Türkiye tarımına Çin ilgisi
Reklam Ver

Antalya Tarım Fuarı’na Çin’in ilgisi

Türkiye’de bir çok sektör ihracat stratejisini belirlerken kalabalık nüfusu nedeniyle hedef pazar olarak Çin’i ilk sıralara koyar. Bir zamanlar fındık ihracatçıları tanıtım yaparken her Çinli’ye bir fındık yedirsek, fındıkta arz fazlası sorunumuz kalmaz” diye söze başlardı. Bu örnek bir çok ürün için geçerliliğini koruyor.
Fakat, iki ülke arasındaki ticaret hacmine bakıldığında Türkiye, Çin’e 2016 verileri ile 2 milyar dolarlık ihracat yaparken bu ülkeden yapılan ithalat 25 milyar doların üzerinde. Ciddi bir açık söz konusu. Bu ticarette tarım ürünlerinin payı son derece düşük. Son yıllarda kiraz,antepfıstığı,süt ve süt ürünleri ihracatı için Türkiye’nin yoğun çabaları var.
Çinliler de boş durmuyor. Türkiye’ye daha çok tarım ürünü,tarımsal girdi satmak için her fırsatı değerlendiriyor.
Antalya’da 29 Kasım-2 Aralık 2017 tarihlerinde düzenlenen 17. Growtech Eurasia Uluslararası Sera,Tarım Ekipmanları ve Teknoloji Fuarı’na 800 firma katıldı. Bu firmalardan yüzde 10’u yabancıydı.Yabancı firmaların yarıdan fazlası (46 firma) Çin’den katıldı.
Çin’in yanı sıra Japonya,Hollanda, İspanya, Güney Kore firmaları da fuara yoğun ilgi gösterdi. Ayrıca Ekonomi Bakanlığı’nın desteği ile çok sayıda alım heyeti fuara getirildi. “Yabancılar Türkiye’ye gelmez” denilen bir dönemde yapılan Fuar’da çok sayıda yabancı vardı.
Özel bir bölümde yer alan Çin firmalarının büyük bölümü gübre üreticisiydi.
Türkiye’nin gübre hammaddesi bakımından neredeyse yüzde 100 dışa bağımlı olduğunu gören Çin firmaları, Türkiye’ye gübre satmaya gelmiş. Fuar için özel katalog hazırlamışlar. Bir çok firmanın standında Türkçe konuşan ve ziyaretçilerle kolay iletişim kuran görevliler vardı.

Gübre’de DNA Barkod uygulaması

Çin firmaları Türkiye’ye gübre satmak için yoğun çaba gösterirken, fuarda konuştuğumuz gübre üreticileri,1 Ocak 2018 itibariyle yürürlüğe girecek DNA Barkod uygulamasının sektörde yaratacağı kaosun endişesini yaşıyor. Amonyum nitratlı gübrelerin patlayıcı yapımında kullanılmasını önlemek amacıyla tüm gübrelerin DNA Barkod ile izlenmeye alınmasını eleştiren gübre üreticileri ve satıcılarının anlattıkları özetle şöyle:
“Türkiye’de yüzlerce gübre çeşidi var. Bunların içinde patlama riski olan sadece iki çeşit var. O iki çeşit için yasak geldi. Fakat, Ankara’da masa başında alınan bir kararla tüm gübre çeşitlerinin izlenmesi için 1 Ocak 2018 itibariyle “DNA Barkod” uygulaması başlatılacak. Gübrelerin içine DNA Barkod konularak izlenmesi sektörü işlemez duruma getirecek.
DNA Barkod uygulamasının dünyada örneği,benzeri yok. Bunu ilk kez Türkiye uygulayacak.Daha doğrusu uygulayamayacak.Çünkü uygulanabilir bir durum değil. DNA Barkod uygulamasını getirenler sektörü,gübrenin üretim,dağıtım aşamalarını hiç bilmeyenler. Deniliyor ki, 1 ton gübrenin içine 15 gram DNA atılacak. Bu 15 gram 1 tona sirayet edecek ve bununla gübre izlenecek. Böyle bir şey mümkün değil.Belli ki DNA Barkod satacak bir firmaya ayrıcalık sağlanacak. Birileri zengin edilecek. Organik gübre üreten,final ürünü ithal eden bir firma kendi ürününün içine bilmediği bir ürünü katar mı? Bunun bitkiye ve oradan da insan ve hayvan sağlığına olumsuz etkisi olursa hesabını kime soracaksınız? Bunun sektöre çok büyük maliyeti olacak. Bu maliyet çiftçiye,ürüne yansıtılacak. Bu uygulamadan hemen vazgeçilmeli.”

İnovasyon ödülleri

Fuarda geleneksel hale gelen “Tarımsal İnovasyon Ödülleri” bu yıl Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın desteği ile 5 kategoride verildi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin, törende yaptığı konuşmada tarım sektörünün inovasyona çok ihtiyacı olduğunu belirterek: “Biz beş kategoride ödül verdik, fakat tarımda inovasyonun hedefi tektir. Tarımda sağlıklı, güvenli, çevreci, verimli ve yüksek katma değerli üretimi sağlamaktır. Ödül alan firmalarımızın veya projelerin ortak noktaları kimyasal kalıntıları azaltmak, verimliliği artırmak, su tasarrufu sağlamak ve yerel tohumları koruyarak geliştirmektir. Tarımda sürekli olarak fiyatları, destekleri ve ihracatı konuşuyoruz. Asıl konuşmamız gereken ise bu yeniliklerle markalaşmış, yüksek kaliteli ve katma değerli ürünlere geçmektir. Su ve toprak zengini değiliz, doğayı tüketerek zenginleşemeyiz. Sürdürülebilir kalkınma ekonomik anayasamızın birinci maddesi olmalıdır.”dedi.
Tohum, Fide kategorisinde A-Z Tohum Tarım Ürünleri, Sera Sulama Sistemleri Kategorisinde Özyüreksan, Tarımsal Bilişim Kategorisinde Suyabakan Hassas Tarım Platformu, Bitki Besleme & Koruma kategorisinde Safa Tarım, Seçici Kurul Özel Ödül kategorisinde Akdeniz Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ayşegül İnce ödül aldı.

Fide robotu,doku kültürü ve yeni teknolojiler

Bundan 5-6 yıl önce fuarda aşılı fide firmalarının yeni ürünlerle yarıştığına tanık olmuştuk. Fide üretimi artık sıradan,olağan bir iş olarak görülüyor. Yıllık 4 milyar adet fide üretiliyor. Bu yıl fuarın en çok ilgi gören teknolojiler arasında fide dikimi yapan otomatik,yarı otomatik makinelerdi.
Japon Yanmar firmasının robotu andıran yarı otomatik fide dikim makinesi, Güney Kore’den HRC firmasının fide aşılama robotunu görmek için ziyaretçiler yoğun çaba gösteriyordu.
Doku kültürü ile fide ve fidan yetiştiriciliği de ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor. Güney Agripark Doku Kültürü Laboratuarı Kurucusu Dr. Hasan Ünal, doku kültürü ile 3 yıla kadar muz ithalatının sona ereceğini söylüyor. Avokado,Kiwi,Böğürtlen,Blueberry ve doğal şeker bitkisi Stevia fidanlarını doku kültürü ile ürettiklerini anlatan Hasan Ünal, meyve bahçelerinin tümüyle yenilenmesi gerektiğini ifade ediyor.
Growtech Eurasia Marka Direktörü Engin Er’in verdiği bilgiye göre, Antalya Tarım Fuarı’na katılımcı veya ziyaretçi olarak gelenler ya yeni teknolojilerini tanıtmaya ya da teknoloji almaya geliyor. Tohumculuk,seracılık,gübre ve diğer girdilerde pek çok yenilik ilk kez bu fuarda sergilenirken bu yıl ilk kez düzenlenen “Tarım Sohbetleri” bilginin paylaşılması açısından önemliydi.
Fuar izlenimlerimizi,domates üretiminde ki çeşitliliği,Rusya’nın sera yatırımlarını yarınki yazıda paylaşacağız.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız