Reklam Ver

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, 2 Haziran 2005’te oturduğu bakanlık koltuğundan, 7 Haziran seçiminden sonra veda etmeye hazırlanıyor. Tam 10 yıl bu görevde kaldı. Böylece cumhuriyet tarihinin en uzun süre görev yapan “Tarım Bakanı” olarak tarihe geçti.
Bakanlığa veda etmeye hazırlanan Mehdi Eker, “Tarımdan Kültüre:Agrostrateji” adıyla bir kitap yazdı. Bu hafta raflarda yerini alan kitap, adından da anlaşılacağı üzere, tarımın stratejik bir sektör olarak ele alınması gerektiğini anlatıyor.
Tarım politikalarını belirleyen ve uygulayan bakanlığın en tepesinde 10 yıl süreyle görev yapan Dr. Mehdi Eker, bu dönemde tarımın stratejik bir sektör olması için neler yaptı?
Mehdi Eker’in, görev yaptığı 10 yıl boyunca elbette iyi niyetle ülke tarımının gelişmesi ve büyümesi için çalıştığı söylenebilir. Özellikle çıkarılan yasalar, kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi, kayıt sisteminin yaygınlaştırılması gibi kimi konularda başarılı olduğu kabul ediliyor.
Ancak, genel olarak bakıldığında ve 10 yıllık dönem bütünüyle değerlendirildiğinde başarıdan söz etmek mümkün mü? Bu döneme ilişkin çalışmalara not vermek gerekirse, 10 üzerinden 5 verilir mi?
Bu soruyu çiftçilere sorarsanız farklı, yatırımcılara sorarsanız farklı, ithalatçılara sorarsanız daha farklı yanıt alırsınız.
AKP iktidarında, özellikle de son 10 yıllık döneme bakıldığında tarım, hiç bir zaman stratejik sektör olarak görülmedi. Tam tersine uygulanan politikalarla tarım bilinçli olarak dışa bağımlı hale getirildi.
“En uzun süre görev yapan Bakan” olarak tarihe geçen Mehdi Eker, aynı zamanda “Cumhuriyet tarihinde ilk kez saman ithal eden, kurbanlık hayvan ithal eden Bakan” olarak tarihe geçti.
Genetiği Değiştirilmiş(GDO) ürünlere ilk kez bu dönemde izin verildi.
Mazot,gübre,yem,zirai ilaç gibi temel girdilerde fiyatların en çok yükseldiği, dışa bağımlılığın doruk noktaya ulaştığı bir dönem oldu.
Üretimin değil, ithalatın desteklendiği, 500 binden fazla kişinin tarımdan çekildiği, aile işletmeciliğinin tasfiye edilerek yerine şirket tarımının egemen kılındığı bu 10 yıllık dönemde çiftçi para kazanamamaktan, tüketici gıda ve tarım ürünlerini çok pahallıya almaktan hep şikayetçi oldu.
Tarım toprakları en çok bu dönemde amaç dışı kullanıma açıldı. Acele kamulaştırmalarla tarım toprakları ranta açıldı. Duble yollar ovalardan geçirildi. Çıkarılan Büyükşehir Yasası ile bir gecede 16 bini aşkın köy mahalleye dönüştürüldü.
Sadece tarım toprakları değil, Hidro Elektrik Santralleri ile dereler kurutuldu.
Mehdi Eker, kitabında, “Türkiye baklagillerin gen merkezidir” diye yazmış. Doğrudur. Fakat, Türkiye en fazla baklagil ithalatını Mehdi Bey’in bakanlığı döneminde yaptı. Kuru fasulye ithalatı için gümrük vergisi bu dönemde sıfırlandı. Nohut, mercimek ithalatı bu dönemde patladı.
Yine kitapta, Türkiye’nin küçükbaş hayvancılığa uygun bir coğrafya olduğunu yazmış. Fakat, bakanlığı döneminde yapılan büyükbaş hayvan ithalatı ile Türkiye’yi Angus cenneti yaptı.
Atatürk’ün tarımsal üretim yapmak için kurduğu çiftliğe kaçak saray yapıldı.
Bu dönemi anlatan, tarıma verilen değeri yansıtan en anlamlı söz herhalde “Ananı da al git” oldu.
Yukarıda AKP dönemini özetledik. Sadece bu dönemde değil, Atatürk dönemi hariç, hemen her dönem tarım yok sayıldı.
Mehdi Eker’in de kitabında yer yer vurguladığı gibi, tarım sektörü hiç bir zaman önemsenmemiş ve gereken değer verilmemiştir. Stratejik sektör olarak bakılması bir yana hep görmezden gelinmiştir.
Bunu daha iyi anlatmak için kitaptan bir bölüm paylaşmakta yarar var.
“Yani tarım sadece köylerde yaşayan üreticilerin uğraş alanı değil aynı zamanda kentlilerin de tüketim alnıdır.tarım sektörü ülkemizde bu kapsamda algılanmadığı için de maalesef bu sektör gerekli ilgi ve desteği görmemiş,temel sorunlar üzerinden tartışılmamış ve bu alanda bir “entelektüel sermaye” oluşmamıştır.
Oysa tarımda entelektüel sermaye ve birikim,içinde bulunulan zamanın ruhunu kavrar ve yansıtır. Entelektüel bakış ve duruş var olan gerçekleri,hakikati ve felsefi şartları, anlamlandırır,açıklar ve yol gösterir. Kaygılarıyla ve çabalarıyla diğer alanlarda olduğu gibi insanlığa hizmet eder.
Entelektüel ilgi ve birikim yetersizliği beraberinde başka sorunlar da getirmiştir. Örneğin bu eksiklik tarım üzerine derinlemesine ve uzun vadeli bir “siyaset oluşturmaya” engel olmuştur.”
Dr. Mehdi Eker, bu satırları yazdıktan sonra, “Yeni Bir Tarım Paradigması” na acil ihtiyaç olduğunu söylüyor.
En uzun süre tarım bakanlığı yaptıktan sonra bu tespiti yapmak önemli. Fakat, sormak gerekir, bu kadar acilse, 10 yıldır görevdeydiniz neden yapmadınız?
Özetlersek, geçmişten bugüne, Türkiye’de tarım bakanlığı yapanların büyük bölümü bu görevden ayrıldıktan sonra tarımın önemini anlıyor. Tarımın stratejik öneme sahip olduğunu fark ediyor. Mehdi Eker, bunu fark etmekle kalmayıp bir de kitabını yazmış. Okumanızda yarar var.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız