Reklam Ver

Yazıya bir anımsatma ile başlayalım. Kırmızı etin fiyatı yükseliyor diye ithalat lobisinin de baskısı ile 2009’da canlı hayvan ve et ithalatı gündeme getirildi. Dönemin Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, 5 ayda 3 kez hayvan sayımı yaptıklarını belirterek, “yeterli hayvanımız var, ithalata gerek yok” demişti.
Bakan Eker’in açıklamasına göre,Aralık 2009’daki sayımda 1 milyon 717 bin besi hayvanı olduğu tespit edilmişti. 15 Şubat 2010’da yapılan sayımda bu kez besi hayvanı sayısı 2 milyon 90 bine çıkmıştı. Nisan ayında yapılan sayımda ise hayvan sayısı 2 milyon 200 bine yükselmişti. Mehdi Eker’in “yeterli hayvanımız var, ithalata gerek yok” açıklamasından bir hafta sonra dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile ithalat başladı.
Bu örnek başlı başına Türkiye’de hayvan istatistiklerinin ne kadar gerçekçi (!) olduğunu anlatmaya yeter. Fakat, elimizde çok daha çarpıcı veriler var. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Numan Akman, hayvancılık istatistiklerini mercek altına alarak inceledi. Hayvan sayısından, et ve süt üretimine kadar verilerin nasıl çarpıtıldığını kanıtladı. Ankara’da düzenlenen “21.Yüzyılda Toprak, Tarım, Gıda Sempozyumu”nda istatistiklerle ilgili yaptığı çalışmaları paylaşan Prof. Dr. Numan Akman’ın tespitlerine göre hayvancılık istatistiklerindeki çarpıklıklar özetle şöyle:
1-Cumhuriyeti kuranlar her işi olduğu gibi istatistik işini de ciddiye almışlar.Tarım Bakanlığı İktisat Şubesi Müdürlüğü’nce bazı bilgiler 1926 yılında derlenmiştir. Aynı yıl yani 1926 yılında İstatistik Umum Müdürlüğü kurulmuştur. Bir yıl sonra, 1927’de, İstatistik Umum Müdürlüğü bünyesinde Tarım İstatistikleri Şubesi oluşturulmuş ve İlk Genel Tarım Sayımı 1927 yılında yapılmıştır. 1927 yılından bugüne Genel Tarım Sayımı,1950,1963,1970.1980,1991 ve 2001 yılında yapıldı. 1955 yılında yürürlüğe giren 6534 sayılı Yasa ile Genel Tarım Sayımlarının sonu (0) ile biten yıllarda yapılması hükme bağlandı. Yasaya göre 2010 yılında yapılması gereken sayım yapılmadı.Yapılması için bir çalışma da yok. Genel Hayvan Sayımı ise ilk ve son olarak 1984 yılında yapıldı.
2-Hayvansal Üretim İstatistikleri, büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvan sayıları ile ilgili bilgileri kapsıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ilçe detayında İstatistik Veri Ağı sistemi aracılığıyla bu bilgiler derleniyor. Bu sisteme veriler, elektronik ortamda Bakanlık il ve ilçe teşkilatlarındaki ziraat mühendisleri, veteriner hekimler, teknikerler veya teknisyenler tarafından giriliyor.
3- Türkiye İstatistik Kurumu verilerine bakıldığında, Türkiye’de 1991-2014 yılları arasındaki 23 dönemin;16’sında manda, 13’ünde sığır, 17’sinde keçi ve 14’ünde koyun varlığının azaldığı görülüyor. Ama; 2009-2014 yılları arasındaki 5 dönemde bütün türlerde; arka arkaya ve çoğu yüksek değerli artışlar olması dikkat çekiyor. Türkiye hayvan varlığında 1991 yılından 2014 yılına kadar meydana gelen toplam sayısal artışın mandada yüzde 91.2’si, sığırda yüzde 73’ü, keçide yüzde 97.6’sı ve koyunda yüzde 86.2’si 2009-2014 yılları arasında gerçekleşiyor. Bu durum olağan sayılabilir mi?
4-Hayvan sayısının bu denli hızlı artması için ne olması beklenir? Doğumlarda ikizlik oranının artması gerekir. Sığır ve mandada ikizlik oranı zaten düşüktür. Bununla açıklanamaz. Ölüm oranı iyice düşerse hayvan sayısı artabilir, ama bunun için herhangi bir neden yok. Doğuranların oranı artarsa hayvan sayısı artar. Bir yılda bu düzeyde artış sağlayacak kadar olması mümkün değil. Kesilen hayvan sayısı iyice azalırsa hayvan sayısı artar. O zaman da et üretimi düşer. Bu dönemde et üretimi düşmediği gibi ciddi olarak arttı. Dolayısıyla hayvan sayısını bu kadar artıracak bir neden görülmüyor.
5-İstatistiklerde yer alan hayvan varlığının gerçeği yansıtıp yansıtmadığına karar verme sürecinde izlenebilecek yollardan biri de illerin hayvan sayılarının değişimi olabilir. Söz konusu dönemde sığır varlığında en hızlı artış; Gaziantep, Niğde, Bingöl, Iğdır ve Isparta’da gerçekleşiyor.2009 yılından 2010 yılına Siirt ili kıl keçisi varlığı yüzde 120, Mersin ve Mardin illeri kıl keçisi varlığı da sırasıyla yüzde 91 ve yüzde 75 artmıştır. 2009 yılından 2010 yılına koyun sayısı Diyarbakır’da yaklaşık 272 bin 500 baş artmış, Şanlıurfa’da 964 bin 600 baş azalmıştır. Bu değişim akla yatkın mı?
6-İstatistiklerin toplanması sürecinde azami özen gösterilse de, zaman zaman hatalı ya da yanlı değerlendirmelerden söz edilebilir. Tarımla ilgili istatistiklerde bu durum daha yaygındır. Hele konu hayvan sayıları ve hayvansal ürünlerin üretimi olunca durum daha da vahim bir hal almaktadır. Türkiye’de hayvansal üretim istatistiklerinin güvenilirliği ile ilgili kuşkular yeni de değildir. İlk ve son olarak 1984 yılında yapılmış olan “Genel Hayvan Sayımı” bile tartışma konusu olmuştu. Yalnız son yıllarda şikayetin konusu ve yönü değişti. Mevcut olumsuzluklara durumu daha olumlu gösterebilmek için gerçekçi olmayan değişikliklerin bilinçli olarak yapıldığı şüphe ve kaygısı da eklendi.
Özetlersek, Prof. Dr. Numan Akman’ın yaptığı değerlendirmede hayvancılık istatistiklerinin aslında “bilinçli” olarak çarpıtıldığı sonucu çıkıyor. Kaldı ki, et ve süt üretim verilerine bakıldığında bu gerçeği daha net görmek mümkün. Yarınki yazımızda hayvancılık istatistiklerindeki çarpıklığın süt üretimine yansımasını, Türkiye’nin süt üretiminin 18.5 milyon ton değil, 13.8 milyon ton olduğunu yine Prof.Dr. Numan Akman’ın çalışmasından aktaracağız.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız