Reklam Ver

Türkiye, 5 ayda iki seçim yaptı. Her seçimin kazananı olduğu gibi kaybedenleri de olur. Sonuçta kazanan iktidar olur,kaybeden bir sonraki seçim iktidar olmak için çalışır. Bu demokrasinin güzel tarafıdır.
Fakat, 7 Haziran ile 1 Kasım seçimleri arasında çok önemli olaylar yaşandı. Gizli eller devreye girdi. Bombalar patladı. Şehit cenazeleri yürekleri yaktı. Yüzlerce yurttaşımız yaşamını yitirdi.Hiç bir seçim,hiç bir iktidar insan yaşamından daha değerli değil.
Seçim sonucunda yapılan değerlendirmelere bakılırsa yaşanan acı olayların hepsi unutulmuş görünüyor. Unutulmaması ve ders alınması dileği ile seçim sonrası tarımdaki gelişmeleri paylaşmak istiyoruz.
Son yıllarda yapılan her seçimden sonra suçlanan,eleştirilen kesimlerin başında kırsalda yaşayan,tarımsal üretim yapan çiftçiler olmaya başladı.
Deniliyor ki, “seçim öncesi uygulanan tarım politikalarından yakınan ,öldük,bittik diye feryat eden çiftçiler nasıl oluyor da gidip sandıkta o politikaları uygulayan partilere oy veriyor.”
Bir çok neden sayılabilir. Fakat en önemlisi,bu suçlamaları yapanların kırsalı,çiftçiyi köylüyü yeterince bilmemeler,tanımamaları. Köylülüğü bir sınıf olarak görme anlayışından kaynaklanıyor.
Köylüden sınıf bilinci ile düzen karşıtı partilere oy vermesini bekleyenler tarımdaki gelişme dinamiklerinden haberdar değil. Köylü 1940’ların,1950’lerin köylüsü değil. O yıllarda ekonominin temel dinamiği köylüydü. Üretimde,ihracatta,istihdamda tarımın ağırlığı çok büyüktü. Nüfusun büyük bölümü kırsalda yaşardı. Bu nedenle köylünün oy tercihi çok etkiliydi.
Bu yapı tümüyle değişti. Sanayinin, hizmetler sektörünün, bilişim teknolojisinin yaygınlaşması, kırdan kente artan göçün etkisiyle kırsal kesimin “oy deposu” olma özelliği kayboldu. Asıl büyük oy depoları kentlerin varoşları oldu.
Böyle bir yapıda köylüden sınıfsal bir mücadele ve seçimlerde düzeni değiştirecek bir tavır beklemek doğru değil.
Kırsalın oy deposu olduğu dönemlerde köylü seçimden seçime hatırlanır. Seçim yıllarında ürün destekleme fiyatları yüksek açıklanırdı. O dönemde devletin fiyat açıkladığı ürün sayısı 20’den fazlaydı. Bugün devletin fiyat açıkladığı ürün sayısı bir elin parmakları kadar değil.
Muhalefet partileri seçimden seçime tarımı,kırsalı hatırlar oldu. Seçim dönemleri dışında tarım konularını gündeme taşıyan, çiftçileri dinleyen kaç siyasetçi var?
Köylünün çok sevdiği deyimlerle durumu özetlersek; “Tarlada izi olmayanın,harmanda yüzü olmaz.”
Bu nedenle köylüyü, kırsalda yaşayanları suçlamak doğru değil. Onlardan sınıfsal bir tavır beklemek doğru değil. Bugün kırsalda yaşayıp tarımsal üretim yapmayan çok sayıda insan var.Tarımsal üretim yerine verilen yardımlarla yaşamını sürdürenler var.
Ayrıca, kırsalda yaşayanların oy tercihinde bölgesel farklar öne çıkıyor.Din faktörü önemli rol oynar. Feodalitenin etkili olduğu bölgelerde aşiret reisleri,toprak ağaları,şeyhler oy tercihinde etkili olur. Bunları da bilmekte yarar var.
Seçim sonrasında tarım sektörünün beklentisi, tek başına iktidar vizesi alan Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP)’nin verdiği sözleri yerine getirmesi.
Neydi o sözler?
Birincisi,tarımsal üretimde iki önemli girdi olan gübre ve yemde katma değer vergisinin kaldırılması.Yaklaşık 13 yıl iktidardayken gübre ve yemde katma değer vergisini kaldırmayı aklına getirmeyen AKP’nin seçim vaadi olarak konuyu gündeme getirmesi düşündürücü,ama aynı zamanda önemliydi. Muhalefet partileri yıllardır sadece mazot fiyatı üzerinde dururken, yem ve gübreyi öne çıkarmadı.AKP ise, mazot konusuna hiç girmedi. Oysa, yem ve gübreden daha önemli ve her çiftçinin şikayetçi olduğu mazot fiyatının da iyileştirilmesi için bir vergi düzenlemesi gerekiyor. En azından özel tüketim vergisi kaldırılabilir.
İkinci önemli vaadi ise, genç çiftçilere karşılıksız verilecek 30 bin lira hibe desteği. Avrupa başta olmak üzere pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de tarımdaki en önemli sorunlardan birisi yaşlanan nüfus. Gençler tarımdan uzaklaşıyor. Bu nedenle gençlerin teşvik edilmesi,desteklenmesi önemli. Avrupa Birliği de genç çiftçilere ve aile çiftçiliğine özel destekler sağlıyor.AKP, verdiği sözü tutarsa ve genç çiftçilere destek olursa doğru bir iş yapmış olur. Ancak, verilecek 30 bin liralık karşılıksız paranın hangi amaçla kullanılacağı iyi belirlenmeli. Tarımsal üretimi,verimliliği artırıcı amaçla,kullanılması sağlanmalı.
Tarımla ilgili en çok merak edilen konulardan birisi de, kimin bakan olacağı.Cumhuriyet tarihinde en uzun süre tarım bakanlığı yapan Mehdi Eker,İstanbul’dan milletvekili seçildi. Mehdi Eker yeniden Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı olabilir.
Karaman’dan milletvekili seçilen Recep Konuk bir başka bakan adayı. Pankobirlik ve Konya Şeker’in Yönetim Kurulu Başkanı olarak önemli başarılara imza attı. Tarımdan hayvancılığa bir çok alanda etkin bir marka olan Torku’nun yaratıcısı Recep Konuk, çiftçiler tarafından da benimsenen isimlerin başında geliyor.
Tarım Bakanları genelde Doğu ve Güneydoğu’dan seçiliyor. Bu kez Trakya’dan olsun denilirse, Edirne’den milletvekili seçilen Trakyabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Sezen akla gelebilir.
Aslında kim olursa olsun tarımda temel bir politika değişikliği beklenmiyor. Sadece göreve gelecek bakanın tercihlerini çiftçiden yana mı yoksa belli lobilerden yana mı kullanacağı önem kazanıyor.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız