Reklam Ver

Pazar günü seçim var. Sandığa gidip oy kullanacağız. Seçim sonucuna göre kurulacak hükümet, 4 yıl süreyle ülkeyi yönetecek.Seçim meydanlarındaki konuşmalara, seçim vaatlerine bakılırsa ağırlıklı olarak kentlerde yaşayan emekli, işçi, dar gelirli yurttaşlara yönelik bir kampanya yürütülüyor. Köylülere yönelik ise ucuz mazot vaadi öne çıkıyor. Bu vaadi daha çok muhalefet partileri dile getiriyor. İktidar partisi ise karşı çıkıyor.
Bu vaatlerin kırsala yansıması nasıl olacak? Kırsalda yaşayanlar kime oy verecek?
Seçim meydanlarında kırsal kesimin, tarımın geçmiş yıllara göre çok büyük ağırlığı yok. Özellikle 1980’li yıllara kadar seçim kampanyaları kırsaldaki oylar üzerinden yürütülürdü. Seçim vaatleri,sloganlar hep kırsala ve köylüye yönelikti.
Çünkü, nüfusun yoğunluğu kırsaldaydı. Seçimin büyük ölçüde belirleyicisiydi. Köylünün oyu bu nedenle çok önemsenirdi. Taban fiyat uygulaması nedeniyle seçim olan yıllarda tarım ürünlerine daha yüksek fiyat verilirdi. Seçim olmayan yıllarda taban fiyat düşük olurdu. Kırsalda yaşayanlar da buna göre oy kullanırdı.
“Tütüne kim ne verirse 5 lira fazla veririm” benzeri vaatler revaçtaydı.Çünkü tütün üretimi, tütün üreticisinin oyu çok önemliydi. Bugün ne tütün kaldı ne üretici. Türkiye ürettiğinden çok daha fazlasını ithal ediyor.
“Toprak işleyenin, su kullananın” diyen Ecevit iktidar oldu. O yıllarda toprağı işleyen, suyu kullanan çiftçinin büyük bölümü bugün köyde değil, kentte yaşıyor. Köyde kalanlar da yüksek girdi maliyetleri nedeniyle toprağı işleyemiyor. Suyu kullanamıyor. Enerji fiyatı çok yüksek.
Ülkede kırsal nüfus hızla eridi. Kırsaldan kente göç edenler, kentlerin varoşlarına yerleşti. Belirleyici olan artık tütün, pamuk, pancar değil, kömür ve makarna oldu. Kömür, makarna ve gıda yardımları ile bu kesimin oyları kolayca alınabilir oldu. Sosyal yardımlar, asgari ücretin artırılması, emeklilere ikramiye gibi vaatler onlara daha cazip geliyor.
Kırsalda yaşayanlar elindeki tarlayı, bağı, bahçeyi kaybetmeden geçimini sürdürmeye çalışıyor. Fakat yüksek girdi maliyetleri nedeniyle işleri hiçte kolay değil. Bu nedenle ucuz mazot vaadi çok cazip geliyor. Muhalefet partileri bu anlamda kırsalda bir sempati kazanmış görünüyor.
Fakat, kırsalda yaşayanların büyük bölümü kısa vadeli düşünür. Hükümet, 2014 yılına ait tarımsal destekleri seçim öncesinde ödüyor. Seçim öncesi 7-8 milyar liralık tarımsal destek ödemesi yapıldı.
Bu çerçeveden bakılınca bir yanda verilen sözler, vaatler, diğer tarafta para ödemesi var. Köylülerin oy kullanmasında bu iki faktör büyük rol oynayacak.
Kısa vadeli düşünenler, hakkettiği desteği seçim öncesinde ödediği için iktidar partisine oy verecektir. Uzun vadeli düşünen, geçmiş 12 yılın değerlendirmesini yapanlar ise muhalefet partilerine oy vermesi bekleniyor.
Genel anlamda iktidarın tarım politikasına karşı büyük bir tepki var. Ancak bunun sandığa ne kadar yansıyacağını tahmin etmek zor. Kaldı ki, kırsalda ekonomik faktörlerden çok, akrabalık, feodalite ve daha da önemlisi dini faktörler, hatta bölgecilik daha çok ön plana çıkıyor.
Yaklaşık 20 yıldır tarım sektörünü yakından izleyen bir gazeteci olarak kırsalda yaşayanların, köylülerin söyledikleri ile oy tercihleri arasında büyük farklılık olduğunu söyleyebilirim. Bundan önceki seçimlerde üreticiler sokaklara döküldü. Karadeniz’de onbinlerce fındık üreticisi sokağa indi, yer yerinden oynadı. Türkiye sarsıldı. Fakat seçimde yüzde 65 oranında eleştirdikleri hükümete oy verdiler. Bu nedenle seçimde kime oy vereceklerini tahmin etmek kolay değil. Fakat, bu seçimde sanki bir şeyler olacak. Kırsalda da iktidarın oylarında bir düşüş olması sürpriz olmayacaktır.
Kırsalda yaşayanları anlamak kolay değil. Onları en iyi anlayan ve anlatanlardandı büyük usta Nazım Hikmet. Ölümünün 52. yılında saygı ve özlemle anıyor ve Türk Köylüsü’e dair şiirini paylaşıyoruz. Belki de seçim öncesi size bir fikir verir.
Türk Köylüsü
Topraktan öğrenip kitapsız bilendir.
Hoca Nasreddin gibi ağlayan
Bayburtlu Zihni gibi gülendir.
Ferhad’dır Kerem’dir ve Keloğlan’dır.
Yol görünür onun garip serine,
analar, babalar umudu keser,
kahbe felek ona eder oyunu
Çarşambayı sel alır,
bir yâr sever el alır,
kanadı kırılır çöllerde kalır,
ölmeden mezara koyarlar onu.
O, «Yûnusû biçâredir
baştan ayağa yâredir,»
ağu içer su yerine.
Fakat bir kerre bir derd anlayan düşmeyegörsün önlerine
ve bir kerre vakterişip :
«—Gayrık yeter!…» demesinler.
Ve bir kere dediler mi :
«İsrafil surunu urur
mahlukat yerinden durur»,
toprağın nabzı başlar onun nabızlarında atmağa.
Ne kendi nefsini korur, ne düşmanı kayırır,
«Dağları yırtıp ayırır,
kayaları kesip yol eyler âbıhayat akıtmağa…»

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız