Reklam Ver

Türkiye’de hayvancılık sektörü gelişiyor, büyüyor diye seviniyoruz. Fakat, sektör büyük oranda dışa bağımlı gelişiyor. Bu dışa bağımlılığın getirdiği bir çok sorun yaşanıyor.Damızlıktan, yeme kadar hemen her konuda ithalat bağımlılığı olduğu için sorunların çözümü de kolay olmuyor.Bu konuda en somut örneklerden birisi soya. Yem sektöründe ve bitkisel yağda kullanılmak üzere Türkiye’nin yıllık soya ihtiyacı 2.2 milyon ton civarında. Bu ihtiyacın yaklaşık yüzde 8’i içerde üretilirken kalan yüzde 92’si ithal ediliyor. İthalatın büyük bölümü Amerika Birleşik Devletleri(ABD),Arjantin,Brezilya gibi büyük üretici ülkelerden gerçekleştiriliyor. Bu ülkelerde üretilen soyanın neredeyse tamamı genetiği değiştirilmiş.
Bu tabloda ihtiyaç duyulan soya yurtiçinde üretilemezse genetiği değiştirilmiş soyaya mahkum olursunuz.
Türkiye’de genetiği değiştirilmiş soya ithalatına sadece yem amaçlı izin veriliyor. Gıda amaçlı kullanıma izin yok. Biyogüvenlik Kurulu bugüne kadar genetiği değiştirilmiş 3 soya geninin ithalatına izin verdi. Dolayısıyla sadece bu 3 geni içeren ürün ithalatına izin veriliyor. İthalat yapılan ülkelerde ise çok daha fazla gen üretiliyor.
Ülkeye ithal edilen bir çok ürün gibi soyada da belli analizler yapılıyor. İthal soyada yapılan analizlerde Türkiye’ye girişine izin verilmeyen genler bulunduğunda söz konusu ürün orijinine yani ithal edilen ülkeye iade ediliyor. Son dönemde ithal soyada izin verilmeyen genlerin tespit edilmesi bir yana genetiği değiştirilmiş mısır bulunduğu, bu nedenle yaklaşık 300 bin ton soyanın ülkeye girişine izin verilmediği tahmin ediliyor.
Ülkeye soya girmediği için başta kanatlı sektörü olmak üzere hayvancılıkta ciddi bir yem sorunu yaşanıyor. Çünkü kanatlı sektöründe kullanılan yemin en önemli hammaddelerinden birisi soya, diğeri mısır.
Kanatlı yemi üretiminde yüzde 50’den fazla oranda mısır ve soya kullanılıyor. Bu hammaddelerin yanı sıra buğday, arpa, ayçiçeği ve pamuk tohumu küspesi gibi hammaddeler de kullanılır. Fakat soyanın yerine ikame edilecek ürün neredeyse yok.Soyada dışa bağımlılık deyim yerindeyse Türkiye’nin elini kolunu bağlıyor.
Dışa bağımlılığın sadece GDO boyutu değil fiyat ve maliyet yönüyle de ciddi sorunlara yol açıyor. Son aylarda dövizdeki artışa bağlı olarak ithal soyada fiyat artışı maliyetleri de olumsuz etkiliyor. Kanatlı sektöründe yem maliyeti toplam maliyetler içerisinde yüzde 70’lere yakın olduğu düşünüldüğünde GDO sorunu ve yüksek fiyat sorunu kanatlı sektörünü zorluyor.
Mevcut yapıda soya üretimi artırılmadığı sürece bu sorunun çözümü kolay görünmüyor. Çünkü yüzde 90’ı aşkın oranda dışa bağımlılık Türkiye’yi GDO’lu soyaya ve yüksek fiyata zorunlu kılıyor.
Özetle,deyim yerindeyse kumpas kurulmuş. Hayvancılık yapacaksanız özellikle de kanatlı yetiştiriciliği yapacaksanız genetiği değiştirilmiş ithal soyaya mahkumsunuz. Bu konudaki yasal düzenlemeler yetersiz. Soya üretiminin artırılması için ciddi bir çaba yok. Dolayısıyla sorunun çözümü gerçekten kolay değil.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız