Reklam Ver

Dünya Gazetesi Başyazarı Osman S. Arolat, Kırmızı Et Stratejisi ile ilgili hazırladığım yazı dizisinin ilk gününde manşet olan haberimi yorumladı. Osman S. Arolat’ın yazısı şöyle:

‘Kırmızı et stratejisi-2015’te kararlar doğru, ama uygulama nasıl olacak
Osman AROLAT / DÜNYA
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın hazırladığı “Kırmızı Et Stratejisi-2015” çalışması, yaşanan sorunların çözümünün et ve besilik hayvan ithalatı olmadığı sonucunu ortaya koyuyor. Çalışma, çözüm yolu olarak besilik materyal üretimi ve yem üretiminin artırılması gereğini gösteriyor. 
Arkadaşımız Ali Ekber Yıldırım’ın haberinde geçen yıl 17-19 Ekim tarihleri arasında Bakanlığın Kızılcahamam’da bir çalıştay düzenlenerek hayvancılık ve et konusunun sektör paydaşlarıyla ele alındığı belirtiliyor. 4 ana strateji çerçevesinde konuların ele alınmasından sonra bu çalışmalar ışığında “Kırmızı et Stratejisi -2015” çalışmasının hazırlandığı bilgisi haberde yer alıyor. Stratejide altı çizilen temel konunun, “Yaşanan sorunlar et ve besilik hayvan ithalatıyla çözülemez. Çözüm için besilik materyal üretimi ve yem üretiminin artırılması şart” denilerek bugüne kadarki çözüm önerilerinden uzaklaşan yeni bir stratejinin benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor. 
Kırmızı et fiyatlarının her bayram öncesi hızla yükselmesi, hemen her yıl gündeme gelir ve art arda bu konuda haber yayınlanması sonucunu getirir. Bu haberlerde, kasapların şaşkınlığına ve halkın et tüketimini azalttığına dair söylediklerini görürüz. Fiyat artışını önlemek için bu yıl da olduğu gibi Et ve Süt Kurumu’na karkas et ithalat izni verilerek et ithalatı yapılır. Uzmanlar bunun çare olmadığını, et fiyatlarını ucuzlatmak şöyle kalsın, yerli besiciliğe darbe vuracağını öne sürerler. Buna rağmen bakanlık ithalat iznini verir, kurum ithalata başlar. Bu yıl da öyle oldu. Söylendiğine göre, bu ithalat fiyatta sadece birkaç kuruş indirime neden olurken, besicileri yine “feryat “ ettirdi. 
Kırmızı et sorununu biz terörün yükseldiği 1980’lerden bu yana Doğu ve Güneydoğu yaylalarında gezen sürülerle besicilik yapan aşiretlerin, yerleşikliğe geçmeleriyle yaşamaya başladık. Bu sürülerdeki hayvanlar yem masrafı olmadan besleniyorlar, gelişiyorlardı… 
Buna karşılık oluşturmaya çalıştığımız hayvan çiftliklerinde kırmızı et üretimi, hem yem ve benzeri meteryallerin pahalılığı hem de uygun ırklar seçimindeki hatalar nedeniyle istenen sonucu vermedi. Her geçen gün etin pahalanması sonucunu beraberinde getirdi. 
Türkiye’de Mera Kanunu’ndaki engeller ve mera islahına izin vermeyen yapı, yurdun diğer bölgelerinde de mera hayvancılığının gelişmesine engel oldu. Yeterli yağış almayan ülkemizde mera ot varlığı büyükbaş hayvan besiciliğine imkan vermezken, küçük baş besiciliğinin bayrama odaklı olması da konunun bir başka boyutu olarak karşımıza çıktı. Sorun, uzun yıllar her yönüyle ele alınıp yeni bir stratejik plana hayvan ve yem yetiştiriciliğine bağlanmadı. Ali Ekber Yıldırım’ın haberinde yer alan kırmızı et stratejisi son yıllarda ilk kez doğru teşhisle bağlı bir çalışma olarak görülüyor. Ama bunun doğru işleyebilmesi ve atılan adımların doğru sonuç verebilmesi ile “kırmızı et üretiminin artıp, ucuzlayabilmesi” çok yönlü bir eylem planını gerekli kılacaktır. Bunun içersinde Mera Kanunu’ndaki iyileştirmeden, doğru yem bitkilerinin seçilip geliştirilmesine, ülkemiz doğasına uygun hayvan ırklarının seçimine kadar birçok konu yer alacaktır. 
Bu doğru ortaya konan strateji, ancak üst üste atılacak doğru adımlarla sonuç verebilir. Aksi halde doğru şeyler içeren bir stratejik rapor olarak raflarda kalır…

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız