Tarım Blog

Saf ve bakir anadolu çocuğu; Güngör Uras

Saf ve Bakir Anadolu Çcuğu; Güngör Uras

Kendisini “Saf ve Bakir Anadolu Çocuğu” olarak tanımlayan sevgili Güngör abimiz,Güngör Uras yaşama veda etti.
Güngör abinin hepimizin yaşamında özel bir yeri var.

Dünya Gazetesi’nde 30 yıl önce işe başladığımda Dünya bir iş yeri olduğu kadar önemli bir okuldu. Gazetemizin Kurucusu Nezih Demirkent yönetiminde,önderliğinde çok iyi öğretmenlerimiz vardı. O öğretmenlerden birisi de Güngör Uras’tı.

Dünya Gazetesi’ nde ikinci sayfada Tevfik Güngör adıyla her gün yazardı. Ben her gün yeni şeyler öğrenerek okudum. Tam 30 yıl aynı gazetede çalışmanın onurunu,gururunu yaşadım.

Güngör Uras’tan sadece güncel ekonomiyi değil, bir konunun en yalın ve en anlaşılır biçimde nasıl yazılması gerektiğini öğrendim.

Mütevazi kişiliği, çalışkanlığı,dürüstlüğü ve sürekli sahada olan, amatör bir ruhla bıkmadan, usanmadan sorunları yazan, yorumlayan Güngör abi ile tarım yazmaya başladıktan sonra daha sık görüşmeye başladık.

Benim tarım yazarı olarak tanınmamı sağlayan en önemli yazardır. Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde çok sıklıkla yazılarımdan alıntılar yaparak beni Türkiye’ye tanıttı.

O’nun köşesine konuk olmak büyük onur ve bir o kadar gurur vericiydi. Daha haber veya yazı yazarken Güngör Uras bunu köşesine alır diye heyecanla beklerdim.

Tarım konusunda yazı yazacaksa genellikle telefon eder bilgi alırdı. Yazısını yazdıktan sonra bana gönderir okumamı isterdi. Bu O’nun hem okuruna saygısını hem de ne kadar mütevazi bir yazar olduğunun kanıtıydı. Okuruna o kadar saygılıydı ki, hiç bir konuda yanlış,eksik bilgi olmasını istemezdi.

Güngör abi ve sevgili eşi Nuran Hanım ile yaklaşık 15 yıldır Ayvalık’ta zeytin hasat günlerinde buluşurduk. Geçen seneki buluşmamızda kaç yıldır geliyoruz birlikte bir fotoğrafımız yok diye yukarıdaki fotoğrafı çektirmiştik.
Birlikte son fotoğrafımız olacağını bilmeden.

Gazetemizin Yönetim Kurulu Başkanı Didem Demirkent ile bu acı haberi paylaşınca “bir devir sona erdi” dedi. Gerçekten Güngör Uras her devrin adamı değil, bu devrin,cumhuriyet kuşağının son adamlarındandı.

Sevgili Güngör abi, üretken ,çalışkan, araştırmacı,dürüst kişiliğinle bize hep örnek oldun. Bizler, “saf ve bakir anadolu çocuğu” olarak seni unutmayacağız. Ölmez ağaç zeytin gibi sen de ölümsüzsün bizim için.

Sevgili eşi Nuran, kızı Elif ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabırlar dilerim.

Irak, tavuk etinde gümrük vergisini artırdı

Irak, tavuk etinde gümrük vergisini artırdı

Tarımda korumacılık önlemleri artarak devam ediyor. Her ülke kendi üreticisini, korumak için gümrük vergisi oranlarını artırıyor. Irak Hükümeti’de tavuk eti,patates cipsi, bazı hayvan hastalıkları aşıları dahil bir çok üründe gümrük vergilerini artırdı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nden (TİM) ihracatçılara gönderilen yazıda Irak Bakanlar Kurulu tarafından bazı ürünlerde ilave gümrük vergilerinin uygulanmasının kararlaştırıldığı bildirildi.

Yazıda, 2018/224 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 05.08.2018 tarihi itibariyle uygulanmaya konulduğu, yerli ürünleri koruma amaçlı olarak erkek takım elbiseleri, bulaşık deterjanı, donmuş tavuk eti. Newcastle aşısı, thermoblock tuğla, okul kitapları, elektrik santrali panoları, patates cipsi gibi bazı ithal ürünlere ek gümrük tarifesi uygulamasına başlanıldığı belirtiliyor.

Ek gümrük vergisi uygulanacak ürünler

— Tüm donmuş tavuk eti ve kesilmiş küp tavuk ve bütün ürünlerine %50,

— Erkek takım elbiselerine %20,

— Bulaşık deterjanı ve beyaz kıyafetler için kullanılan leke çıkarıcı çamaşır suyuna %30,

— Elektrik santrali kutuları ve panolarına %26,

— Newcastle(yalancı tavuk vebası) aşısı, kaymak ve PPR aşısına %100,

— Thermablock tuğlalara (yuvarlak delikli tuğlalar), LANSOPRAZOL 15MG Tablete %27,

— İlkokul ve lise okul kitaplarına %200,

— Doğal patates cipsine %85 ek gümrük vergisi uygulanacaktır.

Tarım Bakanlığının yeni bürokratları; kim nereden geldi?

Tarım Bakanlığının yeni bürokratları; kim nereden geldi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla 19 Ağustos 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararnamelerle Tarım ve Orman Bakanlığı’nda 10 genel müdür görevden alınırken, 22 yeni atama yapıldı. Göreve yeni başlayan bürokratlar Tarım ve Orman Bakanlığı politikalarını uygulayacaklar.

Bürokratlardan büyük bölümü bakanlık bünyesinden atanırken bazıları dışarıdan atandı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni bürokratları ve daha önceki görevleri şöyle:

Ahmet Güldal(Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı): Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı olması beklenen Ahmet Güldal, uzun yıllar İzmir Tarım İl Müdürlüğü yaptı. Bakan Bekir Pakdemirli’nin de İzmir’den olması nedeniyle “hem bakan,hem de yardımcısı İzmir’den olmaz” denilerek bakan yardımcısı yapılmadı. Erzincan Ziraat Meslek Lisesi’nden sonra 1987 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden mezun oldu. 2000-2009 yıllarında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Malatya İl Müdürlüğü , Ağustos 2009- Kasım 2017 tarihleri arasında ise İzmir İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü olarak görev yaptıktan sonra 24 Kasım 2017 tarihinde Müsteşar Yardımcılığı görevine atandı. Malatya İl Müdürlüğü döneminden bu yana tanıdığımız Ahmet Güldal, tarım konusunda duyarlı,sektörle diyalog kuran ve sorun çözen bir yapıya sahip.

Fuat Fikret Aktaş(Bitkisel Üretim Genel Müdürü): Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi, ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun olan Aktaş, Siirt Pervari ve Eruh İlçe Müdürlüğü yaptı.Kırşehir’de veteriner hekim olarak görev yaptı. 1997 yılında Aydın’ a İl Müdürü olarak atandı. daha sonra Van İl Müdürlüğü, 2000-2002 yılları arasında ise Aydın Belediye Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2007 yılından itibaren Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığında görev yapmakta iken 2016 yılında, Aydın Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü olarak tekrar atandı. Bu görevden Ankara’ya Bitkisel Üretim Genel Müdürü olarak atandı

Ayşe Ayşin Işıkgece (Tarım İşletmeleri Genel Müdürü): Özel sektörden bu göreve atanan Ayşe Ayşin Işıkgece, Metro Mağazaları Gıda Satın Alma Grup Müdürlüğü ve Carrefour Sa Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu.

Zekeriya Erdurmuş (Hayvancılık Genel Müdürü): Balıkesir İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü olarak görev yaparken kısa bir süre önce, İzmir İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü olarak atandı. Zekeriya Erdurmuş İzmir’den Ankara’ya Hayvancılık genel Müdürlüğü görevine geldi.

Mustafa Altuğ Atalay (Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü):Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcılığından genel müdürlüğe atandı.

Hasan Özlü (Tarım Reformu Genel Müdürü): Erzurum Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden mezun olan Hasan Özlü uzun yıllar Devlet Su İşleri’nde görev yaptı. 5. Dünya Su Forumu Koordinatörlüğü yapan Özlü, 16 Mart 2017 tarihinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına Müsteşar Yardımcısı olarak görevlendirildi. Müsteşar yardımcılığından bu göreve atandı.

Mevlüt Aydın(Devlet Su İşleri Genel Müdürü): Devlet Su İşleri genel Müdür Yardımcılığından bu göreve atandı.

Volkan Mutlu Coşkun (Meteoroloji Genel Müdürü): İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliğinden mezun olan Coşkun Devlet Su işleri’nde çeşitli birimlerde çalıştı. 2011-2014 yılları arasında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda Özel Kalem Müdürü olarak görev yaptı. Bakanlık müsteşar yardımcılığı görevinden Meteoroloji genel Müdürlüğü görevine atandı.

Bilal Dikmen(Su Yönetimi Genel Müdürü): Genel Müdür Yardımcılığından bu göreve atandı.

Ahmet İpek(Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü): Genel Müdür Yardımcısı iken bu göreve atandı.

Yusuf Kandazoğlu (Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü): Orman Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığından bu göreve getirildi.

Osman Uzun (Et ve Süt Kurumu Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı): Aynı görevi vekaleten yürütürken, ataması yapıldı.

Özkan Kayacan(Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü): Çumra Ziraat Meslek Lisesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü’nde mezun oldu. Batman,Tokat, Sivas ve Antalya’da tarım il müdürlüklerinde görev yaptı. 2012 yılından bu yana Kayseri Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü olarak görev yaparken bu göreve atandı..

Aylin Çağlayan Özcan (Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü): Orta Doğu Teknik üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. 1992-2006 yılları arasında Devlet Su İşleri’nde çalıştı. Avrupa Birliği Bakanlığı’nda görev yaptı. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Sektörel Politikalar Başkanlığı görevinden Tarım ve Orman Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü olarak atandı.

Süleyman Değerli( Rehberlik ve Teftiş Başkanı): Orman ve Su işleri Bakanlığı İç Denetim Başkanlığı’nda İç Denetçi görevinden Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’na atandı.

Oruç Baba İnan(Strateji Geliştirme Başkanı): 2000 yılı ÖSS Türkiye birincisi olan İnan, Boğaziçi İşletme Fakültesinden mezun oldu. Oruç Baba İnan, 24 Haziran 2018 Genel Seçimlerinde AKP Konya Milletvekili Aday Adayı oldu.

Ahmet Kavak(Tütün ve Alkol Dairesi Başkanı): Bu görevi vekaleten sürdürüyordu,asil olarak ataması yapıldı.

Mehmet Hasdemir (Şeker Dairesi Başkanı): Şeker İzleme Denetim ve Koordinasyon Daire Başkanı olarak görev yaparken Şeker Dairesi başkanı oldu.

İdari atamalar
Dursun Kelkit, 1.Hukuk Müşavirliğine, İsa Sertkaya, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığına, Ecmel Ercan, Destek Hizmetleri Daire Başkanlığına, Selçuk Kavasoğlu,Bilgi İşlem Daire Başkanlığına atandı.

Tarım Bakanlığında 10 genel müdür görevden alındı, 22 yeni atama yapıldı

Tarım Bakanlığında 10 genel müdür görevden alındı, 22 yeni atama yapıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı’nda üst düzey yönetim büyük oranda değişti. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Tarım ve Orman Bakanlığı’nda 10 genel müdür görevden alınırken, üst düzeyde 22 yeni atama yapıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile yayınlanan atama kararnameleriyle Tarım ve Orman Bakanlığı’nın üst düzey yönetimi büyük oranda değişti.Bakan Bekir Pakdemirli’nin birlikte çalışacağı bürokratlar böylece belirlenmiş oldu.

Resmi Gazete’nin 19 Ağustos 2018 tarihli sayısında yayınlanan Kararname’ye göre görevden alınan genel müdürler şunlar:

-Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kemaloğlu

-Tarım İşletmeleri Genel Müdürü İsmail Şanlı

-Hayvancılık Genel Müdürü Muhittin Eyimaya

-Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Durali Koçak

-Tarım Reformu Genel Müdürü Abdullah Burak Keser

-Devlet Su İşleri Genel Müdürü Murat Acu

-Meteoroloji Genel Müdürü İsmail Güneş

-Su Yönetimi Genel Müdürü Bülent Selek

-Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Mehmet Mustafa Gözükara

-Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Nurettin Taş

Yapılan yeni atamalar ise şöyle:

-Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güldal

-Tarım İşletmeleri Genel Müdürü Ayşe Ayşin Işıkgece

-Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş

-Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay

-Tarım Reformu Genel Müdürü Hasan Özlü

-Devlet Su İşleri Genel Müdürü Mevlit Aydın

-Meteoroloji Genel Müdürü Volkan Mutlu Coşkun

-Su Yönetimi Genel Müdürü Bilal Dikmen

-Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Ahmet İpek

-Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Yusuf Kandazoğlu

– Et ve Süt Kurumu Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı Osman Uzun

– Bitkisel Üretim Genel Müdürü Fuat Fikret Aktaş

– Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Özkan Kayacan

-Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Aylin Çağlayan Özcan

– Rehberlik ve Teftiş Başkanı Süleyman Değerli

– Strateji Geliştirme Başkanı Oruç Baba İnan

– 1.Hukuk Müşaviri Dursun Kelkit

-Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanı İsa Sertkaya

– Tütün ve Alkol Dairesi Başkanı Ahmet Kavak

– Şeker Dairesi Başkanı Mehmet Hasdemir

– Destek Hizmetleri Daire Başkanı Ecmel Ercan

– Bilgi İşlem Daire Başkanı Selçuk Kavasoğlu

Kurban eti tüketirken kurban olmayın

Kurban eti tüketirken kurban olmayın

Gelecek hafta başlayacak Kurban Bayramı’nda yaklaşık 1 milyon büyükbaş, 2 milyon 750 bin küçükbaş hayvanın kurban olarak kesilmesi bekleniyor. Bayramda et tüketimi zirveye ulaşıyor.

“Kurbanda et tüketirken kurban olmayın” diye uyaran uzmanlar, et tüketimin en çok olduğu bu dönemde dikkat edilmezse bir çok sağlık sorunu yaşanabileceğine dikkat çekiyor.

Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Zeki Taudaş yaptığı açıklamada Kurban Bayramı’nda et tüketirken dikkat edilmesi gerekenleri şöyle özetliyor:

“Kurbanlık etin yoğun tüketileceği bayram günleri ve sonrasında, tüketicilerin daha bilinçli ve duyarlı olması gerekmektedir. Et, yapısı ve hayvansal kökenli hastalıklar, veteriner tıp ürünleri olarak adlandırılan kimyasallar, hem kesim hem de kesim sonrasındaki hijyen sorunları nedeniyle her zaman riskli kabul edilen bir üründür. Kesim öncesi ve sonrasında gerekli kontrollerin yapılması, kesim hijyeninin sağlanması ve sonrasında etin güvenli yollarla tüketiciye ulaşması amacıyla her aşamada risklerin kontrol edilmesi son derece önemlidir.Yaz mevsiminde olmamız nedeniyle kesilen etin birkaç saat içerisinde oda sıcaklığına ulaştırılması ve peşinden derhal buzdolabı koşullarına alınması sağlanmalıdır.

Nelere dikkat edilmeli?

— Kurbanlık etin dayanma süresi, kesim kalitesine ve parçaların büyüklüğüne göre değişmekle birlikte, buzdolabı koşullarında en çok 3 – 4 gündür. Kıymada bu süre 1-2 gündür. Uzun sürede tüketilecek et ise buzlukta ya da derin dondurucuda (-18 °C) muhafaza edilmelidir.

— Hemen tüketilmeyecek et kavurma yapılarak da muhafaza edilebilir.

— Donmuş et çözündükten sonra hemen tüketilmeli, asla tekrar dondurulmamalıdır.

— Kurbanlık etin henüz kesim sıcaklığında iken buzdolabına poşet içinde veya hava alamayacak biçimde büyük parçalar halinde üst üste yığılması durumunda, etin hava almayan kısımlarında çok kısa sürede (2 gün) bozulma ve kokuşma görülecek, tüketimi sağlık açısından risk oluşturacaktır. Bu durumdaki et kesinlikle tüketilmemelidir.

— Sakatat ile et aynı ortamda bulundurulmamalı ya da muhafaza edilmemelidir.

— Et, kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemeli, etin merkezi tam olarak pişene kadar (en az 70° C), ısıl işlem devam etmelidir.

Amerikan bademine 6 ayda 72 milyon $ ödedik

Amerikan bademine 6 ayda 72 milyon $ ödedik

Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu’nun açıkladığına göre ,Türkiye bu yılın ilk 6 ayında Amerika’dan 13 bin 716 ton badem ithal ettik. Ödenen döviz 72 milyon dolar.
Fındığımız para etmezken Amerika’dan badem alıyoruz. Sonra döviz krizi yaşıyoruz.

Üretici fındığı kabuklu 10 Liraya satamazken tüketici 60- 70 TL’ye iç fındık tüketiyor.

Çiftçi yemi dolarla alacak,sütü kuruşla satacak

Çiftçi yemi dolarla alacak,sütü kuruşla satacak

Bazı yem üreticileri bayilere gönderdikleri yem satış fiyat listesini Türk Lirasından dolara çevirdi. Dövizdeki artış nedeniyle yılbaşından bu yana yüzde 50’ye varan oranlarda zam yapan yem sanayicileri, çiftçiye dolarla yem satmaya başladı.

Bayilere gönderilen dolar bazlı satış fiyatı listesinde, protein içeriğine göre süt yemlerinin 50 kiloluk torbası fabrika çıkış fiyatı 13 dolar ile 20.69 dolar arasında değişiyor. Buzağı yemleri 14.60 ile 15.45 dolar, besi yemleri 13.37 ile 16.24 dolar, küçükbaş yemleri 8.70 ile 17.52 dolar ve kanatlı yemlerinin fiyatı ise 17.62 ile 24.31 dolar arasında değişiyor.

Bayilere gönderilen dolar bazlı yem satış fiyatları ile ilgili olarak yapılan açıklamada, verilen fiyatların fabrika çıkış fiyatı olduğu, yükleme tarihindeki fiyat listesinin geçerli olduğu, vadesinde yapılmayan ödemeler için yüzde 4 vade farkı uygulanacağı ifade ediliyor. Ayrıca ödemenin dolar olarak alınacağı bilgisine yer veriliyor.

Yem dolarla, çiğ süt kuruşla hayvancılık olur mu?

Dolarla yem satışının anlamı şu; dolar arttıkça yem fiyatı da artacak. Dolar düşünce fiyat düşecek. Fakat, dolarda aşırı bir düşme olursa yeniden Türk Lirası’na dönüş olacaktır.

Hayvancılık yapanlar için en önemli girdi olan yemde fiyatların dolar bazında uygulanması, buna karşılık çiğ süt fiyatının 6 ayda bir, kuruş basında artırılması kabul edilebilir bir durum değil. Yemi dolarla alan, çiğ sütü kuruşla satan çiftçi üretimi nasıl sürdürecek?

Hammaddesi büyük oranda dışarıdan ithal edilen yemin maliyeti dolar arttıkça artıyor. Yem üreticileri artan maliyeti fiyatlarına yansıtıyor. Fakat, bu yemi hayvanına yediren et, süt,yumurta üreten çiftçi ürün fiyatına aynı oranda yansıtamıyor. Çiftçiden çiğ sütü alan,karkas et alan sanayici bu ürünleri işledikten sonra et ve süt ürünleri olarak piyasaya sunduğunda artan maliyetleri belli oranda fiyata yansıtıyor. Bu ürünleri alıp satan market zincirleri çok yüksek kar marjları ile tüketiciye satıyor. Üretici ucuza satarken, tüketici pahallıya alıyor. Kimse buna müdahale etmiyor.

Çiftçi artan maliyeti fiyata yansıtamıyor. Çünkü, özellikle çiğ sütte fiyatı üretici belirlemiyor. Çiğ süt fiyatı Gıda Komitesi’nin görüşü alınarak Ulusal Süt Konseyi tarafından 6 ayda bir belirlenerek açıklanıyor. Fiyat 6 ay boyunca sabitleniyor. Bazen bu 7-8 ayı buluyor. Son olarak litre başına 1 lira 70 kuruş olarak belirlenen çiğ süt referans fiyatı 1 Temmuz’dan geçerli olması gerekirken 15 Ağustos’tan geçerli olacağı ilan edildi.

Kurban Bayramı’nda inek kesimi artacak

Üretim maliyetlerinin en önemli kalemini oluşturan yemdeki fiyat artışı üreticileri inek kesimine veya daha az yemle beslemeye yönlendiriyor. Yem fiyatlarının dolar bazında uygulanması ile devam eden süt ineği kesimi Kurban Bayramı’nda daha da artacaktır.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın inek kesiminin yasak olduğunu açıklamasına rağmen inek kesimi yapıldığı biliniyor. Zarar eden çiftçiye zorla hayvancılık yaptıramazsınız.

Süt- yem fiyat sarmalı nasıl kırılır?

Yazıyı yazarken Veteriner Hekim Tahir Yavuz’dan bir mesaj geldi. “Süt- yem fiyat sarmalı” başlığıyla gönderdiği mesajda tam da bu konuya dikkat çekiyor. Tahir Yavuz’un görüşleri özetle şöyle:

“Süt hayvancılığı sektörü süt -yem fiyat sarmalı içerisinde bocalamaya devam ediyor. Kesif yem girdilerinin yüzde 65 oranında ithal olduğu ifade ediliyor. Dolar ve Euro kurları yükseldikçe yemin zamlanması kaçınılmaz bir durum.
Yem fiyatı yükselince çiğ süt fiyatı da yükselmek zorunda. Çiğ süt fiyatı son günlerde biraz arttırıldı. Ama; daha yürürlüğe girmeden, hatta tartışmalar bitmeden fiyat eskidi!
Döviz kuru artışıyla kesif yeme zam gelecek, yeme zam gelince çiğ süt fiyatında artış yapılması gerekecek. Sarmalın içinde kaybolacağız.
Durumun enflasyon artışında suçlu görülmesi de cabası.

Fakat bu devamlılığı olmayacak bir durum. Çiğ sütte artış olunca sütten yapılan ürünlere, özellikle peynire zam gelecek, peynire zam gelince vatandaşın alım gücünü aşacak. Alım gücü azalan tüketici daha az peynir satın alacak. Mandıracı, sanayici daha az peynir satınca, daha az çiğ süt alımı yapacak. Mandıracı satamadığı ürün için neden hammadde alsın?

İş dönecek, dolaşacak yine süt hayvancılığı ile uğraşan üreticiyi vuracak.
Çiğ süt fiyatları düşük kalınca öncelikle inek kesimleri artıyor. Tabii, inekle birlikte ineğin rahimini, dolayısıyla yavru doğuracak olan anneyi kaybetmiş oluyoruz, aynı zamanda.
İnek kesilmese bile, yemden tasarruf etme düşüncesi çok büyük hataları beraberinde getiriyor.

Döl tutmama, süt veriminin azalması, metabolik hastalıklar sorunlar yumağı halinde karşımıza çıkıyor. İnek önündeki yemin azaltılmasını kesinlikle affetmez.

Süt sığırcılığı ile uğraşanlar toplamın sadece yüzde ikisi kadar bir masraf tutan, ama çiftliğin geleceğini en çok etkileyen suni tohumlamadan vazgeçerek boğa kullanmayı seçebiliyor. Süt- Yem paritesi bozulduğunda böylesi bir hataya düşen işletmelerde hastalıklar, döl tutma güçlükleri, yavru atma olayları, ölü yavru oranı artıyor. Neslin ileri gitmesi gerekirken geri gitmesi de ayrı bir sorun.

Peynir fiyatları ya da genel olarak süt mamulleri fiyatları tüketicinin alım gücünü aşınca sahte tereyağı, süt görmemiş peynir ve benzeri tağşişleri yapanlara gün doğuyor.

Kalıcı, nüksetmeyen bir çözüm için çiğ süt- kesif yem fiyatlarındaki sarmaldan kurtulmamız, çareyi kaba yem ve kesif yemde aramamız, gerekirse sübvanse edilmiş hammaddelerle yem yapılmasını sağlamamız gerekir.
Doğru teşhis, doğru müdahale, doğru yere yapılan operasyon, doğru tedaviyi ve şifayı sağlar.”

Özetle, dolarla yem alan, kuruşla süt satan çiftçinin gideceği yer kesimhanedir, kasaptır.

Birazdan Sputnik Radyo’da Yavuz Oğhan’ın sunduğu #Bidebunudinle propramında döv

Birazdan Sputnik Radyo’da Yavuz Oğhan’ın sunduğu #Bidebunudinle propramında döviz artışının tarıma etkilerini konuşacağız.

Amerika ile gerilen ilişkiler tekstil,gıda ve hayvancılığı olumsuz etkiler

Amerika ile gerilen ilişkiler tekstil,gıda ve hayvancılığı olumsuz etkiler

Türkiye, çok zor bir dönemden geçiyor. Cumhurbaşkanlığının deyimi ile “ekonomik savaş” yaşanıyor. Bu ekonomik savaşın yansımaları çok farklı sonuçlar doğuracaktır.

Amerika Birleşik Devletleri ile gerilen ilişkiler sonucunda dövizdeki artış dış ticareti de olumsuz etkileyecektir. Özellikle tarım sektörü açısından bakıldığında Amerika ile Türkiye arasındaki ticaret nedeniyle öncelikle tekstil,gıda ve hayvancılığın olumsuz etkilemesi bekleniyor.

Böyle bir süreçte tarımsal üretimin önemi daha net görülüyor. Türkiye’nin tarımda kendine yeterli bir ülke olmasının önemi tam da bugünler için çok önemliydi. Fakat, bunu büyük ölçüde yitirdik. Tarım hammaddeleri ve gıda ürünlerinde dışa bağımlı bir yapı oluştu. Türkiye’nin tarlaları boş dururken ithalat tercih edildi. Dün daha ucuz diye ithal edilen ürünler Türkiye’de yeterli üretilmediği için bugün çok daha pahallıya alınıyor. Bunun faturası her geçen gün ağırlaşacak.

Yaşanan her kriz bize tarımsal üretimin önemini,kendi kendine yeterli olmanın ve ihracatçı olmanın önemini daha iyi anımsatıyor. Rusya ile yaşanan krizden ders almadık, bugün Amerika ile yaşanan krizin etkilerini daha derinden yaşıyoruz,yaşayacağız.

Türkiye-Amerika dış ticareti

Genel olarak bakıldığında Amerika Birleşik Devletleri, 2017 yılı verileri ile Türkiye’nin en önemli 5. ihracat pazarı. Toplam ihracatın yüzde 5.5’i Amerika’ya gerçekleştiriliyor.

Türkiye’nin Amerika’ya ihracatı 2000 yılında 3.1 milyar dolar iken, 2017’de 8.7 milyar dolara ulaştı. 2017 yılında bir önceki yıla göre ihracat yüzde 30.7 oranında artış gösterdi.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’nin 2017 yılında Amerika’dan ithalatı bir önceki yıla göre yüzde 9.9 artış ile 11.9 milyar dolara ulaştı. Dış ticaret açığı Türkiye aleyhine 3.3 milyar dolar oldu.

Amerika ile dış ticaret verileri incelendiğinde 2000-2004 döneminde ihracatla ithalatın başa baş olduğu, 2005’te sonra dengenin Türkiye aleyhine bozulduğu dikkat çekiyor.

Amerika’dan pamuk,soya,badem ve ceviz ithalatı

Tarım sektörü açısından bakıldığında , Türkiye Amerika’ya yaptığı ihracattan çok daha fazlasını ithal ediyor.Bu nedenle tarım sektörü bu krizden daha fazla etkilenecek. En fazla ihracatı yapılan ürünlere bakıldığında, Türkiye, 2017’de Amerika’ya yaklaşık 148 milyon dolar değerinde traktör, 143 milyon 697 bin dolar yaprak tütün, 57 milyon 579 bin dolar zeytinyağı, 51 milyon dolarlık meyve ve sebze suları, 45 milyon 411 bin dolarlık kurutulmuş meyve ihraç etti.

Amerika’dan yapılan ithalatta ise tarım sektörü açısından ilk sırada pamuk yer alıyor. Türkiye bu ülkeden 2017’de 733 milyon 246 bin dolarlık pamuk ithal etti. Geçen yıl Amerika’dan 317 milyon 537 bin dolarlık nişasta,,şeker pancarı,şeker ve içki sanayinin atık ve posaları ithal edilirken, soya fasulyesi ithalatı 2015’te 338 milyon 851 bin dolardan 2017’de 174 milyon 767 bin dolara geriledi. Diğer kabuklu meyveler olarak badem ve ceviz ithalatı ise 2017’de 159 milyon 138 bin dolar oldu. Bu ülkeden yıllık ortalama 50 milyon dolarlık yaprak tütün ithal ediliyor.

Kriz tarımı nasıl etkiler?

Bu veriler ışığında iki ülke arasında yaşanan gerilim nedeniyle bu ülkeden yapılacak pamuk ithalatı dolardaki artışa bağlı olarak hem azalacak hem de çok pahallıya gelecek. Bu nedenle tekstil sektörü olumsuz etkilenecek. Türkiye’de son iki yılda pamuk ekimine yeniden dönüş olması nedeniyle ihtiyacın bir bölümü yerli üretimle karşılanacak. Fakat,yıllık ortalama 1.6 milyon tona ulaşan pamuk tüketiminin 800 bin tonu ithal ediliyor. Dolayısıyla Amerika’dan alınmasa bile başta Yunanistan olmak üzere Türk Cumhuriyetleri ve diğer ülkelerden dolar veya Avro ile ithal edileceği için, pamuğun ithalat maliyeti yükselecek. Bunun iplik ve tekstil,konfeksiyon ürünlerine yansıması ile Türkiye’nin rekabet gücü zayıflayacaktır. Bu nedenle Türkiye’nin pamuk ihtiyacını kendisinin üretmesi çok büyük önem taşıyor.

Dışa bağımlılık hayvancılıkta can yakacak

Amerika ile yaşanan gerilimin olumsuz etkileyeceği bir başka önemli sektör ise, hayvancılık. Özellikle yem hammaddesi bakımından büyük oranda dışa bağımlı olan Türkiye, bu ülkeden olan soya ithalatını azaltsa da ihtiyacı olan yıllık 2 milyon 100 bin ton soyanın 2 milyon tonunu farklı ülkelerden ithal ediyor.

Ayrıca yıllık 1 milyon tonun üzerinde mısır ithalatı dahil toplamda 12 milyon tonun üzerinde yem hammaddesi ithalatı yapan Türkiye, 3.7 milyar dolar döviz ödüyor. Dövizdeki artış nedeniyle soya ve diğer yem hammaddelerinin fiyatı her geçen gün artıyor. Fiyat artışı nedeniyle artan yem maliyeti hayvancılık yapan çiftçilerin kabusu oldu.

Hayvancılık yapanlar bu yüksek girdi maliyetlerini ürün fiyatına yansıtamadıkları için hayvancılıktan çekiliyor. Bunun da ağır bir faturası olacak. Türkiye, kırmızı et başta olmak üzere et ve et ürünlerini,süt ve süt ürünlerini daha pahalıya tüketmek zorunda kalacak.
Amerika ile yaşanan sorunlar nedeniyle soya ithalatını Rusya,Ukrayna gibi ülkelere yönlendiren Türkiye, bu ülkelerle olası bir sorun yaşandığında ihtiyacını nereden karşılayacak? Dolayısıyla yem hammaddeleri üretimini artırmak zorunda.

Zeytinyağında büyüyen pazar

Dünyada zeytin üreticisi olmayan ülkeler arasında en büyük zeytinyağı alıcısı ülke Amerika Birleşik Devletleri. Bu ülkeye zeytinyağı ihracatını artıran Türkiye, bu gerilimli ortamda Amerika vergi artışı veya ek önlemler aldığı taktirde ihracat olumsuz etkilenecek. Zeytinyağı üretimini artıran Türkiye, Amerika pazarını kaybetme riski ile karşı karşıya.

Tarımda treni kaçırdık mı?

Rusya yaşadığımız krizin tarıma etkilerini gördük. Ders almadık. İthalata dayalı politika devam etti. Şimdi Amerika ile yaşanan kriz,yarın başka ülkelerle yaşanabilir. Yapılması gereken çok net. Tarımda üretim politikalarına dönmek zorundayız.

Twitlerle yönetilen, daha doğrusu yönetilemeyen dünyada her an her şey olabilir.Bu nedenle nüfusumuzu beslemek için,bağımsızlığımız için tarımsal üretimi sürdürmemiz gerekiyor.
Amerika ile Avrupa Birliği ile yıllardır kriz yaşayan ve yaptırımlarla karşı karşıya kalan Rusya’nın uyguladığı politika örnek alınmalı. Rusya tarım ve gıdada ihtiyacını karşılamak için ciddi yatırımlar yapıyor. Üreticisine destekler sağlıyor. Rusya bugün dünyanın en büyük tahıl ihracatçısı konumuna geldi. Hayvansal ürünlerde, yaş meyve ve sebze de kendine yeterli konuma gelmek için çalışıyor. Üretimi belli bir noktaya getirince kendine yeterli olmasa bile, bunu kullanarak ürün aldığı ülkelerde fiyatı kendi belirler konuma geldi.

Amerika Birleşik Devletleri daha bir ay önce kendi tarımını korumak için 12 milyar dolarlık ek destek bütçesini kabul etti. Çin,Japonya hemen her ülke kendi tarımını koruyor. Beğenmediğimiz Sudan,Cezayir,Irak bile üreticisini ithalat yasakları ile korurken, Türkiye ithalata bağımlı bir politika ile yoluna devam edemez.

Türkiye tarımda bu treni kaçırdı mı? Büyük oranda kaçırdı. Fakat şu kriz ortamında ülkenin geleceği tarımla kurtulabilir. Ekonomik kriz yaşayan yurttaşlar yüzünü yeniden kırsala çevirdi. Üretim odaklı politika ile Türkiye kendi ihtiyacını üretebilir ve ihracatla ihtiyaç duyduğu dövizi kazanabilir. Krizin bir nedeni de yıllardır ihmal edilen tarımsal üretim olduğunu görmek gerekir.

Özetle, tarımda üretimi destekleyecek ulusal politikalara acil olarak dönülmeli. Yarın yine çok geç olacak.

Ferrero fındık fiyatını açıkladı

Ferrero fındık fiyatını açıkladı

Toprak mahsülüleri ofisi fındık fiyatını açıklamada gecikince Türkiye’nin en büyük fındık alıcısı ve ihracatçısı konumundaki Ferrero fındık fiyatını açıkladı.

Ferrero müşterilerine telefon ederek 2018 ürünü kabuklu fındığın kilosunu kalitesine göre 11 lira 25 kuruş ile 11 lira 50 kuruştan alacağını bildirdi. İç fındık fiyatını ise henüz açıklamadı.

TMO fiyat açıklamadı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli geçtiğimiz günlerde fındıkla ilgili çalışmaların devam ettiğini, üreticinin mağdur edilmeyeceğini ve fiyatın önümüzdeki günlerde açıklanacağını söylemişti. Toprak Mahsulleri Ofisi, 2018 ürünü fındık fiyatını henüz açıklamadı. Dövizdeki artış ve piyasadaki fiyat oluşumuna göre Toprak Mahsulleri Ofisi’nin fındık fiyatını açıklaması bekleniyor. Fındık üreticisinin beklentisi fiyatın en az 15 lira olması.

Bizi Takip Edin!

7,625TakipçilerBeğen
82TakipçilerTakip Et
2,511TakipçilerTakip Et
3,915TakipçilerTakip Et
20,547TakipçilerTakip Et
83AboneAbone Ol

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

- Advertisement -
Reklam Ver

Yazar Hakkında

Ali Ekber Yıldırım kimdir? Dünya Gazetesi'nde 30 yıldan beri gazetecilik yapıyor. Muhabir,haber müdürü ve İzmir Temsilcisi olarak çalıştı. Tarım konusunda uzmanlaştı ve 22 yıldır tarım yazıyor. Tarım,gıda,hayvancılık konularında ulusal ve yerel televizyonlarda sıklıkla görüşüne başvuruluyor.