Reklam Ver

İthalatı artırarak,ihracatı engelleyerek gıda fiyatları düşürülebilir mi?

Enflasyonun çift haneli rakamlara 11.87’ye ulaşması ile gıda fiyatları bir kez daha ülkenin gündeminde ilk sıralarda yer aldı. Domates fiyatı üzerinden yüksek gıda fiyatları ve enflasyona yansıması tartışılıyor.
Enflasyonun yükselmesinde daha büyük etkisi olan ulaştırma sektörü nedense hiç gündeme gelmiyor. Belli çevrelere göre, enflasyonun bir tek sorumlusu var; o da gıda fiyatları. Gıda fiyatları düşürülürse enflasyon sorun olmaktan çıkar.
İyi de gıda fiyatları nasıl düşürülecek?
Bu konuda deyim yerindeyse her kafadan bir ses çıkıyor. “Üretimi artırmalıyız” diyen de var,ithalatla fiyatı düşürelim diyen de. Bunlar geçmişten bugüne tekrarlanan önlemler.
Yeni,orijinal bir fikir daha ortaya atıldı. Deniliyor ki; “Hans’a ucuz ürün satacağımıza, Hasan ucuza yesin. Yani, ihracatın önünü keselim, başka ülkelere ihraç edeceğimize kendi yurttaşımıza ucuza yedirelim.”
İhracatı engelleyerek gıda fiyatları düşürülebilir mi?
Soruya net yanıt vermek için konuyu biraz daha detaylandırmakta yarar var.
1- Türkiye İstatistik Kurumu’nun Nisan ayı verilerine göre yıllık enflasyon Tüketici Fiyat Endeksi’nde yüzde 11.87, Üretici Fiyat Endeksi’nde yüzde 16.37 oldu. Bu, son 9 yılın en yüksek enflasyon oranı.
2-Son 9 yılın en yüksek seviyesine tırmanan enflasyonla mücadele etmek gerekiyor. Enflasyonla mücadeleden yüksek gıda fiyatlarının düşürülmesi anlaşılıyor. Kendilerine mikrofon uzatılan bakanlar, hemen her gün gıda fiyatları üzerine açıklamalar yapıyor. Gıda fiyatlarının yüksek olduğu konusunda görüşbirliği var. Fakat, çözüm konusunda deyim yerindeyse her kafadan bir ses çıkıyor. Kimisi “ithalatla fiyatları indirelim” diyor, kimisi “ihracatı engelleyerek fiyatı düşürelim” diye açıklama yapıyor. Erken uyarı sistemi ile fiyatları kontrol etme görüşü de var. Üretim maliyetlerini düşürerek ürün arzını artırmayı öneren de.
3-Gıda fiyatlarının izlenmesi ve kontrol edilmesi için Aralık 2014’te ” Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi ” kuruldu. Komite;Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında; Ekonomi, Gümrük ve Ticaret, Kalkınma ve Maliye Bakanlıklarının Müsteşarları, Hazine Müsteşarı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı ve Türkiye İstatistik Kurumu Başkanının katılımıyla oluşturuldu. Bu komite doğru dürüst toplantı bile yapamadı. Başarısız olunca, Komite’nin yapısı değiştirildi. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek Başkanlığındaki komitenin sekreteryası Merkez Bankası’na verildi.Temsil düzeyi müsteşarlıktan bakanlığa yükseltildi. Fakat, buna rağmen Komite, bugüne kadar somut hiç bir önlem almadı,alamadı.
4- Çift haneli enflasyonu “kabul edilemez” olarak niteleyen Gıda Komitesi Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, geçen hafta komiteyi “acil” toplantıya çağırdı. Toplantıdan çıkan sonuç, gıda fiyatlarına dış ticaret politikası ile müdahale edilmesi yönünde bir çalışma yapılması. Bunun için, Ekonomi,Maliye,Tarım Bakanlığı ve Merkez Bankası dış ticaret politikalarıyla ilgili konularda bir  çalışma yapacak ve iki hafta içinde komiteye sunacak. Komite bu çalışmalar doğrultusunda karar alacak. Komite bugüne kadar sürekli birilerini görevlendiriyor. Çalışma yapılıyor, ama sonuç alınamıyor. Şubat ayındaki toplantıdan sonra, ürün bazında önlem alınması, “Erken Uyarı Sistemi” konusunda çalışma yapıldığı ifade edilmişti. Ürün bazında önlem alınacak açıklamasından sonra domates fiyatı 10 liranın üzerine çıktı. Ürün bazında önlem bu muydu?
5-Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Gıda Komitesi’nin geçen Cuma yapılan toplantısında ele alınan konuları gazetecilere değerlendirdi. Şimşek, arz sıkıntısı yaşanan ürünlerde ihracatın ötelenebileceğini, ürün arzına göre ihracatın engellenebileceğini söyledi. Şimşek, domates örneğini vererek: “Örneğin domates arzı iç piyasanın talebini karşılamaya ancak yetiyorsa, domates ihracatı ertelenebilecek.Gerekiyorsa domates ithalatı bile yapılabilecek.Piyasadaki ürün miktarı artırılarak, fiyattaki artış frenlenecek.” dedi.
6-Mehmet Şimşek’in söylediği ihracatın ötelenmesi,ertelenmesi gibi önlemler günübirlik olarak fiyatları frenleyebilir.Fakat böyle bir uygulama tarımsal üretimin de sonu olur. Çünkü, Türkiye yaş meyve ve sebze başta olmak üzere bir çok işlenmemiş tarım ürününde kronik olarak arz eksikliği yaşayan bir ülke değil. Tam tersine bir çok üründe arz fazlası var. İhracat olmasa, fiyatlar dibe vurur ve kimse üretim yapamaz.
7- Kaldı ki, tarım ürünlerinde musluğu açıp kapatır gibi ihracatı veya ithalatı açıp kapatamazsınız. Yıllarca süren uzun uğraşlar sonunda kazanılan pazarları “bizde fiyat yüksek, kusura bakmayın size ürün veremeyiz” diye gözden çıkaramazsınız. Rusya’nın uyguladığı ambargo sonucunda nerelere gelindiği biliniyor. Rusya örneği dururken ithalatı sopa olarak kullanmak veya ihracatı engelleyici önlem olarak uygulamak tarım sektörüne vurulacak en büyük darbe olur.
8- Çözümü, ithalat veya ihracatın “terbiye edici” politikasında değil, üretim maliyetlerinin düşürülmesinde, destekleme politikasında ve daha da önemlisi üretim planlamasında aranmalı. İç piyasaya ve ihracata yetecek kadar ürün üretme potansiyeli ve kapasitesi var. Bunu planlayacak politikaya,akla ihtiyaç var.
9- Gıda fiyatlarının yüksek olması yanlış tarım politikasından kaynaklanıyor. Bu yanlışın nedenlerini ortadan kaldırmak gerekiyor. Örneğin domates fiyatının yüksek olması sadece bir sonuçtur. Nedeni, bir dönem önce domatesten para kazanamadığı için çiftçinin üretimden kaçmasıdır. Bir başka neden Ocak ayında yaşanan soğuk havanın etkisi ile domateste döllenmenin yetersiz olması ve üretimin azalmasıdır. Ocak’ta önlem alınmadığı için sonucu Mayıs’ta yüksek fiyat olarak karşımıza çıktı. Nedenleri bir yana bırakıp sonuçlar üzerinden önlem almaya çalışmak, kısa vadede fiyatı düşürebilir, fakat sorunu daha da büyütür.
Özetle, ithalatla veya ihracatın engellenmesi ile gıda fiyatları düşürülemez. Üretimin planlanması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, üretici ile tüketici fiyatları arasındaki makasın daraltılması, üreticiye para kazandıracak, sürdürülebilir bir üretim yapısının oluşturulması ile fiyat düşürülebilir.

Reklam Ver

1 Yorum

  1. Sadece 1 soru ;
    3 Yılda yurtsidindan ithal edilen tarım ürünleri için ödenen 22 milyar dolar yaklasık 75 milyar tl çiftçiye destek olarak verilseydi ne olurdu?

    Bu tarz yazılar tahminim maksimum 2 sene daha yazılacak ,sonraki safha ise, artik ithalat için parayı nerden bulacaz kısmını tarısmaya baslıyacaz. Üretimi olmayan ülkenin sermayesi mi olur? Sermayen yoksa boynuna tasmayı takarlar, istedikleri gibi gezdirirler. Ekonomi büyüsün diye tarım topraklarını küçültüp inşaatları büyüttüler. 10 seneye kalmaz bu hızla gidersek taş yeriz.

    Her yıl nisan ayı gibi açıklanan tarımsal destekler neden hala acıklanmadı acaba? Tarlada su an ekili ürün için seneye ne kadar destek alacagımızı bile bilmiyoruz, baglamislar gözlerimizi hadi simdi yolunuzu bulun diyolar, el insaf diyorum.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız