Reklam Ver

Son 10 yılda en çok gündemde olan, en çok tartışılan ama aynı zamanda da en çok büyüyen sektörlerden biri beyaz et sektörü oldu. Beyaz et denildiğinde akla piliç eti, tavuk eti geliyor.
Doktorlar “sağlık için beyaz et tüketin” derken, beyaz et sektörü kuş gribinden, genetiği değiştirilmiş (GDO) yem sorununa, hormondan ihracattaki bir çok kısıtlamaya kadar hep gerilim içinde büyüdü. Buna rağmen Türkiye, piliç eti ve yumurta üretiminde dünyada ilk 10 ülke arasına girdi. Avrupa’da ilk 3’te yer aldı.
Etlik piliç yetiştiriciliği 1970’li yıllarda daha çok aile işletmeciliği şeklinde yapılırken 1980 sonrasında entegre tesisler yaygınlaştı. 2006 yılında yaşanan kuş gribi sonrasında ise küçük aile işletmeleri, köy tavukçuluğu büyük ölçüde bitti. Bugün köy tavuğu, köy yumurtası diye satılanların çoğu genetiği değiştirilmiş yemle besleniyor.
Türkiye’nin kanatlı eti üretim verilerine bakıldığında 1990 yılında piliç eti üretimi 162 bin ton seviyelerinde iken 2000 yılında 662 bin tona yükseldi. İlk kez 2007 yılında 1 milyon ton sınırını aşarak 1 milyon 24 bin ton oldu. Geçen yıl 1.9 milyon tonla 2 milyon ton sınırına dayandı.
Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) verilerine göre, kişi başına piliç eti tüketimi 1990’lı yıllarda yaklaşık 3 kilogramdı. Bu gün 20 kilogram. Üretime bağlı olarak kişi başına tüketimde de hızlı bir artış oldu. Ancak bu artışa rağmen diğer üretici ülkelerle karşılaştırıldığında son derece yetersiz. Amerika’da kişi başına piliç eti tüketimi 2012 verileri ile 43.2 kilo olurken, Ortadoğu pazarında Türkiye’nin en büyük rakiplerinden biri olan Brezilya’da 42.7 kilo, Avustralya’da 35.4, büyükbaş hayvancılıkta ihracatçı ülkelerden biri olan yeni Zelanda’da 30.1 kilo. Domuz eti tüketiminin çok yaygın olduğu Avrupa Birliği’nde yıllık ortalama 18.1 kilo piliç eti tüketiliyor. Türkiye’de ise 19-20 kilo civarında bir tüketim var. Yapılan projeksiyonlara göre, kanatlı eti tüketiminin 2025 yılında 27 kiloya çıkması bekleniyor. Bunun 25.5 kilosunu piliç eti oluşturacak.
İhracatta başarı hikayesi ve yem sorunu
Beyaz et sektörünün üretimde olduğu gibi ihracatta da önemli bir başarı öyküsü var. 2000’li yılların başında 20 bin ton seviyesinde olan kanatlı eti ihracatı 2014 sonu itibariyle 430 bin tona ulaştı. Tavuk eti ihracatı olarak bakıldığında 2002 yılında 6 bin 700 ton olan ihracat özellikle 2006 yılından sonra hızla arttı. 2007 yılında 24 bin ton iken ertesi yıl 47 bin tona 2009’da 81 bin tona 2013’te 322 bin tona ulaştı. Tavuk ayağı ihracatı ise 2002 yılında 12 bin ton iken 2013’te 42 bin tona çıktı.
Kanatlı eti ihracatından 2001 yılında 14 milyon dolar olan ihracat geliri geçen yıl 650 milyon doları aştı.
Hızla büyüyen kanatlı sektörünün en önemli sorunu yem ve diğer girdi maliyetlerinin çok yüksek olması. Bunun nedeni ise, Türkiye’nin başta soya olmak üzere bir çok yem hammaddesinde oluşan dışa bağımlılık. Kanatlı sektöründe kullanılan yemin en önemli maddelerinden birisi soya. Türkiye yıllık 80 bin ton soya üretiyor. Fakat, ihtiyacı 2 milyon tonun üzerinde. Dolayısıyla soyayı ithal etmek zorunda. Dünyada üretilen soyanın yüzde 92’si genetiği değiştirilmiş, yani GDO’ lu. Türkiye’de yem amaçlı 3 soya genine izin var. İthal edilen soya analize tabi tutulduğunda izin verilen 3 genin dışında genler çıkıyor. Hatta ithal soyada genetiği değiştirilmiş mısır görülüyor. Böyle olunca bu ürünlerin ülkeye girişine izin verilmeyerek, ithal edilen ülkeye iade ediliyor. Soya ithal edenler bu sorunlarla karşı karşıya kaldığında yeni ürün getirmek istemiyor. Sorunu aşmak için Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) İktisadi İşletmesi 37 gen için Biyogüvenlik Kurulu’na başvurdu,izin bekleniyor.
Yemin yanı sıra enerji maliyetlerinin yüksek olması,kümeslerin yetersizliği, kanatlı hastalıkları ile mücadele, özellikle son dönemde ikinci kez ortaya çıkan kuş gribi gibi hastalıklarla mücadele en önemli sorunlar olarak görülüyor.
Beyaz et özellikle tavuk eti tüketimi konusunda tüketicinin de kafası karışık. GDO’lu yemle beslenen ve çok kısa sürede büyütülerek kesilen tavukların sağlığa zararlı olduğunu düşünenler az değil. Bu nedenle son yıllarda organik tavuk veya serbest dolaşan tavuklara olan ilgi arttı.
Yukarıda özetlediğimiz yazının tamamını, Türkiye’de en çok tartışılan, bir kesim tarafından kuşkuyla bakılan, bir kesim tarafından ise ülke hayvancılığının ve protein ihtiyacını karşılamanın kurtuluşu olarak nitelendirilen kanatlı sektörünü tüm yönleriyle 4 Mevsim Tarım Dergisi’nde ayrıntılı olarak ele aldık. Kanatlı sektörünün son 10 yıldaki büyümesinden, yaşanan sorunlara, GDO(Genetiği Değiştirilmiş Organizma)’dan, organik yetiştiriciliğe, ithalatı,ihracatı, alternatif yetiştiricilik modelleri, yumurtada üretim,tüketim,ihracat ve kanatlı sektörünün 2023 hedefleri de dahil daha bir çok konuyu kapsayan dosyayı DÜNYA’nın 3 ayda bir yayınladığı 4 Mevsim’de okuyabilirsiniz.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız