Reklam Ver

Tarım sektöründe üreticiyi ve tüketiciyi korumak için gerektiğinde piyasaya müdahale edilir. Bu müdahalenin nasıl ve hangi araçlarla yapılacağı yasalarla belirlenir. Bu bir devlet politikası olarak uygulanır. Bunun için bir sistem,bir mekanizmanın oluşturulması gerekir.En önemli araçlardan birisi müdahale kurumlarıdır.
Türkiye’nin uyum çalışmalarını sürdürdüğü Avrupa Birliği, yıllarca ürün bazında oluşturulan müdahale kurumları aracılığıyla tarım ürünleri piyasasına müdahale etti.
Türkiye’de de piyasaya müdahale etmekle görevlendirilen kurumlar var. Toprak Mahsulleri Ofisi, Et ve Süt Kurumu ilk akla gelenler. Bir dönem Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri devlet adına piyasayı düzenlemekle görevlendirildi. Fındık,pamuk,üzüm,ayçiçeği, incir,zeytin ve zeytinyağı gibi bir çok üründe birlikler aracılığıyla piyasaya bir anlamda müdahale ediliyordu. Daha önceleri Süt Endüstrisi Kurumu sütte,Et ve Balık Kurumu ette bu görevi yapıyordu. Ancak bu kurumlar özelleştirme ve özerklik adı altında tasfiye edildi. Piyasayı düzenlemek bir yana piyasanın aktörü olmaktan çıkarıldı.
Bugün piyasaya müdahale eden iki kurum var. Toprak Mahsulleri Ofisi ile Et ve Süt Kurumu.
Toprak Mahsulleri Ofisi, hububat ürünlerinde bu görevi yerine getiriyor. Ayrıca 2006-2009 döneminde ise fındıkta bir müdahale kurumu gibi çalıştı.
Et ve Balık Kurumu ise 2013 yılında adı Et ve Süt Kurumu olarak değiştirildi ve müdahale kurumu olarak faaliyet göstereceği ilan edildi.
Ancak, Türkiye’de 1980 sonrasında özellikle de AKP’nin 13 yıllık iktidarında tarım piyasalarına müdahale denilince akla ithalat geliyor. Bu nedenle Toprak Mahsulleri Ofisi ile Et ve Süt Kurumu ithalat kurumu olarak çalıştırılıyor.
Hangi ürünün fiyatı artıyorsa hemen ithalat yapılarak fiyat düşürülmeye çalışılıyor.
Son yıllarda piyasaya müdahale için ithalatın tek seçenek olarak sunulduğu örneklere bakalım.
Pirinç fiyatı yükselince Toprak Mahsulleri Ofisi’ne sıfır gümrükle ithalat yetkisi veriliyor. İthalatla fiyat aşağı çekiliyor. yerli üretici bu şekilde “terbiye” ediliyor.
Buğday, mısır ve arpada Toprak Mahsulleri Ofisi’nin piyasadan ürün alıp stoklamak yerine,sürekli kullanabileceği ithalat yetkisi veriliyor. Bu yetki genellikle yerli ürünün hasat dönemine yakın kullanılıyor.
Yakın zamanda saman fiyatı artınca, Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla saman ithal edilerek piyasaya müdahale edildi.
Kurban fiyatları yükseldi diye, Et ve Balık Kurumu aracılığıyla kurbanlık hayvan ithal edildi.
Kırmızı et fiyatı yükseldiğinde akla gelen ilk seçenek ithalat oluyor. Et ve Süt Kurumu adeta ithalat kurumu gibi çalışıyor.
Çiğ süt fiyatı 1 yıldan fazla bir süredir artmıyor.Üretici mağdur.Üretici lehine piyasaya müdahale edilmiyor. Süt tozu üretimi için sanayiciye destek veriliyor. Bu da en az ithalat kadar tehlikeli ve sakıncalı.
Yakın zamanda patates fiyatı arttı. Hükümet piyasaya müdahale için hemen İran’dan patates ithalatını gündeme getirdi.
Her nedense yerli üretimi korumak, tüketiciyi yerli ürünü değerlendirerek korumak akla gelmiyor.
Yapılan ithalatların zamanlaması da çok manidar. Genellikle yerli üreticinin ürününü pazara arz edeceği,hasat zamanı ithalat gündeme getiriliyor.
Buğday,mısır,arpa hasadı öncesinde Toprak Mahsulleri Ofisi’ne ithalat için yetki veriliyor. Hasat döneminde ithalat yapılacak söylentisi bile fiyatı aşağı çekiyor.Üretici zarar ediyor ve ertesi sene o ürünü ekmiyor. Üretim azalınca fiyat yükseliyor ve fiyatı düşürmek için yeniden ithalat yapılıyor.Bu bir kısır döngü.
Yerli üreticiyi korumak amacıyla piyasaya müdahale edilmiyor. Şu sıralar mısır hasadı yapılıyor. Çukurova Bölgesi’nde mısır hasadı tamamlanmak üzere. Toprak Mahsulleri Ofisi mısır müdahale alım fiyatını açıklamadı.Neden açıklamıyor?
Toprak Mahsulleri Ofisi, geçen yıl 15 Ağustos’ta mısır müdahale alım fiyatını kilo başına 68 kuruş olarak açıkladı. Bu yıl ise 20 Ağustos itibariyle taahhütname karşılığı mısır alıyor. Geçen yıl 5 milyon 950 bin ton olan mısır üretimi bu yıl Türkiye İstatistik Kurumu’nun tahminine göre 6.3 milyon ton olacak. Rekor bir üretim var. Buna bağlı olarak mısır fiyatı düşük seyrediyor. Ofis fiyat açıklamadığı için ürün büyük oranda tüccara gidiyor ve düşük fiyatla satılıyor.Mısır üretimi arttı diye sevinirken, fiyat açıklanmadığı için çiftçi maliyetinin altında satmak zorunda kalıyor. Gelecek yıl üretim azalınca yine fiyat yükselecek ve yine ithalat yapılacak. Bu ülkede birileri sürekli ithalat için çalışıyor.
Kaldı ki, mısır üretimi 6.3 milyon tona çıkmasına rağmen Türkiye 2013 ve 2014’te 1.5 milyon ton, bu yılın ilk 6 ayında da 1.3 milyon ton mısır ithal etti. Fiyat açıklamayarak üreticiyi tüccarın insafına bırakırsanız ve maliyetinin altında ürününü satarsa seneye mısır eker mi? Ekmezse ne olur ithalatla karşılanacak.
Özetle, tarımda piyasaya müdahale denilince akla sadece ithalat geliyor. Oysa, müdahale kurumlarının görevi öncelikle yerli üretimi ve üreticiyi,elbette tüketiciyi korumaktır. İthalatla üreticiyi ve tüketiciyi koruyabilir misiniz?
*******
Bakanlıkta görev değişimi
En uzun süre(10 yıl) bakanlık yapan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, seçim hükümetinin kurulması ile bakanlığa veda etti. Bu görevi yardımcısı Kudbettin Arzu’ya devretti. Mehdi Eker, veda mesajında tarıma çağ atlattıklarını söyledi. Üreticiler ise bu dönemi tarımın çöküş yılları olarak adlandırıyor.Kararı tarih verecek. Mehdi Bey’e bundan sonraki yaşamında,yeni bakan Kudbettin Arzu’ya ise bakanlıkta başarılar dileriz.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız