Tarımda dijital dönüşümün eşiğindeyiz
Reklam Ver

Tarımda dijital dönüşüm

Yüksek girdi maliyeti, verimlilik,dışa bağımlılık,pazarlama,tarım arazilerinin amaç dışı kullanılması, istihdam ve daha bir çok sorunu olan tarım sektörü yeni bir dönüşümün eşiğinde.Dünyada başlayan dijital dönüşüm,Türkiye’nin de gündeminde.
Geçen hafta İstanbul’da bu konuda çok önemli bir toplantı yapıldı. Doktar (Tarımın Doktoru) tarafından düzenlenen ve bizimde konuşmacı olarak katıldığımız toplantıya özellikle gençler yoğun ilgi gösterdi.
Tarımda dijital dönüşümle, bilgiye dayalı elde edilen veriler,bilimsel yöntemlerle çiftçinin hizmetine sunularak yaşanan bir çok sorunun çözülmesi, verimliliğin artırılması hedefleniyor.
Doktar Genel Müdürü Tanzer Bilgen’in toplantıda ifade ettiği gibi,1900’lü yılların başından bu yana tarımda önemli gelişmeler oldu. Traktörlerin devreye girmesi, inorganik gübreler verimi ciddi oranda artırdı. 1980’lerde ise, bugün de tartışma konusu olan biyoteknoloji ,genetiği değiştirilmiş bitkiler gündeme geldi.
Tarımda devrim niteliğindeki gelişmelere rağmen dünyada üretilen gıdanın nüfusu besleyemediği gerçeği ile karşı karşıyayız. Gıdanın üretiminden çok, dağıtımında yaşanan adaletsizlik nedeniyle 7 milyarı aşan dünya nüfusunun yaklaşık 1 milyarı açlıkla karşı karşıya, 1 milyarı da obezite sorunu yaşıyor.
Yapılan tahminlere göre, 2050 yılında dünya nüfusunun 9.3 milyar kişi olması bekleniyor. Sadece nüfus artmayacak, nüfusla beraber kişi başı gelir de artacak. Artan gelirlerle beraber gelişmekte olan ülkeler daha fazla protein talep edecekler. 2050’de dünyayı beslemek için 3 temel problemin çözülmesi gerekiyor. Birincisi, tatlı su kaynaklarının efektif kullanılması. Dünyadaki suyun sadece yüzde 3’ü tatlı su ve bunun sadece yüzde 30’una ekonomik olarak erişebiliyoruz.Bu tatlı suyun da yüzde 70’in tarımda kullanılıyor. İkincisi, dünyada şu anda tarım arazilerinin tamamı kullanılıyor. Yani, mevcut alanda üretim yaparak beslenme sorununu çözmemiz gerekiyor. Üçüncüsü ise, küresel ısınma ve küresel ısınmaya dayalı kuraklık. Bugün Türkiye’de yetişen bir bitki,ürün 20 yıl sonra Türkiye’de yetiştirilemezken daha kuzeydeki bir ülkede örneğin Ukrayna veya Sibirya’da yetiştiriliyor olabilir.
Dünyanın bu 3 temel sorunu çözüp 9 milyarı aşan nüfusu beslemek için birim alandan alınan verimi yaklaşık 2 kat artırması gerekecek.
Tanzer Bilgen, tüm bu iç karartıcı tabloya rağmen sorunların tarımda dijital dönüşümle çözülebileceğini söylüyor. Bilgen’in söyledikleri özetle şöyle:
“Tarımda 4. devrimin eşiğindeyiz. O da tarımda dijital transformasyon ve büyük veri kullanımına dayalı verim artışı.Verimliliği artırabilmek için ilk önce bitkiyi çok iyi tanımanız gerekiyor.Bitkinin gelişimi için 4 temel girdiye ihtiyacınız var;Isı, ışık, su ve besin.
Bitkinin tohumdan hasada kadar gelişimine fenolojik gelişim diyoruz.Yani tohumunuzu ekiyorsunuz.İlk önce çimleniyor.Sonra çiçek açıyor.Çiçekler meyve bağlıyor. Meyveler olgunlaşınca da hasat ediyorsunuz. Doktar olarak bitkinin fenolojik gelişiminin simülasyonunu yapabiliyoruz. Türkiye genelinde 100 binden fazla çiftçiye “Dijital Ziraat Mühendisliği” hizmeti veriyoruz. Dijital Ziraat Mühendisliği hizmetimizle çiftçilere ekimden hasada kadar hangi gün gübre atacağını, hangi gün ilaçlama yapacağını ve hangi gün sulama yapacağını söylüyoruz. Bunu yapabilmek için de çiftçilerden tarlalarının konumlarını ve ne zaman ekim yapacaklarının bilgilerini alıyoruz. Sistem, çiftçinin beyan ettiği tarihte sanal bir tarla yaratıyor. Ve bu sanal tarladaki ürünü tarlanın konumunda oluşan meteorolojik verilerle gün gün büyütüyoruz.
Çiftçilere önerdiğimiz tüm aksiyonlar bilimsel temelli.Her hasattan sonra çiftçilerimizi arayıp rekolte bilgilerini alıyoruz. Aramalardan, çiftçilerin yalnızca yüzde 20-25’inin önerilerimizin çoğunu uygulayıp verimlerini artırmış oldukları sonucuna varıyoruz. Verdiğimiz Dijital Ziraat Mühendisliği hizmeti için çiftçi başına ayda sadece 5 TL alıyoruz. Dolayısıyla önerdiğimiz her aksiyondan önce veya sonra çiftçileri arayıp;gübreni attın mı? Suyunu verdin mi? diye sormak bizim için ekonomik ve uygulanabilir bir çözüm değil.
Bu sorunu aşmak için yeni bir çalışmamız var. Connected Agriculture akıllı telefon uygulaması ile, tarım sensörleri ve uydu gibi üç kaynaktan toplayacağımız verilerle çiftçilerin ne zaman, hangi aksiyonu aldığını takip edebilmek istiyoruz.
Çiftçilerin bir ürünü yetiştirirken aldıkları her aksiyonunun, traktörde, toprakta ve bitki üzerinde karşılığı var.Yani, traktörle tarlaya giriyorsunuz. Traktörün arkasına taktığınız farklı ekipmanlarla ya tohum atıyorsunuz, ya toprağınızı sürüyorsunuz ya da gübreleme veya ilaçlama yapıyorsunuz.Toprağı gübrelediğiniz zaman elektrik iletkenliği artıyor. Suladığınız zaman toprak nemi artıyor. Bitkiyi ilaçladığınız zaman yapraklar ıslanıyor. İki yıl içinde piyasaya tarla ve traktörleri takip edebilmek için tarım sensör platformu ve traktör-ekipman takip sistemini piyasaya sunacağız.Bu iki aygıt sayesinde tarlada gerçekleşen meteorolojik verileri, toprak ve bitkideki değişiklikleri takip edeceğiz.
Bu bize ne getirecek?
Diyelim ki Adana’da yan yana iki tarlamız var. İkimiz de aynı tarihte aynı tohumu kullanarak mısır ekiyoruz.Sezon sonunda siz 1500 kg/da bense 1000 kg/da verim alıyoruz. Dışarıdan bakıldığında siz iyi bir çiftçisiniz bense vasat bir çiftçiyim.Aramızdaki temel fark sizin doğru aksiyonları doğru zamanda ve doğru miktarda yapmış olmanız. Biz işte tarım sensörleri aracılığı ile sizin başarınızın matematiksel karşılığını ortaya koymayı planlıyoruz.Bunun sonucunda “süper çiftçi” profili oluşturabileceğimize inanıyoruz.
Bunun bizi götüreceği noktada sadece tarımsal sensörler kullanarak tarla bazında rekolte tahmini yapabiliriz.Ya da çiftçilere eksik veya yanlış uygulamalarını zamanında söyleyip verimlerini yükseltmelerini sağlayabiliriz.”
Özetle, büyük veriye dayalı tarımsal dijital dönüşümün eşiğindeyiz. Önümüzdeki yıllarda en çok konuşacağımız konulardan birisi bu olacak. Bu konuyu yazmayı sürdüreceğiz.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız