Reklam Ver

Zeytin hasadı için bir kez daha Ayvalık’tayız. Üretici, sanayici, ihracatçı hemen herkes şaşkın. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın verdiği desteklerle 2004 yılında başlatılan “zeytin dikme seferberliği” deyim yerindeyse hüsranla sonuçlandı.
Bundan 10 yıl önce 90 milyon zeytin ağacı olan Türkiye, 200 bin ton civarında zeytinyağı üretiyordu. Başlatılan seferberlikle ağaç sayısı 80 milyon artışla 170 milyona çıktı. Geçen yıl zeytinyağı üretimi önce 170 bin ton açıklandı sonra 150 bin tona revize edildi. Bu yıl ise en iyimser tahminle zeytinyağı üretimi 143 bin ton olacak. Dikilen 80 milyon zeytin ağacına ne oldu?
Ayvalık Ticaret Odası, Ayvalık Belediyesi ve Ayvalık Ziraat Odası’nın ortaklaşa düzenlediği 11.Ayvalık Uluslararası Zeytin Hasat Günleri’nde en çok sorulan sorulardan birisi buydu. Zeytin ağacı sayısı artarken üretim neden düşüyor. Bunun bir kaç nedeni var. Bu nedenlere bakmakta yarar var.
Zeytin üretiminin düşmesinde iklim değişikliğinin büyük etkisi var. Sadece Türkiye’de değil, diğer üretici ülkelerde de iklime bağlı olarak üretim düşüyor. Zeytin üretimi kuraklık, aşırı soğuk, don, dolu, fırtına ve benzer doğa olaylarından olumsuz etkileniyor.
Bu yıl Ege ve Marmara Bölgesi’nde zeytin üretimi düşerken, Mersin Mut, Nizip, Antakya yöresinde üretim daha iyi. Ege’deki büyük firmalar ihtiyaçlarını büyük oranda Güney’den temin etmeye çalışıyor.
Zeytinde ağaç sayısının 90 milyondan 170 milyona çıkarılması için devlet ciddi destek verdi.Başlangıçta çeşit ayrımı yapılmadan dekara 250 lira destek verildi.Daha sonra destek miktarı çeşit ayrımı yapılarak verildi. Gemlik çeşidine verilen destek 45 liraya kadar düşürüldü. Fakat, zeytin ağaçlarının çok büyük bölümü ilk iki yılda yani desteğin 250 lira olduğu dönemde dikildi.
Bugünkü üretime bakılırsa bu kadar zeytin dikilmemiş olabilir. Yanlış çeşitler dikilmiş olabilir.Yani gerçekte zeytin ağacı sayımız 170 milyon olmayabilir. Ayrıca, o dönemde defalarca yazmamıza, uyarmamıza rağmen çeşit ayrımı yapılmadan zeytin dikimine destek verildi. Ağaç dikimi planlanmadı. Uygun olmayan bölgelere uygun olmayan çeşitler dikildi. Zeytin dikimini fidan üreticileri yönlendirdi. Çoğaltılması ve dikildikten sonra tutması daha kolay olan Gemlik çeşidi tercih edildi. Gemlik çeşidine hiç uygun olmayan bölgelere de bu çeşit dikildi. Yanlış çeşit seçimi nedeniyle ağaçların bir bölümü sonradan söküldü.Bakanlık sonradan gemlik fidanı için verilen desteği düşürdü. Fakat iş işten geçmiş desteği alan fidanı dikmişti.
Bakanlık, verdiği tarımsal desteklerle ilgili bir etki analizi yapmıyor. Daha öncede defalarca yazdık.Hükümetlerin desteklemeden anladığı bütçeye konulan parayı dağıtmak. Verilen desteğin nasıl bir sonuç yarattığı analiz edilmiyor. Sayıştay’ın Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2014 Raporu’nda buna yer verildi. Bakanlık desteklerle ilgili etki analizi yapsa zeytinciliğe verilen desteğe rağmen üretimin neden artmadığını öğrenmiş olurduk. Fakat, böyle bir çalışması, böyle bir derdi yok.
Ayvalık’ta “Zeytin Varsa Hayat Var” panelinde konuşan Prof. Dr. İlber Ortaylı’ da bu konuya dikkat çekti. Ortaylı’nın ifade ettiği gibi, zeytin alanlarının tahribatı, yok edilmesi konusunda büyük facialar geçmişte yaşandı, bugün de yaşanıyor.
Daha açık anlatımla, Türkiye bir yandan zeytin dikerken, diğer tarafta yol, sanayi, konut, madencilik ve daha bir çok yatırım için zeytinlikleri talan ediyor. Zeytinlikleri söküyor. İlber Hoca konuşmasında tarımsal desteklere değinerek, özetle şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu memlekette 1950’lerde muhafazakar bir hükümet geldi ve her şeye sübvansiyon vererek üretimde patlama yapacağını düşündü. Sübvansiyonları ayarlayamadı.Ondan sonra 1980’lerde yine muhafazakar ve iktisatçı bir yönetim geldi.Onlar da sübvansiyonları tamamen kaldırdı. Türk tarımı bu yanlış sübvansiyon politikaları ile büyük bir tahribat yaşadı.Türkiye ziraatçılığın değil, tuğlaların üst üste konulduğu bir ülkedir. Çevreyi koruma endişesi olmayanların ülkesiyiz. Zeytinlikler zeytin olarak bırakılmıyor, her yere ev inşa ediliyor.”
Ayvalık’ta konuştuğumuz dostlardan edindiğimiz izlenim o ki, bu sene zeytinyağı daha pahalıya tüketilecek. Üretici ham yağın litresini 18 ile 20 liraya satıyor. Bunun sanayiciye maliyeti, rafa çıkması 25-30 liradan az olmaz. Bu fiyatla ihracat yapmak çok zor olacak. Sadece üreticinin, sanayicinin, ihracatçının değil, tüketicinin de işi çok zor. Hem saf ve gerçek zeytinyağını bulmak hem de yüksek fiyata zeytinyağı tüketmek kolay olmayacak.
İki yıl önce, “dikilen zeytinler ürün vermeye başlarsa fiyatlar dibe vurur. Bu kadar zeytini, zeytinyağını nasıl tüketeceğiz” diye kara kara düşünürken bugün zeytin ve zeytinyağı yok diye, olması gerekenden daha pahalıya tüketmek zorunda kalacağız. Plansız, programsız tarım politikalarının sonucu bu.
Özetlersek, “Türkiye’de zeytin ağacı sayısı arttı” diyoruz. Fakat, kaç ağacımız olduğunu net olarak kimse bilmiyor. Sadece İstanbul-İzmir arasında yapımı devam eden yol için bugüne kadar on binlerce zeytin ağacının kesildiğini kimse söylemiyor. Doğru çeşit seçilmediği için sökülen veya verimsiz ağaçların varlığı ile kimse ilgilenmiyor. İklim değişikliğine, zeytin hastalıklarına karşı önlem alınmıyor. Bu kadar soruna rağmen son 10 yılda kişi başına zeytinyağı tüketiminin 800 gramdan 2 kiloya çıkması büyük başarıdır. Fakat, korkarız ki, üretimdeki düşüş ve yüksek fiyat nedeniyle tüketimde gerileme kaçınılmaz olacaktır.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız