Reklam Ver

“İyi,temiz,adil” felsefesi ile kurulan Slow-Food Hareketi, faaliyet alanlarını genişletiyor. Yeni alanlardan birisi de zeytin ve zeytinyağı.Bu amaçla oluşturulan Slow Olive’in ilk organizasyonu Türkiye’de, Ayvalık Cunda Adası’nda gerçekleştirildi.
Slow Olive’in fikir anası Defne Koryürek. Slow Food Türkiye/Fikir Sahibi Damaklar’ın Direktörü Defne Koryürek’in öncülüğünde gerçekleştirilen etkinliğe Türkiye’den ve diğer zeytin üreticisi ülkelerden çok sayıda konuşmacı, uzman katıldı.
Organizasyon zeytinin doğduğu topraklarda Mardin Derik’te yapılması planlanmıştı. Ancak bölgedeki olaylar, güvenlik sorunu nedeniyle Ayvalık Cunda Adası’na alındı.Ayvalık Belediye Başkanı Rahmi Gençer organizasyona tam destek verdi.
Kızım Ekin’in ani rahatsızlığı ve günü hastanede geçirmemiz nedeniyle Ayvalık’a gidemedim. Gidebilseydim zeytinyağında tağşişi anlatacaktım.
Yapamadığım o konuşmanın kısa özetini aşağıda okuyabilirsiniz.
Zeytincilikte bir çok sorun yaşanıyor. Zeytin ağaçlarının kesilmesi,üretim maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle üreticilerin zeytincilikten uzaklaşması, iklim koşullarına bağlı üretim kaybı, desteklerin yetersiz olması gibi sorunlar öne çıkıyor.
Bütün bu sorunlara rağmen üretimi inatla sürdüren ve Slow-Food’un üzerinde ısrarla durduğu “iyi,temiz ve adil” üretim sonucu ortaya çıkan zeytinyağının tağşiş ile,sahtekarlık ile bozulması hem üretici hem de tüketici için en önemli sorunlardan birisi olarak karşımızda duruyor.
Tağşiş sorunu sadece Türkiye’de değil, zeytinyağı üretilen, ticareti yapılan ülkelerin neredeyse tamamında yaşanıyor.
Tağşiş ne demek?
En yalın anlatımıyla sahtekarlık demek.
Tağşiş,sadece zeytinyağına başka yağların karıştırılarak satılması değil, aynı zamanda düşük kaliteli zeytin yağının yüksek kaliteli sızma yağ olarak satılması da tağşiştir. İtalya’da geçen yıl yaşanan skandal günlerce gündemde kaldı. Bilinen 20 markadan 9’unun düşük kaliteli yağ pazarladığı ortaya çıktı.
Türkiye’de Tunus’ta,Fas’ta üretilen yağların ambalajlanarak ve orijini belirtilmeden İtalyan yağı,İspanyol yağı olarak pazarlanması da bir tür tağşiştir.
Güney Doğu Anadolu’da üretilen zeytinyağının Ayvalık veya Ege Bölgesi yağı olarak satılması da tağşiştir.
Bize göre yol kenarında kolalı içecek ambalajında satılan zeytinyağı da tağşişlidir.
Zeytinyağında tağşiş sorunu yeni değildir. Tarih boyunca hep yapılmıştır. Gazeteci olarak yakın tarihte tanık olduğumuz en büyük tağşiş skandallarından birisi 2000’li yılların başında zeytinyağına fındık yağı karıştırılarak ihraç edilmesidir.
2000’li yılların başında fındıkta en önemli sorun yüksek stoklardı. O dönemde Fiskobirlik devlet adına fındık alır, stoklar ve bekleyen fındıklar bozulmasın diye Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile yağ yapılırdı.
Fındıkyağının değeri bilinmiyordu.Bu nedenle fiyatı ucuzdu. O yıllarda fındıkyağının tonu 500 dolar,zeytinyağının 1500 dolardı. Bazı uyanıklar yüzde 50 prina yağı,yüzde 45 fındıkyağı ve sadece yüzde 5 zeytinyağından oluşan bir karışım yapar ve zeytinyağı diye ihraç ederdi. Dönemin hükümeti tağşişi önlemek yerine karışım yağ ihracatına izin verdi.Bunun ülke imajına ve zeytinyağına zarar verdiği anlaşılınca kısa bir süre sonra karışım yağ yasaklandı.
Şimdilerde fındıkyağının değeri anlaşıldı ve fiyatı zeytinyağı ile yarışır duruma geldi. Bu kez daha ucuz olan pamukyağı ve diğer ucuz yağlar ile tağşiş yapılıyor.
Fiyat arttıkça tağşiş artıyor
Tağşiş, zeytinyağı fiyatıyla doğrudan orantılı.Fiyat arttıkça tağşiş de artıyor. Aydın Ticaret Borsası verilerine göre, 2015’te 941 örnek analizinden yaklaşık yüzde 25’i olan, 225 numunede tağşiş tespit edildi.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Gürkan Renklidağ’ın iddiasına göre, 2015 yılında 30 bin ton pamukyağı, içine zeytin esansı katılarak ve rengi değiştirilerek zeytinyağı diye satıldı. Bu yıl ise, 40 bin ton pamuk yağının zeytinyağı olarak satılmasından endişe ediliyor.
Piyasada litresi 3-3.5 liradan alınan pamukyağı zeytinyağı olarak litresi 10-12 liradan satılıyor. Böyle tatlı bir kar hiçbir alanda,üründe yok!
Tağşişli yağlar, özellikle tüketimin yaygın olduğu restoranlarda,otellerde, yemek firmalarında kullanıyor.
Fiyat arttıkça tağşiş arttığına göre,çaresi fiyatı düşürmek midir?
Kesinlikle değil.Yüksek girdi maliyetleri ve rakip ülkelere göre daha az destek alan zeytin üreticisinin elindeki zeytinyağının fiyatını düşürmek onları sektörün dışına itecektir. Bu nedenle fiyatı düşürmek yerine, devletin denetim yaparak sahtekarları tespit etmesi ve cezalandırılması gerekir.
Tağşişli yağ satmanın cezası 14 bin liradır. Cezayı peşin öderseniz indirimle 10 bin liranın altına düşüyor.
Oysa, tağşişli yağ satmak,hırsızlık,dolandırıcılık suçu kabul edilse 6 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası uygulanır ve ceza o zaman caydırıcı olabilir.
Tüketicilere zeytinyağının gerçek değeri ve önemi daha çok anlatılarak tağşişe karşı uyanık ve duyarlı olmaları sağlanmalı.
Tağşiş yapanların teşhir edilmesi de ne yazık ki önleyici bir tedbir değildir. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hileli ürünleri teşhir ediyor. En çok teşhir edilen ürünler arasında,bal,et,süt ve zeytinyağının da içinde olduğu bitkisel yağlardır.
Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in verdiği bilgiye göre, tam 18 kez teşhir edilen bir firma cezayı ödeyerek üretime devam ediyor. Bakan Çelik’in açıklamasına göre, 15-16 kez teşhir edilen firmalar var. Teşhir edilen firmalar isim değiştirerek üretime devam ediyor.Bu ceza caydırıcı değil. Caydırıcı önlemler alınması şarttır.
Unutulmamalı ki, tağşişin tek mağduru tüketici değil.Üretici,ihracatçı,sanayici ve elbette ülke bundan zarar görüyor. İyi,temiz ve adil üretim ve tüketim için herkesin birlikte mücadele etmesi gerekiyor.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız