Bu makalede ele alınan konular hakkında hızlı bir genel bakış.

Tarımda 2023 hedefleri hayal oldu, sırada 2030 var

Güncelleme: Şub 22, 2024

Bundan 10 yıl önce tarım ve gıda için belirlenen ve yıllarca gündemde tutulan, çokça konuşulan ama gerçekleştirilemeyen 2023 hedeflerini hatırlayan var mı?

Unutanlar için hatırlatalım. Özellikle 12 Haziran 2011’deki genel seçim öncesinde vaatler, hedefler havada uçuşuyordu. Cumhuriyetin 100.yılı yani 2023’e ilişkin yaşamın her alanıyla ilgili hedefler belirlenmişti. 2023 için adeta “cennet” vadedildi.
Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, tarımda 150 milyar dolarlık üretim, 40 milyar dolarlık ihracat yapılacağını her fırsatta müjdeliyordu.

2023 hedefleri neydi?

AKP’nin 2011 seçim beyannamesinde de yer alan “Tarımda 2023 Hedefleri” özetle şöyle sıralanıyordu:

– Tarımsal milli gelir 150 milyar dolara, ihracat 40 milyar dolara çıkarılacak.

– Türkiye tarımda 2023’te dünyanın ilk 5 ülkesi arasında yer alacak.

– Sulanabilir 8.5 milyon hektarlık alanın tamamı 2023’e kadar sulamaya açılacak.

– Tarım ve Gıda Bakanlığı kurulacak.

– Tarımsal girdilerde destekler artarak devam edecek.

– Türkiye’nin coğrafi durumu küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini zorunlu kılmaktadır. Koyun ve keçi yetiştiriciliğinde modern ve profesyonel işletmelerin kurulmasına yönelik teşvik ve destekler artarak devam edecek.

– Desteklemeler bütün bölgelerde ve ürünlerde havza modeline göre uygulanacak.

– Tarımda arazi toplulaştırması 2023’te tamamlanacak.

– Türkiye, kendi çiftçisine yeterli tohumu sağlamasına ilaveten en önemli tohum ihracatçısı ülkeler arasında yer alacaktır.

Ne kadarı gerçekleşti?

Bu hedeflerin hiçbiri gerçekleştirilemedi. Sadece, “Tarım ve Gıda Bakanlığı kurulacak” hedefi gerçekleştirildi. Fakat ondan da geri adım atıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının adı 8 Haziran 2011’de Resmi Gazete’nin Mükerrer sayısında yayınlanan kararname ile “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak değiştirildi. Adı hedeflerde belirtildiği gibi Tarım ve Gıda Bakanlığı olmasa da içerisinde “tarım” ve “gıda” sözcükleri vardı en azından.

Fakat, 2018’de Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçilince bakanlığın adı bir kez daha değişti. Gıda gitti, orman geldi. Bakanlığın adı Tarım ve Orman Bakanlığı oldu.

2019’da Tarımda Milli Birlik Projesi ile bakanlığın kapısına neredeyse kilit vurulacakken ve taşra teşkilatı kapatılacakken projeyi Cumhurbaşkanı’na sunulmadan önce açıkladığımız için kamuoyundan gelen tepkilerle bu proje hayata geçirilemedi.

Tarımsal hasıla ve ihracat

Diğer hedeflere gelince, 2023’te tarımsal hasıla 150 milyar dolar olacaktı. Tarımsal hasıla 2015’te dolar bazında en yüksek seviyeye 59.4 milyar dolara ulaştı. 2019’da 48.5 milyar dolar, 2020 sonu itibariyle 44.4 milyar dolar seviyesine geriledi. Yani 150 milyar dolara yaklaşmak bir yana her yıl biraz daha uzaklaşılıyor.

Gıda ihracatı 40 milyar dolar hedeflenmişti. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre 2019’da 20 milyar 284 milyon dolar gerçekleşti. Aynı yıl ithalat 19 milyar 798 milyon dolar oldu. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, açıklamalarında ithalat rakamlarını vermiyor ama, ihracatın 2020’de 20.7 milyar dolar olduğunu ifade ediyor. Yani 40 milyar dolar hedefinin yarısına ulaşılmış görünüyor.

Tarımsal sulamada 8.5 milyon hektarın tamamı sulamaya açılacaktı.2020 itibariyle 6.7 milyon hektarı açıldı. Arazi toplulaştırmada belirlenen hedefin çok gerisinde. Kısacası 2023 hedefleri hayal oldu.

Havza modeli uygulanamadı

Bu hedeflerin belirlenmesinden önce Mehdi Eker’in bakanlığı döneminde “Havza Modeli” hazırlandı. Ülke 30 havzaya bölündü. Hangi ürün hangi havzada daha verimli ise orada desteklenecekti. Modeli hazırlayan Mehdi Eker bile bunu uygulamadı. Sonrasında 2017’de bakanlık koltuğuna oturan Faruk Çelik döneminde, model değiştirilerek her ilçe bir havza kabul edildi ve 941 havza oluşturuldu. Bu model de uygulanamadı. Uygulansa çok yararlı olurdu.

İthalat politikası

Türkiye’nin tarım potansiyeli belirlenen 2023 hedeflerinin çok üzerinde. Fakat, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2002’den bu yana uyguladığı tarım politikası bu hedeflere ulaşmayı değil, ithalata dayalı bir politika ile tahrip etmeyi, tarımı yok sayan bir yapıda ilerledi. Bugün hiç bir şey yapmasanız, hiç bir hedef belirlemezseniz bile kendi dinamikleri içerisinde tarım ve gıda sektörü elbette bir ilerleme kaydeder. Gelinen noktada potansiyelini değerlendirmek yerine hiç bir zaman ithal etmeyeceği ürünleri bile ithal etmek zorunda kalan bir Türkiye var. Pandemi döneminin sunduğu bir çok fırsatı bile değerlendiremeyen, çok pahalı olmasına rağmen ithalatı sürdüren bir politika uygulanıyor.

Geçen hafta Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Uludağ Ekonomi Zirvesi’ndeki konuşmasında tarımda 2030 hedeflerini açıkladı. 2023 hedeflerine ise hiç değinmedi.

O hedefleri görünce geçen 10 yılın nasıl heba edildiği ve 2023 hedeflerine ulaşılamayınca hayallerin bir 10 yıl daha ertelendiği söylenebilir.

Bakanlığın 2030 hedefleri

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2023 hedeflerinden ders çıkarmış olmalı ki, dolar bazında hasıla ve ihracat hedeflerine hiç değinmedi. Pakdemirli’nin dile getirdiği 2030 hedefleri özetle şöyle:
1- Bitkisel üretim 126 milyon tondan 150 milyon tona çıkarılacak.

2- Sertifikalı tohumluk üretimi 1,2 milyon tondan 2 milyon tona, tohumluk ihracatı 162 milyon dolardan 500 milyon dolara çıkarılacak.

3- Hayvancılıkta, yerli ve yeterli üretim anlayışı ile 18,2 milyon baş olan büyükbaş varlığı 21 milyon başa çıkarılacak.

4- Küçükbaş hayvan sayısı 54,1 milyondan 90 milyona ulaştırılacak.

5- Süt üretimi yüzde 26 artışla 29 milyon tona, kırmızı et üretimi yüzde 67 artışla 2 milyon tona ulaştırılacak. Kanatlı eti üretimi ise 2,2 milyon tondan 3 milyon tonun üstüne çıkarılacak.

6- Su ürünleri yetiştiricilik üretimi 2.5 kat artışla1 milyon tona, ihracatta 1 milyar 64 milyon dolardan, 3 milyar dolara çıkarılacak.

7- Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi sayısı 47’den 120’ye çıkarılacak. Bu bölgelerde 10 bin işletmenin faaliyete geçmesi, bu işletmelerde 200 bin kişi istihdam edilecek.

8- Sulamaya açılan alan 67 milyon dekardan 85 milyon dekara 6.7 milyon hektardan,8.5 milyon hektara) ulaştırılacak.

9- Hava tahmin periyodu 7 günden 15 güne çıkarılacak.

10- Kuraklık Tahmin ve Erken Uyarı Sistemi hazırlanacak.

11- Orman varlığı yaklaşık 1 milyon hektar artırılarak 23,8 milyon hektara çıkarılacak.

12- Dünyadaki her insan için bir fidan dikilecek, toplam 8,5 Milyar adet fidan toprakla buluşturulacak. Toplam 400 bin hektar alanda endüstriyel ağaçlandırma yapılacak.

13- Ormanların korunması ve yangınla mücadelede yapay zekâ teknolojisi kullanılacak.

14- Odun Endüstrisi dış ticaret fazlasını 1,3 milyar dolara çıkarılacak.

Tarımda olması gereken hedefler

Bize göre, tarımdaki hedefler bellidir. Bunun için 2023’ü, 2030’u beklemeye hiç gerek yok. Yarından başlayarak uygulamaya konulmalı.

– Tarımın önemi benimsenmeli, gereken değer ve destek sağlanmalı. Bunun için yasaya, kararnameye ihtiyaç yok. Tarımı ve çiftçiyi sevmeniz yeterli.

– Tarım toprakları gerçek anlamda koruma altına alınmalı, rant alanı olmaktan çıkarılmalı.

– Halkın sağlıklı ve güvenilir gıda ihtiyacı öncelikli olarak karşılanmalı.

– Türkiye’nin sahip olduğu potansiyel değerlendirilerek “kendine yeterlilik” temel hedef olmalı. Bir iki ürün dışında 2023’e kadar bu hedefe ulaşılabilir.

– İthalat öncelikli, çok uluslu şirketlerin ve uluslararası kuruluşların dayattığı politikalardan vazgeçilmeli. Üretim ve ihracat odaklı politikaya geçilmeli.

– Çiftçinin üretim yaparken kullandığı girdilerden alınan katma değer vergisi, özel tüketim vergisi hemen kaldırılarak girdiler ucuzlatılmalı. Üretimin önündeki engeller kaldırılmalı. Bu bir günde yapılabilir.

– Çevrenin korunmasını, iklim değişikliği ve suyu dikkate alan bir politikanın benimsenmesi.

– Tefeciler, ithalat lobileri, çiftçinin sırtından para kazananlar sektörden uzaklaştırılmalı.

– Kooperatifçilik, küçük aile üreticiliği özel olarak desteklenmeli.

– Tarımsal üretime katma değer kazandıracak gıda sanayi ve ihracat sektörüne destek sağlanmalı.

Özetle, yapılacak pek çok iş var. Ülkenin tarım potansiyeli halkın yararına kullanıldığında, Türkiye, kendi ihtiyacı olan gıdayı ürettiği gibi tarımdan çok büyük zenginlik üretecektir.

Bu makale ile ilgili yapılan yorumlar

En Son Yayınlanan Makaleler