Reklam Ver

Çiğ sütte yaşanan krizin Nisan’da üretim artışının zirveye çıkmasıyla büyümesi bekleniyor. Süt veren hayvanların doğum oranının arttığı bahar ayları henüz çözüme kavuşturulmayan krizi derinleştirecek. Süt üretiminin Nisan’da yüzde 20 artması bekleniyor. Üreticinin de sanayicinin de yüksek girdi maliyetlerinden şikayet ettiği çiğ sütte, üretim artarken tüketimin aynı oranda artmaması ve ihracatın azalması nedeniyle sektörde büyük bir kriz yaşanıyor. Krizin aşılması için sektör paydaşları işbirliği yapmak yerine birbirini suçluyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın sorunu çözme girişimleri ise başarısızlıkla sonuçlandı. 
Son olarak 2007 ve 2008 yıllarında benzer bir kriz yaşanmış ve 1 milyonu aşkın süt ineği kesilmişti. Hayvan varlığının azalması nedeniyle kırmızı et fiyatı yükselirken ithalata bağımlılık arttı. Çiğ sütle başlayan ve kırmızı et fiyatlarının yükselmesiyle devam eden krize çözüm bulmak için bir yandan canlı hayvan ve karkas et ithal edilirken bir yandan da Ağustos 2010’dan 2015 sonuna kadar 390 bin kişiye 9.3 milyar liralık düşük faizli kredi verilerek yeni işletmelerin kurulması sağlandı.
Fiyat düşüşü krizi ateşledi
Bugün gelinen noktada çiğ sütte yine fiyatın düşmesi nedeniyle 2008’dekine benzer bir kriz yaşanıyor. Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenen ve 20 aydan beri değişmeyen, 1 Temmuz 2016’ya kadar da değişmeyeceği açıklanan litre başına 1 lira 15 kuruşluk referans fiyatın altında süt alınması krizin en önemli nedeni.
Sattığı sütle ihtiyacı olan yemi alamayan ve zarar eden çiğ süt üreticisi yeniden inek kesimine yöneldi. Çiğ süt üreticileri, fiyatı 1 liranın altına düşüren sanayicileri suçlarken, sanayiciler de perakende zincirlerini suçluyor.
Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı çiğ sütte yaşanan krizi atlatmak için süt tozu desteğini ton başına 3 bin liradan 4 bin 500 liraya çıkarmasına rağmen fiyat düşüşünü önleyemedi. Bakanlığın çözüm arayışları sonuçsuz kalınca zararına üretim yapmak istemeyen üretici süt ineklerini kesmeye devam ediyor. Bakanlık süt ineklerinin kesimini durdurmak için 81 İl Valiliği’ne talimat gönderdi.Ancak talimata rağmen inek kesimleri sürüyor.
Krizin nedenleri
Çiğ sütte yaşanan krizin temel nedenlerinden birisi plansız bir şekilde çiğ süt üretiminin artırılması. Ağustos 2010’dan 2015 sonuna kadar 390 bin kişiye kullandırılan 9.3 milyar liralık düşük faizli kredi ile çok sayıda yeni çiftlik kuruldu. Mevcut işletmelerin kapasitesi büyüdü.Çiğ süt üretimi 2010’da 13.5 milyon ton seviyelerinde iken, 2015 sonu itibariyle 18.6 milyon tona ulaştı. Ancak süt tüketimi aynı oranda artmadı. Rusya krizi ve ihracatın en yoğun yapıldığı Ortadoğu’da yaşanan sorunlar nedeniyle ihracatta bazı süt ürünlerinde düşüş yaşandı.Dünya süt tozu fiyatı en düşük seviyeye indi. Süt sanayicileri süt alımını yavaşlattı ve fiyatı düşürdü.Artan yem fiyatları karşısında 20 aydan beri artmayan çiğ süt referans fiyatının litre başına 1 lira 15 kuruştan 80-90 kuruşa kadar gerilemesi üreticileri isyan ettirdi. Zarar eden üretici süt ineği kesimini hızlandırdı. Mevsimsel olarak bu aylarda çiğ süt üretiminin daha da artması bekleniyor. Bu nedenle krizin daha da büyümesinden endişe ediliyor.
Konsey’den sert uyarı
Çiğ sütte referans fiyatı belirleyen Ulusal Süt Konseyi’nin süt sanayicisi Başkanı Harun Çallı, kriz büyürken üreticinin sütünü ucuza kapatmaya çalışan sanayicileri sert bir dille uyararak şu değerlendirmeyi yaptı:“Herkes aklını başına almalı; üreticinin binbir emek ve zahmetle ürettiği sütün karşılığını alması noktasında sorumlu davranmalıdır. Bu noktada hem üretici hem sanayici kesimi, aynı geminin içinde olduklarını hiç hatırdan çıkarmadan, sağduyulu ve aklıselim hareket etmelidir. Öncelikle, üreticinin sütünü hammadde olarak kullanan süt sanayicisi kısa vadeli düşünmemeli, bugün süt arzının fazla olmasını bir fırsat gibi görüp, üreticinin sütünü ucuza kapatmak gibi bir yola tevessül etmemelidir. Süt sektörünün tüm taraflarının temsil edildiği Ulusal Süt Konseyi, üretici ve sanayicinin temsilcilerini aynı masada buluşturarak, çiğ sütte referans alım fiyatı üzerinde bir uzlaşı sağlamakta ve bir tavsiye kararı olarak açıklamaktadır.Burada altını çizmek isterim; üreticiye tavsiye fiyatında altında bir fiyatı kabul ettirmeye çalışmak, her şeyden önce insafsızlıktır. Sayın Bakanımızın da söylediği gibi, süt üreticisini düşük fiyata mahkum ve mağdur etmeye, kimsenin hakkı yoktur. Unutmayalım ki, süt arzının fazla olduğu dönemde düşük fiyat sebebiyle hayvanını elinden çıkartarak süt üretimine son verecek her üretici, yarın arzın düştüğü dönemde sanayicinin ham madde tedarikinde sorun yaşaması, yani ‘kendi ayağımıza kurşun sıkmak’ demektir. Dolayısıyla üreticiye gözümüz gibi bakmamız, Bakanlığımızın uygulamalarına sıkı sıkıya destek vermemiz şarttır.”
Sanayici ne diyor?
Yaşanan kriz nedeniyle hedef tahtasındaki süt sanayicileri hem yüksek maliyetten hem de perakende zincirlerinden şikayetçi. Türkiye’nin önde gelen süt ürünleri üreticilerinden ve 40 yıldır sektörde olan üst düzey bir yönetici sanayicilerin durumunu DÜNYA’ya şöyle anlattı: “Gelişmiş Avrupa ülkelerinde yüzde 4,5-4,6 yağ ve yüzde 3,5-3,6 oranında protein ihtiva eden süt fiyatı 23-25 euro cent, yani 82 kuruş.Bizde ise 3,5 yağlı 3,1 proteinli sütün işletmelere maliyeti 1,20-1,35 liradır. Yani fiyatımız yüzde 40 pahalı, kalitemiz de yüzde 20 düşük.Sanayici maliyetinin yüzde 70-75 ini oluşturan sütün bedelini ortalama 30 günde, işçilik, enerji, lojistik gibi TL bazlı girdileri ise 15 günde ödemektedir. Buna karşılık marketlerden tahsilat mal tesliminden itibaren minimum 90-120 gündür. Sıfıra yakın stokla bile gitse 90 günlük finansmanı maliyet olarak yüklenmektedir. Bu günkü kredi koşullarında bunun sanayiciye maliyeti yüzde 4,5′ tur. Yine perakende satış noktalarında soğuk zincir sağlıklı olmadığı için iade ürün oranı yüzde 3-6 arasıdır.Bu iadelerde bazı ürünlerde,rework olarak işlense bile genel maliyete yüzde 2-3 civarı ilave yük demektir. Perakende firmalarının değişik adlar altında sanayicilerden kestiği bedellerin oranı ise akıl mantık ötesi durumdadır, mahkum durumdaki sanayicinin bunlara hayır deme gücü ve şansı yoktur.”
Depolar satılmayan süt ürünleriyle dolu
Neredeyse herkesin deposunun ağzına kadar satılmayan süt ürünleri ile dolu olduğunu ve hiç süt almasa bile sanayicilerin depolarındaki malı 2-3 ayda ancak eritebileceğini vurgulayan süt sanayicisi: ” Devlet sütün fiyatını belirtmekte ama kalitesi ile ilgili bir kriter koymamaktadır.Yine işçiliği,enerjiyi fiyatlamakta, ama akıl dışı perakende fiyatları sorgulamamaktadır. Bu gün Türkiye’nin her yerinde perakendelerde 12 TL gibi komik fiyatlara tulum peyniri adı altında satılan nesne hiçbir yetkilinin dikkatini çekmemektedir.Yine en saygın marketlerde aynı rafta yan yana iki marka kaşar peyniri 16 ve 24 TL’ye satılmaktadır. Aradaki bu uçurum fiyat farkı ne satın almalar ne de yetkili kamu kurumları görmüyor.Süt pahalı,sanayicinin satış maliyetleri tavanda ,perakendecilerde sanayicinin sırtına binmiş durumda bu sitemin sürmesi mümkün mü ,bence mümkün değil.Sonuçta da sanayicide bu durumda süt üreticisinin sırtına binmektedir başka çaresi yoktur.Bu gün sütün en çok üretildiği Marmara ve Ege gibi bölgelerde sanayicilerin süt üreticilerine 4-5 aylık çek verdiğini duyuyoruz.Bütün bu gerçeklere rağmen ne yazık ki kamuoyunda sorunun sebebi sanki sanayicilermiş gibi, haksız bir algıda oluşturulmaya çalıştırılması da hayret verici bir durum.”diye konuştu.
Çiğ süt fiyatı 1 lira 35 kuruş olmalı
Tüm Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği(TÜSEDAD) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Yıldız, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’e sundukları raporda şu görüşlere yer verdi: “Türkiye’de süt taban fiyatı haricinde iki yıldır hiç zam almayan başka gıda ürünü yoktur.Yem, enerji,asgari ücret artışlarını bir kenara bıraksak dahi, 2 yıllık enflasyon dikkate alındığında süt taban fiyatı minimum litre başına 1 Lira 35 kuruş olmalıdır. Süt sanayicisi “ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye” çalışıyor. Bugün ne yazık ki süt taban fiyatına yapılacak zammın oranını tartışacak yerde, 1,15 TL taban fiyatını korumaya çalışıyoruz. Süt sanayicisi doğruları yansıtmamaktadır; 2015 yılında 2014 yılına göre daha fazla süt alıp işlemişlerdir.Daha fazla ihracat yapmışlardır. 2015 yılında 2014 yılına göre süt ürünlerine ortalama yüzde 17 zam yapmışlardır.”
İzmir modeli önerisi
Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Eskiyörük, çiğ sütte yaşanan krizin çözüm yolunun “İzmir Modeli” olduğunu belirterek, kooperatiflerle yerel yönetimlerin işbirliği yapması gerektiğini söyledi. Tüketimin artırılmasını isteyen Eskiyörük, piyasada fazla olarak nitelendirilen sütün ise yine kooperatifler aracılığıyla veya doğrudan Et ve Süt Kurumu tarafından süt tozuna dönüştürülerek piyasadan çekilmesi gerektiğini ifade etti.
Bakan Çelik’ten “Üreticinin mağduriyeti giderilecek” sözü
Sektör temsilcileriyle üst üste toplantılar yapan, süt tozu desteğini ton başına 3 bin liradan 4 bin 500 liraya çıkaran ve çiğ süt fiyatının düşmesini önlemeye çalışan Gıda,tarım ve hayvancılık bakanı Faruk Çelik, üreticinin mağduriyetinin önleneceği sözünü verdi. Çelik’in açıklamaları özetle şöyle.”Arz fazlası süt var.Şu anda laktasyon dönemi olduğu için birkaç ay süt fazlası olacak. Açıklanan 1 lira 15 kuruşluk referans fiyatı ben belirlemedim. Burada, Süt Konseyi’nde üreticiler ve sanayiciler var, hep birlikte oturdular ; ‘1 lira 15 kuruş olacak sütün fiyatı.’ Bizim Bakanlık olarak hiçbir dahilimiz yok. Süt üretimi 18,6 milyon tona çıkınca, arz fazlası çiğ sütün süt tozuna dönüşmesi için biz desteğimizi artırdık. ‘Süt tozuna dönüştürün, 3 bin lira alıyordunuz, biz size ton başı 4 bin 500 lira süt tozuna destek verelim.’ Hiçbir problem yok. Arz fazlasını süt tozuna dönüştüreceğiz ve böylece üreticinin mağduriyeti olmayacak. Diyalogdan yanayız, birlikte oturup birlikte karar alıyoruz. 78 milyona kimsenin zulmetmeye, alın teriyle güneşin altında kavrulan çiftçiye kimsenin zulmetmeye hakkı yoktur.”
Kriz büyüyecek endişesi
Mevsimsel olarak çiğ süt üretiminin en çok arttığı döneme giriliyor. Bu nedenle arz fazlası süt piyasadan çekilmezse önümüzdeki günlerde çiğ süt krizinin daha da büyüyebileceği endişesi var. Bu nedenle sektör paydaşlarının birbirini suçlamak yerine ortak bir çözümde birleşmeleri gerekiyor. Burada da görev piyasayı düzenlemekle görevlendirilen Et ve Süt kurumu’na düşüyor. Sanayicilere verilen süt tozu desteğinin Et ve Süt Kurumu’na verilerek piyasadaki arz fazlası sütün alınarak süt tozuna dönüştürülmesi ve bunun devlet desteği ile ihraç edilmesi gerekiyor. Kısa vadede en uygun çözüm bu. Orta ve uzun vadede ise çiğ süt üretiminin planlanması ve üretim artışına paralel olarak tüketimin artırılması gerekiyor. Bunun için okul sütünün haftanın 3 günü yerine 5 gün ve enaz 8 ay süresince uygulanmalı.İzmir Büyükşehir Belediyesi örnek alınarak diğer belediyelerin de 0-5 yaş arası çocuklara süt vermesi sağlanmalı.

Çiğ Süt üretimi
YIL Üretim (Bin ton)
2010 13.543
2011 15.056
2012 17.401
2013 18.223
2014 18.498
2015 18.654
Kaynak: TÜİK

Çiğ Süt Referans Fiyatı

Dönem Litre/TL
2012 Ekim- 2013 Temmuz 0.90
2013 Ağustos- 2014 Ocak 1.00
2014 Şubat-Haziran 1.05
2014 – 2016 Temmuz* 1.15
*2 yıl sabit fiyat

Nisan'da üretim artacak, çiğ süt krizi büyüyecek
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız