDYA MEDYA Nisan 22nd, 2008
Dünya ve Türkiye, pirinç fiyatındaki yükselişi konuşuyor…
Açlıktan kaynaklanan yeni bir dünya savaşının eşiğinde olduğumuz yorumlarını yapanlar da var.
Ama Türkiye farklı telden çalıyor: Tarım Bakanı Mehdi Eker “Biraz bulgur yiyin” deyip sorunu geçiştiriyor; Başbakan Tayyip Erdoğan “Bu spekülatörlere, bu cambazlara aldanmayın, gerekirse ihbarda bulunun” deyip duruyor.
Ama Alsancak Garı’nın karşısındaki Ofis Market’in önündeki kuyruk neredeyse 2. Kordon’a uzanacak. İşte böyle bir ortamda, İzmir’in gururu v e Türkiye’nin belki de tek diyebileceğimiz Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım Dünya Gazetesi’ndeki bugünkü makalesinde “Pirinçte tek suçlu spekülatörler mi?” diye soruyor.
Yıldırım, asıl sorunu “Başbakan’dan sokaktaki sıradan yurttaşa kadar herkesin pirinçteki  fiyat artışında tek suçlunun spekülatörler olduğuna inanması” olarak açıklıyor… Ali Ekber Yıldırım, enfes yazısında dünyanın konuştuğu sorunu Türkiye penceresinden irdeliyor ve şu önemli tespiti yapıyor:

Pirinçte tek suçlu spekülatörler mi?

Spekülatör, bir ürünü ucuza alarak, pahalıya satan ve bundan çok büyük kazanç elde edendir. Halk dilindeki adı, vurguncudur.
Şu günlerde herkes pirincin, buğdayın fiyatını artıran spekülatörleri yani vurguncuları arıyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin genel kurul toplantısında bir çağrıda bulundu: “Bu spekülatörlere, bu cambazlara aldanmayın, gerekirse ihbarda bulunun.”
Bu vurguncuları herkes tarif ediyor, fakat adını söylemiyor veya söyleyemiyor.
Asıl sorun Başbakandan sokaktaki sıradan yurttaşa kadar herkesin pirinçteki fiyat artışında tek suçlunun spekülatörler olduğuna inanması. Bu anlayışla ne pirinçte ne de diğer tarımsal ürünlerde  yaşanan gerçek sorunlara çözüm üretilemez. Bugün pirinçte yaşanan yarın ette, sütte, domateste, biberde, mercimekte,  hatta  hükümetin tüketiciye yemesini önerdiği bulgurda ve diğer bir çok tarım ürününde benzer sorunlar yaşanır.

Önce sat sonra ağla

Pirinçte yaşanan fiyat artışının suçlusu olarak bazı spekülatör firmaları gösteren AKP hükümetinin kamuoyunu yanılttığı ortaya çıktı. Tarım uzmanı Ali Ekber Yıldırım, “Görevi spekülasyonları önlemek olan Tarım Bakanı ve bürokratları önce çeltiği bu spekülatörlere veriyorlar. Sonra da ürün sattıkları firmaları ‘spekülatör’ olarak suçluyorlar. TMO’nun Mart ayında açtığı ihale ile 31 bin ton çeltik bu firmalara satıldı” ifadelerini kullandı.

 Necmettin Çakmak/ Milli Gazete

Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, tarımı ürünlerindeki fiyat artışlarının yaşanan sürecin sadece bir sonucu olduğunu belirterek, “Bu nedenle benim için buğday fiyatının artması,  pirinç fiyatının artması ve tüketicinin ekmeği, pirinci pahalıya tüketmesi sürpriz olmadı.”dedi.

Hayvancılıkta tehlikeli sürece giriliyor…

9

Düne kadar, hayvancılık yapanlar, tarımın diğer kesimlerine göre daha iyi durumdaydı. Son 6-7 yıldan bu yana üretimin her aşamasında verilen desteklerle 1980’den sonra hayvancılık ilk kez gelişmeye ve büyümeye başladı. Mevcut işletmeler büyüdü, çok sayıda yeni yatırım yapıldı. Sektör tam ayağa kalkarken, politika değişikliğine gidildi.
15 Nisan 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan ‘Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkındaki Karar’ tüm olumlu gelişmeleri tersine çevirecek tehlikeli bir süreci başlatacak.
Maliye Bakanlığı’nın direktifiyle hazırlanan ve 2009 yılı bütçesinden, yani gelecek yıl ödenecek 2008 hayvancılık destekleri, 2007’ye göre 1.2 milyar YTL’den 800 milyon YTL’ye düşürülüyor.
Destek miktarının azaltılmasından daha da önemlisi destekleme sisteminde çok radikal bir değişikliğe gidiliyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bizi Takip Edin!

12,949TakipçilerBeğen
13,053TakipçilerTakip Et
76TakipçilerTakip Et
17,140TakipçilerTakip Et
89,146TakipçilerTakip Et
1,330AboneAbone Ol
- Advertisement -
Reklam Ver

Yazar Hakkında

Ali Ekber Yıldırım kimdir? Dünya Gazetesi'nde 30 yıldan beri gazetecilik yapıyor. Muhabir,haber müdürü ve İzmir Temsilcisi olarak çalıştı. Tarım konusunda uzmanlaştı ve 22 yıldır tarım yazıyor. Tarım,gıda,hayvancılık konularında ulusal ve yerel televizyonlarda sıklıkla görüşüne başvuruluyor.