Reklam Ver

Okurumuz,Gıda Mühendisi Baki Yılmazer,”Köşenizi bir günlüğüne bana ödünç verip ekli yazımı yayınlar mısınız?” diye mesaj göndermiş. “Pazaryerleri” başlıklı yazısı hem güncel hem de ilgi çekici. Ancak biraz uzun .Köşenin sınırlarına sığdıracak şekilde özetleyerek paylaşıyoruz.
“Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Mehdi Eker, bazı gıda ürünlerindeki genel enflasyonu aşan fiyat artışlarını tarla ile sofra arasındaki aracıların çokluğuna, dolayısıyla zincire eklenen her halkada maliyetin daha da artmasına bağlıyor. Aynı zamanda bu aracılardan bir kısmının kimi zaman stokçuluk yaparak, kimi zaman da spekülasyonla fiyatların suni olarak yükselmesine yol açtıklarından şikâyet ediyor.
Tüketiciler olarak Sayın Bakan’ın bu şikâyetini yıllardır dinliyoruz. Sayın Bakan artık görev döneminin sonuna geldiğinden kendisine söz söylemek anlamını hepten yitirdi. Yine de biz önerimizi sunalım; ola ki seçimlerden sonra yeni Bakan istifade eder. Önerimiz pazaryerlerine yönelik.Resmi Gazete’de 12.07.2012’de yayımlanan Pazaryerleri Hakkında Yönetmelik, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlandı. Bu yönetmelik, pazaryerleri ile ilgili tasarrufu büyük ölçüde belediyelere bırakıyor. Yönetmelik, pazaryerlerinde kendisine yer tahsis edilecek iki meslek grubundan söz ediyor. Bunlar, pazarcılar ve üreticiler (Madde 12).Yönetmeliğe göre, üreticiler pazaryerlerinde sadece sebze ve meyve satabiliyor. Ama pazarcıysanız sebze-meyve dışında “belediyenin satışına izin verdiği” diğer gıda maddelerini de satma imkânınız var (Md. 12). Konu tarım ürünlerinin satışı ile ilgili olduğundan, bu yönetmelik yayımlanmadan önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın da görüşü alınmış olmalı. Demek ki, Bakanlık üreticilerin meyve ve sebze dışında kalan ürünlerini pazar yerinde satışa sunmasını riskli buluyor. Buna karşın, belediyeler izin verdiği takdirde, pazarcıların meyve-sebze dışında kalan gıda ürünlerini de satmasında bir sakınca olmadığı düşünülüyor. Üreticilerin satabileceği ürün cinsine getirilen bu kısıtlamanın altındaki mantık, zannederim, özellikle hayvansal ürünlerin bitkisel ürünlere göre daha kontrollü şartlarda, dikkatle muamele görmesi ve tüketime sunulması zorunluluğu. Bu zorunluluk göz ardı edildiği takdirde, gerçekten de halk sağlığı yönünden gıda kaynaklı önemli riskler ortaya çıkabilir.
Amerika’da bizim pazar yerlerine benzer özellikler taşıyan satış noktaları var mı?
ABD Tarım Bakanlığının (USDA) web sitesinden aldığımız bilgiye göre, bu ülkede halen 8 bin 144 adet çiftçi pazarı (Farmers Market) var. Ancak orada pazaryerleri ile ilgili normları belirleyen Ticaret Bakanlığı değil, Tarım Bakanlığı (USDA Tarımsal Pazarlama Servisi). Amerikalı çiftçiler bu pazarlarda marmelat, reçel, baharat, turşu,sirke, unlu maluller, peynir, bal, çiçek, fidan ve saksı bitkileri,dondurulmuş et ve kanatlı eti satabiliyor. Bakanlığın çiftçi pazarlarında satışa sunulacak ürünlerle ilgili kapsamlı bir yönergesi var (USDA Farmers Market Rules and Operating Guidelines). Yasaklayan değil yol gösteren, rehberlik eden bir yönerge.
ABD’de çiftçi pazarlarının rağbet görmesinin sebebi elbette bizdeki gibi halkın düşük alım gücüne sahip olması değil. Bilakis, taze ürünleri doğrudan üreticiden, mümkünse şahsen tanıyıp güvendiği, kendi hemşerisi olan çiftçilerden temin etmek isteyen tüketici sayısının giderek artması, bu ülkede çiftçi pazarlarının popülaritesini giderek artırıyor.
“Küçük üreticiler sebze-meyve dışındaki ürünleri sağlıklı şartlar altında pazar yerinde satamaz!” diye kestirip atmak bir seçenek. Bizim Bakanlık bunu (kolayı) tercih ediyor. Binlerce çiftçi pazarını izleyen, buralarda satılacak ürünlerin hangi şartlarda tüketime sunulacağını belirleyen standartlar ihdas eden, ürettiği ürünü doğrudan tüketici ile buluşturmak isteyen çiftçileri lisanslandıran, tüketicileri de çiftçi pazarlarından alışveriş yapmaya teşvik eden Amerika Tarım Bakanlığı ise zoru ama doğru olanı tercih ediyor.
Ülkemiz tarımının en önemli yapısal sorunlarından biri, işletmelerin küçük ölçekli olması. Sektördeki diğer bir çok sorunun da küçük ölçekli işletme yapısı ile ilişkili olduğu kabul ediliyor. O halde Gıda,tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın geliştirdiği politikaların ve sektöre bakışının bu çok önemli veriyi referans kabul etmesi şart. O zaman pazar yerleri özelinde yapılması gereken de belli. Bakanlığın, Amerika’daki gibi üreticilerin mallarını pazar yerlerinde tüketicilerle buluşturabilmesi için standartlar belirlemesi, çiftçileri ve çiftçi örgütlerini bu pazarlarda hem meyve ve sebze, hem de bunların dışında kalan ürünleri doğrudan tüketici ile buluşturabilecek imkânlarla donatması; özellikle küçük üreticilerin bu imkâna kavuşabilmesi için destekleyici tedbirler alması gerekiyor.
Tarla ile sofra ile arasındaki zinciri kısaltmak mı istiyorsunuz? Amerika örneğini incelettirin ve ülkemiz şartlarına uyarlayın.”

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız