Reklam Ver

Pazartesi’den bu yana “Kırmızı Et Stratejisi” ni tüm ayrıntılarıyla yazdık. Üreticiden tüketiciye, besiciden yem sektörüne hayvancılıkla doğrudan veya dolaylı herkesi çok yakından ilgilendiren Kırmızı Et Stratejisi sır gibi saklanıyor. Oysa, bu kadar önemli bir belge bakanlığın internet sayfasına konulmalı.
Bakanlığın yapmadığını yaparak,DÜNYA Gazetesi’nde 3 gün 3 tam sayfa olarak stratejiyi kamuoyuna açıkladık. Çok farklı tepkiler,görüşler geldi.Ancak hemen hepsinin ortak paydası şuydu; “Önemli olan yazmak değil, uygulamak.”
Okurlarımız çok haklı. Bir konuda strateji belirlemek,onu yazıya dökmek önemli. Fakat daha da önemlisi uygulamak ve sonuç almaktır. Bakanlığın tozlu rafları strateji, vizyon belgeleri ile dolu.
AKP Hükümetinin ilk Tarım Bakanı Prof. Dr. Sami Güçlü, görev yaptığı dönemde “Hayvancılık Stratejisi 2005-2013” adıyla çok kapsamlı bir belge yayınlamıştı. Önemli hedefler içeren bu strateji, halefi Mehdi Eker tarafından rafa kaldırıldı. Daha bütüncül bir yaklaşımla hazırlanan o strateji belgesi uygulansa, Türkiye bugün hayvancılıkta ithalatçı değil, ihracatçı olurdu.
Şimdi önümüzde 2023 hedeflerini de içeren “Kırmızı Et Stratejisi” var. Gazetecilik mesleğinin evrensel ilkeleri, tarafsız habercilik anlayışımız gereği, stratejide yazılanları eğip bükmeden, çarpıtmadan ne yazıyorsa aynen paylaştık.
Bu yazıda ise, Kırmızı Et Stratejisi ile ilgili görüşlerimizi,yorumlarımızı paylaşacağız.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, bazı eksikliklerine,çelişkilerine rağmen emek verilerek hazırlanmış. Tespitlerin büyük bölümü doğru. Daha da önemlisi, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kırmızı etle ilgili söylemlerinden farklı olarak gerçekleri yansıtan itirafları da içeren bir strateji belgesi.
Çelişkilerle ilgili pek çok örnek verilebilir. En çarpıcı olanı, Kırmızı Et Stratejisi’nde “besilik materyal ve et ithalatının çözüm olmadığı ifade edilirken” bugün Türkiye’nin besilik hayvan materyali ve karkas et ithal ediyor olmasıdır.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in sunuş yazısındaki pembe tablonun aksine Strateji belgesinde ciddi itiraflar ve karamsar bir tablo var. Bakan Eker’in açıklamalarına bakılırsa son 10 yılda hayvancılıkta adeta çağ atlandı. Fakat, Kırmızı Et Stratejisi’ne bakılırsa sektör büyük bir çıkmazda.
Kırmızı Et Stratejisi’nde şu ifadeler var:
-“Hayvancılıkta temel yapısal sorunlar devam etmektedir.”
– “Zaman zaman başvurulan et ve besilik hayvan ithalatı,sorunu çözmekten uzaktır.”
– “Türkiye’de üretilen karma yemlerin yüzde 40-45’i ithal yem hammaddelerine bağlı olduğu için karma yem maliyetleri yükselmekte ve bu durum kırmızı et üretim maliyetini olumsuz etkilemektedir. Kısa vadede ithalatın devam etmesi kaçınılmaz gibi görülmektedir.”
-“Hububat ve yağlı tohum üretimimizde son 10 yılda kayda değer bir artış görülmemiş olup, ithalata olan bağımlılık artarak devam etmektedir.”
-“Bir ülkede ırk/genotip,sağlıklı çevre,doğru besleme ve sürü yönetimi konularında yeterli başarı elde edilemezse,ne süt ne de et üretiminde istenen hedeflere ulaşılabilir. Bu dört önemli konuda arzu edilen başarı sağlanamadığından,kırmızı et üretim maliyetleri ülkemizde çok yüksektir.”
Bir başka önemli çelişki de hayvan ırkı konusunda yaşanıyor. Kırmızı Et Stratejisi’nde “Kırmızı et üretimine dönük etçi ırklarla işletme kurulması ülkemiz koşullarına uygun görülmemektedir. ” deniliyor. Bir kaç sayfa sonra ” Yalnızca süt verim yönlü ırklarla et üretiminde bir yere varmak mümkün değil.Süt ırkı hayvanlarla besi yapılması; maliyetin yükselmesine neden olmaktadır. Bu ırkların besiye alınması karkas verimini de düşürmektedir. Et üretimini artırmanın,et fiyatını düşürmenin ve çiftçiyi besicilikten kazanır hale getirmenin en öncelikli yolu etçi ırkı ve veya kombine ırklarla besi yapmalarını sağlamaktır.” bilgisine yer veriliyor. Hayvan ırkı konusunda anlaşılan kafalar çok karışık.
Her fırsatta “Türkiye’de yeterli hayvan var deniliyor.” Kırmızı Et Stratejisi’nde ise “Türkiye’de besilik hayvan ve besilik materyal yetersizliği yaşanmaktadır” bilgisi var. Hangisine inanacağız.
Stratejide, “sektörde fiyat istikrarsızlığı bulunmaktadır” deniliyor. Hani fiyatlar cep telefonundan kontrol ediliyordu ve istikrar vardı?
Kırmızı Et Stratejisi’nde en komik olanı ise besicilere verilen desteğin gerekçesi. Strateji belgesinde deniliyor ki,”2010 yılında sığır eti karkas fiyatlarında yaşanan yükselişi önlemek amacıyla alınan kırmızı et ithalat kararı sonrasında üreticilerde oluşacak tedirginliğin giderilmesi ve ithalat karşısında korunması amacıyla 2011 yılında ilk 6 aylık döneminde kesilen erkek sığırlar için destekleme verilmeye başlanmıştır.”
İthalat 2009’dan itibaren konuşulmaya başlandı, 2010’da ithalat başladı. Bakanlık, besiciler tedirgin olmasın diye destek vermiş. Ne zaman ithalatın başlamasından 1.5 yıl sonra. Bu destek verildiğinde tedirgin olacak besici kalmamış, çoğu batmıştı.
Kırmızı Et Stratejisi’nde bir çok eksikte var. En önemlisi hayvan sağlığı konusuna neredeyse hiç değinilmemesi. Hayvan sağlığı olmadan sağlıklı ve yeterli et üretilebilir mi?
Özetle, Kırmızı Et Stratejisi’nde istikrarsızlık, fiyat artışının kontrol edilememesi,besilik ve besi hayvan yetersizliği, desteklerin amacına ulaşamaması gibi bir çok itiraf var.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız