Ayçiçeği yağında Türkiye Irak pazarını kaybedebilir.
Reklam Ver

Yağlı tohumlarda 2.6 milyar dolarlık açık var

Türkiye’nin yağlı tohumlu bitkiler ve bitkisel yağ politikası tam bir başarısızlık örneği. Gelmiş geçmiş hükümetlerin hemen hepsi yağlı tohum üretiminin yetersizliğinden şikayet etmesine rağmen hiçbirisi üretim artışını sağlayamadı ve ülkeyi bu alanda dışa bağımlılıktan kurtaramadı. Bitkisel yağ ihtiyacı büyük oranda ithalatla karşılanıyor.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği’nin geleneksel hale getirdiği “Yağlı Tohumlu Bitkiler ve Bitkisel Yağlar Konferansı” yapıldı. Konferansta üretimden, tüketime, tağşişten dış ticarete tüm konular detaylı olarak ele alındı.
Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil konferansın başında yaptığı sunumda yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini tek tek sıraladı. Yapılan tespitler ve çözüm önerileri şöyle:
1- Türkiye’de yağlı tohum üretimi yıllık 2.3 ila 2.7 milyon ton arasında değişiyor.Yağlı tohum bitkilerindeki prim desteğine rağmen yıllar itibariyle üretimde ciddi artış olmaması dikkat çekici.Hammadde ihtiyacının yüzde 75’i ithalatla karşılanıyor. Yüzde 25’i yerli üretimden sağlanabiliyor. Bitkisel yağ sektöründe hammadde yetersizliği nedeniyle dışa bağımlılık artarak devam ediyor.
2- Ekim alanları, ürün fiyatlarına bağlı olarak değişiyor.Ayçiçeği ekim alanları aynı seviyelerde kalırken; tağşişin ana problemi olan aspir ve kanola tohumu ekim alanlarında artış görülüyor.
3- Türkiye’nin ayçiçeği üretim alanı en az 2 kat artırılmalı. Hammadde de dışa bağımlılıktan kurtulmak için yıllık 2 milyon ton ayçiçeği üretimine ihtiyaç var. Bunun için de ayçiçeğine daha çok prim desteği sağlanmalı.
4- Tarım ürünleri ithalatı 2015 yılında 11 milyar dolar olurken; yağlı tohum ve türevleri 3.5 milyar dolarlık ithalatla ilk sırada yer aldı. 2014’te ithalat 4.2 milyar dolardı. Sadece gıda amaçlı yağlı tohum ve hamyağ ithalatı için ödenen döviz 2.1 milyar dolar. Miktar olarak bakıldığında ise 2014 yılında 6 milyon 240 bin ton,2015’te ise 5 milyon 951 bin ton, bu yılın ilk 7 aylık döneminde de 3 milyon 654 bin ton yağlı tohum ve türevleri ithal edildi.
5- Yapılan tohum ve yağ ithalatının bir bölümü işlendikten sonra bitkisel yağ olarak ihraç ediliyor. 2015’te 829 bin ton bitkisel yağ ihracatı yapıldı. Bu ihracatın yüzde 85’i Irak ve Suriye’ye yapılıyor.
6- Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatında dış ticaret açığı olmadığı halde, yağlı tohum ve türevlerinde dış ticaret açığı 2,6 milyar dolar.
7- Türkiye’de bitkisel sanayicisinin öncelikli sorunu hammadde. Hammadde ihtiyacımızın yüzde 75’i ithalatla karşılanıyor. 2015 yılında Türkiye’deki yaklaşık 3 milyon ton yağ arzının 750 bin tonu yerli üretimle karşılandı. Yüzde 25 yerli üretim, yüzde 75 yağlı tohum veya ham yağ ithalatı.Yağlı tohum üretiminin artırılması stratejik bir önem taşıyor.
8- Ülkemizdeki yağlı tohum üreticisi doğru destekleme politikaları ile para kazanabilmeli ki daha geniş alanlarda üretim yapabilmeli.Sektörün hammadde de dışa bağımlılıktan kurtulması için yerli üretimin mutlaka arttırılması gerekli. Türkiye, önümüzdeki yıllarda yağlı tohum veya ham yağ temin edememe gibi bir riskle karşı karşıya kalabilir. Rafine edilmiş ambalajlı yemeklik yağ ithal etme zorunluluğunda kalabilir.
9- Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği’nin Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi’ne yaptırdığı araştırma sonuçlarına göre;Türkiye’de ayçiçeği üretimi açığı 2020 yılında yaklaşık 891 bin tona ulaşacak. Bu açık daha da artarak 2030 yılında 1,3 milyon ton seviyesine yükseleceği tahmin ediliyor. 2016-2030 yılları arası dönemde ayçiçek yağı ithalatının tamamen durdurulması halinde Türkiye ekonomisine katkısı yaklaşık 15.6 milyar dolar olacak.
10- Yağlı tohumlu bitkiler, devlet alım garantisi olan, müdahale alım fiyatının uygulaması yanında primle de desteklenen hububatla rekabet edemiyor.Çözüm; Desteklemenin iki aşamada yapılması ve alternatif ürünlere karşı avantajlı duruma getirilmesidir.Birincisi,destekleme ekim zamanında üreticinin karar verme aşamasında yapılmalı ve primler alternatif ürünlere göre parite dikkate alınarak belirlenmeli.İkinci aşamadaki destekleme, hasat sırasında düzenleyici fark ödemesi primi olarak belirlenmeli, yağlı tohum üreticisinin mağduriyetini önleyecek düzeyde olmalı.
11- Son zamanlarda hem iç piyasa, hem de ihracatta tağşiş yaygınlaştı. İç piyasada bazı firmalar ayçiçeği yağı, soya yağı, kanola yağı ve aspir yağı fiyatları arasındaki farkların yüksek olduğu dönemlerde, Türkiye’de en çok tüketilen ayçiçeği yağına daha ucuz olan yağları karıştırarak haksız rekabete sebep oluyor. Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği’nin tağşiş ile mücadelesi etkili şekilde devam ediyor. Tağşiş yapan firmalar Bakanlığa bildiriliyor, ifşa edilen firmalar hakkında suç duyurusunda bulunuluyor. Son 1 yıl içerisinde Bakanlığa 145 başvuru yapıldı. 9 firma hakkında Savcılığa 14 suç duyurusunda bulunuldu.Bu firmalar dernek üyesi ise üyelikten ihraç ediliyor. Tağşiş, düzgün üretim yapan sanayicinin rekabet gücünü kırarken, tüketicinin de yanıltılmasına neden oluyor. Çözüm, sıkı denetim, caydırıcı yüksek cezalar ve ifşa etmektir.
12- Sıfır gümrükle ithalat piyasa dengesini bozuyor. İkili anlaşma gereği Bosna Hersek’ten ithal edilen “0” gümrüklü ham ve rafine ayçiçeği yağı, piyasada fiyat dengesizliği yaratıyor ve haksız rekabete neden oluyor. İlk 7 ayda 32 bin 698 ton Bosna Hersek menşeli ayçiçeği yağı ithal edildi. Yıl sonuna kadar ise 60 bin ton ithal edileceği tahmin ediliyor. Bu tür uygulamalar gözden geçirilmeli ve sektörün korunması için gerektiğinde kaldırılmalı.
Özetle, yağlı tohumlar ve bitkisel yağ sektörü konusunda hiçte parlak olmayan bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu vahim tablonun değişmesi için tespitlerle birlikte çözümleri de yukarıda tek tek yazdık. Bunları uygulayacak,gerçekleştirecek iradeye ihtiyaç var.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız