Reklam Ver

Doktorlar, beslenme uzmanları, diyetisyenler, sağlıklı beslenme için bakliyat ürünlerinin daha çok tüketilmesini istiyor.Avrupa’nın lideri, dünyanın 7. büyük tarım ülkesi olduğu iddia edilen Türkiye’de baklagil üretim alanları daralıyor. Üretim azalıyor. İthalat ise artıyor.
Ziraat Mühendisleri Odası’nın hazırladığı rapora göre, Mısır, Etiyopya, Bangladeş, Çin’den kuru fasulye, Kanada’dan nohut ve yeşil mercimek, Amerika, Ukrayna ve Kanada’dan bezelye ithal ediyoruz.
Raporun ayrıntıları şöyle:
1-Dünya üzerinde tarımı çok eski yıllardan beri yapılmakta olan yemeklik dane baklagillerin diğer bir deyişle bakliyat ürünlerinin insan beslenmesinde bitkisel kaynaklı protein gereksiniminin karşılanması bakımından büyük önemi var.
2-Yemeklik tane baklagillerin iklim ve toprak istekleri dikkate alındığında, Türkiye’nin potansiyeli çok yüksek. Ülkemizin kuru tarım alanlarında nadasın daraltılmasında nohut ve mercimeğin, sulu tarım arazilerinde fasulye, bakla, bezelye ve börülcenin ekim nöbeti içerisinde bugünkünden daha fazla yetiştirilmesi mümkün.
3-Türkiye, dünya yemeklik dane baklagiller üretiminde önemli üretici ülkeler arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) verilerine göre; nohut ve mercimek üretiminde dünyanın ilk 4 ülkesi arasında.
4-Yemeklik dane bakliyatlarda ekim alanları, 1981 yılında başlatılan “Nadas Alanlarının Daraltılması Projesi” ile hızla artarak 740 bin hektardan 1982 yılında 1.2 milyon hektara yükseldi. Ancak projenin sona ermesiyle ekim alanları da geriledi. 1990`ların başında 2 milyon hektara ulaşan yemeklik bakliyat ekim alanları yüzde 60 azalarak günümüzde 800 bin hektara düştü.
5-Üretim alanlarındaki düşüşe bağlı olarak 1990-2013 döneminde bakliyat ürünleri üretimi de yüzde 43 azaldı. Söz konusu dönemde ülke nüfusu yüzde 35 artarken, bakliyatta 1990’da 2 milyon 13 bin ton olan üretim 2013’te 1 milyon 148 bin tona düştü.
6-Ürün bazında bakıldığında Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2002’de 650 bin ton olan nohut üretimi, son 10 yılda yaklaşık 150 bin ton gerileyerek 2013 yılında 506 bin tona düştü. 2002 yılında 500 bin ton olan ve 2006`da 580 bin tona kadar çıkan kırmızı mercimek üretimi 2008`de 106 bin tona kadar düşerken, sonraki yıllarda bir miktar artarak 2013 yılında 395 bin tona ulaştı. Yeşil mercimek üretimindeki düşüş daha çarpıcı oldu. 2002 yılında 200 bin tonun üzerinde olan üretim, 2013 yılında 20 bin tona kadar geriledi. Bir diğer önemli ürün olan kuru fasulyede üretim 250 bin tondan 195 bin tona düştü.
7-Üretim azalırken buna karşılık ithalat artıyor. Bakliyat grubunda en yüksek ithalat mercimekte. 2009 yılında 141 bin ton mercimek ithalatı 2011 yılında 309 bin tona kadar yükseldi. Sonraki yıllarda bir miktar düşse de 2013 yılında 199 bin ton mercimek ithal edildi. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, nohut ithalatı da, özellikle son 2 yılda önemli oranda arttı. 2009`da 4 bin ton olan nohut ithalatı, 2012 yılında 34 bin tona, 2013 yılında ise 56 bin tona ulaştı. Kuru fasulyede ise tam tersi bir durum söz konusu. 2009`da 53 bin ton olan Türkiye`nin kuru fasulye ithalatı, 2012`de 30 bin tona, 2013 yılında ise 25 bin tona geriledi. Kuru fasulye ithalatının yaklaşık yüzde 36’sı Kırgızistan’dan, yüzde 20’sı Amerika’dan, yüzde 12’si Kanada’dan yapılıyor.
8- Baklagillerin ihracatına gelince, 2009 yılında 130 bin ton olan mercimek ihracatı, 2011 yılında 212 bin tona ulaşırken sonra gerileme sürecine girdi ve 2013 yılında 178 bin ton olarak gerçekleşti. 2009 yılında 88 bin ton nohut ihraç edilirken 2013’te 19 bin tona kadar geriledi.
9- Üretimin azalması nedeniyle baklagillerde fiyat artıyor. Fiyatın düşürülmesi için geçen yıl gümrük vergisi sıfırlanarak ithalat cazip hale getirildi. Ancak, ithalatla sorunun çözülemeyeceği görüldü. Çözüm üretimin artırılmasıdır.
Üretimin artırılması için ne yapılmalı?
Öncelikle mazot, gübre, ilaç, tohum gibi girdilerin fiyatları kontrol altına alınarak üretici girdi bazında desteklenmeli. Hastalık ve zararlılara dayanıklı, makineli hasada uygun, kaliteli, yüksek verimli, yerli tüketicilerin ve dış pazarın isteğine uygun yeni çeşitlerin geliştirilmesi için çalışmalar yapılmalı. Yerel çeşitlerin sürdürülmesi ve geliştirilmesi sağlanmalı. Bakliyat ekim alanlarının genişletilmesi için “Nadas Alanlarının Daraltılması Projesi” yeniden başlatılmalı. Hasat döneminde bakliyat ithalatına izin verilmemeli. Hasattan sonra çiftçinin ürününü satın alıp pazarlayacak müdahale kuruluşları oluşturulmalı.
Bu önlemler alınmadığı için çiftçi, bakliyat yerine maliyeti göreceli olarak daha düşük olan mısır, ayçiçeği ve buğday gibi alternatif ürünlere yöneliyor. Bu süreç,Türkiye’yi bakliyatta tümüyle dışa bağımlı hale getirebilir.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız