Ağacı,toprağı koruyamazsak felaketlere hazır olmalıyız!
Reklam Ver

Toprağın,ağacın,doğanın değerini bilmezsen felaketler kaçınılmaz olur

Temmuz ortasında aşırı yağış nedeniyle İstanbul ve bazı iller felaketle karşı karşıya kaldı. Yaşam felç oldu. Arabaların geçtiği yoldan insanlar yüzerek geçmek zorunda kaldı.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, olayı “afet” olarak ilan etti.
Çevrenin hiçe sayıldığı,çevrecilerin cezalandırıldığı, doğal yaşamın yok edildiği, toprağın değersiz, betonun yüceltildiği bir toplumda daha çok afet yaşanır. Toprağın, ağacın, kuşun,böceğin kısacası doğal yaşamın değerini bilmezsen, o dengeyi bozarsan bu tür felaketler kaçınılmaz olur. Üstelik bu İstanbul’un,Ankara’nın sorunu değil,i dünyanın sorunu.
İstanbul’da yaşanan felaket sonrasında televizyon kanalları, medya küresel ısınmayı hatırladı. Her konunun uzmanı ekran demirbaşları küresel ısınmayı konuşuyorlardı. Hiç birinin tarımdan,topraktan,küresel ısınmadan haberi yok. Dün hükümetin rant politikalarını destekleyenler, gezi parkı için yürüyenleri “terörist” ilan edenler bugün küresel ısınmayı dert olarak anlatıyor. Çok gülünç.
Oysa bu felaketlerin nedeni doğayı yok eden, hükümetlerin rant politikaları. Amerika Başkanı Trump “küresel ısınmaya inanmıyorum” diyor.
Dünya hızla kirleniyor.Yaşanmaz hale getiriliyor. Mevsimler değişiyor,iklim değişiyor. Dünya çölleşiyor. Tarım toprakları yok ediliyor.Ormanlar yakılıyor. Bunun sonucunda da felaketler peşi sıra geliyor. Bunların hepsinin birinci derecede sorumlusu insanlardır.
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, çölleşmeye toprakların kaybedilmesine dikkat çekerek şunları söylüyor: ” Toprağı koruyan en önemli doğal varlık bitki örtüsü. Otsu bitkilerden oluşan doğal bitki örtüsü olan meraların bu konuda önemli işlevleri var. Çünkü meralar, erozyonu önleme, su üretimi, karbon depolama ve biyolojik çeşitliliğin korunması gibi önemli ekolojik hizmetler sunuyor. Tarımsal üretimde kullanılan birçok bitkinin yabani akrabalarını barındırarak gıda güvenliği açısından da genetik rezerv rolü üstleniyor. Bu bakımdan kurak bölgelerde meraların korunması çölleşmenin önlenmesi için büyük önem taşıyor. Maalesef 1950’li yılların başında 39 milyon hektar olan Türkiye mera alanlarının yüzde 65’i tahrip edildi. Kalan meraların yüzde 64’ünde yeterli bitki örtüsünün bulunmaması nedeniyle erozyon görülüyor. Toprağımızı ve geleceğimizi koruyabilmemiz için meraların korunması ve ıslah çalışmaları yapılması gerekiyor” dedi.
Toprak kaybı büyük
Toprağın etkili ve sağlıklı şekilde kullanılmasının ve bozuk olan toprakların iyileştirilmesinin hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli olduğunu söyleyen Deniz Ataç; “Dünya çapında yaklaşık 1.5 milyar insan yaşamını ve geçimini bozulmuş topraklardan oluşan arazilere bağlı olarak sürdürüyor. Birleşmiş Milletler’e göre dünya çapında her sene yaklaşık Bulgaristan kadar bir toprağı (12 milyon hektar) kaybediyoruz. Bu alan her yıl 20 milyon ton tahıl üretimi yapma olanağı sağlayacak bir büyüklüğe karşılık geliyor.”diyor.
Ataç’ın da belirttiği gibi, toprak sınırlı bir doğal varlıktır. Sürdürülebilir yaşam için dünyadaki doğal varlıkların korunması gerekiyor. Dünyanın sadece yüzde 3’ü ekilebilir topraklardan oluşuyor. Toprağı, çölleşmeyi, arazi bozulumunu, kuraklığı bilmeden, önlem almadan gıda güvenliği sağlanamaz. Biyolojik çeşitlilik, iklim değişikliği ve ormanların önemi yeterince anlaşılmadığı için bu felaketlerle yüz yüze kalıyoruz.
TEMA Vakfı Başkanı Deniz Ataç’ın verdiği bilgilere göre, dünyada karasal alanların yüzde 40’ı kurak alanlardan oluşuyor. Dünya nüfusunun 1/3’ünden fazlası kurak alanlarda yaşıyor. Dünya gıda üretiminin yüzde 44’ü kurak alanlardan sağlanırken, dünya hayvancılığının yüzde 50’si de yine bu alanlarda yapılıyor. Kurak ormanlar dünya tropikal ve sub-tropikal ormanlarının yüzde 50’sini oluşturuyor.
Dünyada 2.6 milyar insan doğrudan tarıma bağlı. Tarım alanı için kullanılan arazilerin yüzde 52’si kısmen veya şiddetli bir şekilde arazi bozulumundan etkilendiği biliniyor.Arazi bozulumu 1.5 milyar insanı etkiliyor.
Her yıl erozyonla 24 milyar ton verimli toprak yok oluyor. Kuraklık ve çölleşmeden dolayı, her yıl 20 milyon ton tahılın yetişebileceği 12 milyon hektar yok oluyor. Dakikada 23 hektar demek.
İklim değişikliği ve su sorunu
Şu anki tarımsal aktiviteler, toplam sera gazı salımının yüzde 13’ünden fazlasını oluşturuyor. Var olan tarımsal aktiviteler ve ürün çeşitlerine bakılırsa iklim değişikliği 2050 yılına kadar çoğu ülkedeki tarımsal verimde yüzde 15 ila yüzde 50’lik bir düşüşe sebep olacağı tahmin ediliyor.
Var olan tarımsal faaliyetler dünyanın tatlı su kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını kullanıyor. Arazi bozulumu suya erişimi ve su kalitesini tehlikeye atıyor. 2030’da bazı kurak ve yarı-kurak arazilerde 700 milyona yakın insanı yerinden edebileceği tahmin ediliyor.
Dünyanın orman örtüsü her yıl 13 milyon hektar azalmaya devam ediyor.Dünya çapında 2 milyar hektarın orman ve arazi restorasyonuyla yenilenme olanağı var. Karma ormancılık, ormanların restore edilmesiyle beraber açlıkla savaşmak için umut vadeden bir ortam oluşturuyor.
Gıda güvenliği ve açlık
Arazi bozulumu, gelecek 25 yılda küresel gıda üretimini yüzde 12 düşürerek dünyadaki gıda fiyatlarını yüzde 30 oranında arttırabilir.
Önümüzdeki 25 yılda küçük aile işletmeleri ile topraksız köylülerden oluşan 925 milyon kişi açlığa maruz kalacağı tahmin ediliyor. Arazi bozulumu biyolojik çeşitliliği tehlikeye atıyor. Çölleşme ise küresel ölçekteki biyolojik çeşitliliğe etki ediyor. Her yıl 27 bin tür yok oluyor.
Özetle, İstanbul’da yaşanan felaketin,,dünyanın başka bölgelerinde yaşanan felaketlerden ayrı düşünemeyiz. Dünyada ve elbette Türkiye’de kesilen her ağaç, kaybolan her karış toprak, yok edilen biyo çeşitlilik, kuraklık ve çölleşme sonucu bu felaketleri yaşıyoruz. Önlem alınmazsa daha büyük felaketler yaşanacaktır.
******
Teşekkür ve kutlama
Eski Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’e bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür eder,yeni Bakan, Ahmet Eşref Fakıbaba’ya başarılar dileriz.

 

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız