Tohumculuğun yol haritası belirlendi
Reklam Ver

Tohumculukta “ulusal” stratejiler

Türkiye Tohumcular Birliği, yaklaşık 1.5 yıllık çalışma ile TÜBİTAK’a bağlı Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE) ile birlikte “Tohumculuk Sektörü Ulusal Strateji Geliştirme Projesi”ni gerçekleştirdi.
Proje kapsamında “Tohumculuk Sektörü Ulusal Strateji Raporu hazırlandı. Başka bir deyimle tohumculuk sektörünün yol haritası çıkarıldı.
Çalışma kapsamında, Türkiye Tohumcular Birliği’ne bağlı 7 alt birlik için ayrıca ulusal strateji geliştirme raporları hazırlandı. Böylece, Tohum Yetiştiriciliği, Bitki Islahçıları, Tohum Sanayicileri ve Üreticileri, Tohumluk Dağıtım Sektörü,Fide Sektörü,Süs Bitkileri Sektörü, Fidancılık Sektörü için de ayrı ayrı “ulusal stratejiler” belirlendi.
Proje kapsamında hazırlanan raporlar İstanbul’da yapılan toplantıda açıklandı. Toplantıya,Türkiye Tohumcular Birliği Yönetimi ve bağlı 7 alt birlik başkan ve yöneticileri, tohumculuk sektörü temsilcileri, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürü Mesut Akdamar, Tarım Reformu Genel Müdürü Abdullah Burak Keser, Tohumculuk Dairesi Başkanlığı yöneticileri ve uzmanları,Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE) Başkanı Tezer Battal, Enstitü’nün uzmanları, üniversitelerde bu alanda çalışan öğretim görevlileri katıldı.
Türkiye Tohumcular Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Yılmaz, projenin temel amacını şu sözlerle açıkladı: “Tohumculuk sektöründe uygulanabilir etkin stratejiler ve politikalar ile farkındalık oluşturmak ve yenilikçilik perspektifiyle; üretimin, ihracatın, verimliliğin, kullanım alanlarının ve katma değerinin arttırılarak yerel kalkınmanın ve tohumculuk sektöründe ülkemizin bölgesel ve uluslararası rekabet gücünün arttırılmasına katkı sağlamaktır.”
Tohumculuğun yeni yol haritası
Tohumculuk Sektörü Ulusal Strateji Geliştirme Projesi sonucunda ortaya çıkan yeni yol haritasını ise Kamil Yılmaz şöyle anlattı:
— Birliklerin ve üyelerin kurumsal kapasitelerinin arttırılması,
— Kaliteli ve yeterli sertifikalı tohumluk üretiminin sağlanması,
— Ar-Ge alt yapısının geliştirilmesi,
— Markalaşmaya önem verilmesi,
— İhracat imkanlarının geliştirilmesi,
— Rekabetçiliğin artırılması,
— Kayıt dışılığın önlenerek haksız rekabetin önlenmesi,
— Bütün bunların yapılabilmesi için ihtiyaç duyulan gerekli yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi.
Yapılan toplantıdan sonra Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı Kamil Yılmaz Yönetim Kurulu Üyeleri ve Birliğe bağlı alt birliklerin başkanları ile basın toplantısı yaparak güncel gelişmeler hakkında soruları yanıtladı.
2018’de sertifikasız tohuma destek yok
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının son dönemde tohumculuk sektörü ile ilgili bir dizi önemli kararlar aldığına dikkat çeken Yılmaz: ” 2018 yılından itibaren tüm tohumlukların sertifikalı olması ile Milli Tarım Projesi’nin en önemli ayaklarından biri olan Havza Bazlı Üretim ve Destekleme Modeli’nde belirlenen ürünleri 5 dekarın üzerindeki alanlarda üreten çiftçilerin ancak sertifikalı tohum kullanmaları durumunda destek alacak olmaları sektörümüz üzerine büyük sorumluluk ve görev yükledi.Tohumculuk sektörü olarak bu kararları destekliyoruz.” dedi.
Rakamlarla tohumculuk sektörü
Kamil Yılmaz’ın verdiği bilgilere göre, sertifikalı tohum üretimi 2002 yılında 145 bin tondu. 2009 yılında 385 bin tonu aşan üretim, 2013’te 743 bin tona, 2015 te ise 896 bin tona ulaştı. 2016 yılında ise 957 bin 925 ton üretim yapıldı.
Tohumculuk sektörü içinde değerlendirilen fide, fidan ve süs bitkileri üretimlerinde de ciddi artışlar sağlandı. 2016 verilerine göre, Türkiye’de 4 milyar adet fide, 138.2 milyon adet fidan, 1,5 milyar adet süs bitkisi üretiliyor. Bu rakamlar 10 yıl öncesiyle kıyaslandığında fide üretiminde yüzde 300, fidan üretiminde yüzde 50 artış sağlandığı görülüyor.
Tohumculuk sektörü 2023 yılı için 1 milyon tonluk sertifikalı tohum üretimini hedeflerken, daha şimdiden bu hedefe ulaşıldı. Yeni hedef, 1.5 milyon ton üretime ulaşmak.
Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı Kamil Yılmaz bu verileri açıkladıktan sonra, “Türkiye bugün tohum ithalatından vazgeçse bile kendine yeterli bir tarımsal ürün arzını rahatlıkla sağlayacak konumdadır.” dedi.
Tohum dış ticareti
Yılmaz, tohum dış ticareti hakkında ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Miktar olarak ihracatımız ithalatımızdan fazladır. Değerde ise, 2004 yılında 35 milyon dolarlık bir ihracat yapıyorduk, 2015 yılında bu rakam 115 milyon dolar oldu. 2016 yılına baktığımız zaman ihracatımızın 153.5 milyon dolara çıktığını görüyoruz. Bu miktar 2004 yılına göre yüzde 436, 2015 yılına göre yüzde 49.4 oranlarında artış anlamına geliyor. Tohumculuk sektörü içinde değerlendirilen süs bitkileri ve fidan ihracatının da eklenmesiyle geçen yıl 202 milyon dolar olan ihracat 262 milyon dolara çıkmıştır. Tohum ithalatımız ise miktarda 2016 yılında bir önceki yıla göre yüzde 13 düşmüş, değerde ise 202 milyon dolarla aynı kalmıştır. İhracatın, ithalatı karşılama oranı yüzde 89’a ulaşmıştır. Türkiye tohumculuk sektörü bugün 70’ten fazla ülkeye tohum ihraç etmektedir. Ticaret hacmi olarak dünyada 10. sırada olan ülkemizin hedefi ilk 5’te yer almaktır.”
GDO’lu tohum yasak
Tohumculukta bilgi kirliliği olduğuna işaret eden Kamil Yılmaz hibrit tohum, Genetiği Değiştirilmiş Organizma(GDO) ve diğer kulardaki görüşlerini ise şöyle özetledi:
“Ülkemizde GDO’lu tohum üretimi yoktur, ithalatı da yasaktır, bu konu “Biyogüvenlik Yasası” kapsamında çok sıkı denetim altındadır. Ancak ne kadar uğraşsak dahi GDO kadar gündemden düşüremediğimiz bir konu daha var. Ne yazık ki Hibrit (melez) tohumlarla üretilen ürünlerin sağlığa zararlı olduğu, kısırlık yaptığı zaman zaman gündeme geliyor. Hibrit tohumların sağlığa zararlı olduğunu net bir şekilde ispatlayan bilimsel bir kanıt yoktur. Çünkü hibrit tohum üretimi doğal bir yöntemdir. Hele GDO ve GDO teknolojileri ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bir ana bir babadan olan hepimiz, birer hibrit canlıyız. Sektörümüzün bütün yaptığı şudur; saflaştırılmış ve uzak akraba ana ve baba hatları kontrollü bir ortamda birleştirip, her iki tarafın olumlu özelliklerini ön plana çıkartarak yeni, verimli ve üstün çeşitler meydana getirmek. Doğada kendiliğinden gerçekleşen süreçleri, biz kontrollü ortamlarda gerçekleştiriyoruz.”
Tohum şirketleri birleşmeli
Dünyada tohum şirketleri birleşirken,sermaye yetersizliği içindeki yerli firmaların bağımsız hareket etmesinin doğru olmadığını anlatan Yılmaz: “Sermayelerimiz yetersiz. Gücümüzü birleştirmeliyiz. Gelişmiş ülkelerde tohum firmaları birleşiyor. Yabancılar kendi aralarında birleşiyor. Gelip bizim firmaları alıyor veya ortak oluyor.Biz birleşemiyoruz. Bağımsız olmayı tercih ediyoruz. Bu anlayışın değişmesi gerekiyor.Türkiye’de 791 tohumculuk şirketi var.Bunlardan 35’i yabancı sermayeli. yabancıların mısır,şekerpancarı ayçiçeği gibi endüstriyel ürünlerde yüzde 90’a varan payı var. Ama, 10 yıl önce bu yüzde 100’dü. Yerli firmaların ciddi bir çalışması var. ” yorumunu yaptı.
Salı günü İstanbul’da katıldığımız Tohumculuk Sektörü Ulusal Strateji Geliştirme Projesi toplantısında öne çıkan konular bunlardı. Tohumculuk tarımın temeli. Bu nedenle atılan her adım,yapılan her çalışma tarımı doğrudan etkileyecektir. Türkiye, sahip olduğu biyoçeşitliliği koruyarak,ıslah çalışmaları ile dünya tarımında söz sahibi olabilir.Bu potansiyel fazlasıyla var.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız