Reklam Ver

Ülkenin değişik bölgelerinden Karadeniz’e doğru iki büyük göç yaşanıyor. Bir yandan Ankara, İstanbul,İzmir gibi büyük kentlerden hatta Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinden Karadeniz’e yaz tatili için gelen gurbetçiler, diğer tarafta Güneydoğu Anadolu’dan yola çıkan mevsimlik işçiler.
Bu göç, fındıkta hasadın habercisi. Gurbetçiler kısa zamanda fındıklarını toplayarak yaşadıkları yere dönmek istiyor. Mevsimlik işçiler ise,ekmek parası peşinde fındık toplamaya gidiyor.Mart ayı sonunda yaşanan don felaketi fındık üretimine darbe vurdu. Bu nedenle üreticiler, işçiler,esnaf,sanayici,ihracatçı ve bölge ekonomisi için zor bir yıl olacak.
Hasat başlarken fındıktaki gelişmeler özetle şöyle:
1- Mart ayı sonunda yaşanan don felaketi nedeniyle özellikle Doğu Karadeniz’de Ordu,Giresun, Trabzon,Samsun gibi geleneksel üretim bölgesinde 300 rakımın üzerindeki yerlerde fındık hemen hiç yok. Sahilde ise üretim az. Batı Karadeniz’de Akçakoca, Düzce bölgesinde ise üretimde bir sorun görünmüyor. Bir çok tahmin var. Ama kabuklu fındık üretiminin 500 bin tonun altında olacağı konusunda görüş birliği var.
2- Üretim iç piyasa ve ihracata yetecek düzeyde değil. En iyimser tahminle kabuklu fındık üretimi 450-500 bin ton olsa bile, ihracat için yaklaşık 600 bin ton iç piyasa için 100 bin tonun üzerinde fındığa ihtiyaç var. Bu hesapla 200 bin ton civarında bir açık görünüyor. Bu kadar fındık stokta olmadığına göre, daldaki fındık her zamankinden daha değerli.
3-Tam 10 yıl önce yine don felaketi nedeniyle fındık üretimi yarı yarıya azalmış ve çok sıkıntılı bir sezon yaşanmıştı. O dönemde Fiskobirlik vardı. Devlet adına alım yapan ve deposunda binlerce ton fındık olan Fiskobirlik’in deposundaki fındıklar değerlendirilmişti. Şu anda böyle bir stok yok. Dolayısıyla 2004’ten çok daha farklı bir sezon olacak.
4-Üretim az olunca fındığın değerlenmesi, fiyatının artması kaçınılmaz. Herkes az olan fındığın peşinde. İhracatçı taahhütlerini yerine getirmek için uygun fiyattan fındık almanın hesabını yapıyor. Üretici, fiyat artacak diye fındığı elinde tutacak. Parası olanlar bir iki ay sonra fiyatının çok yükseleceğini düşünerek yatırım amaçlı fındık almak istiyor. Böyle bir piyasa yapısında hasat döneminde 1 kilo kabuklu fındığın 9-10 lira aralığında olacağı, ancak daha sonra yükseleceği tahmin ediliyor.
Her açıdan zor bir sezon yaşanacak. Ancak bu zor sezondan çıkarılacak pek çok ders var. Türkiye’de daha bir kaç yıl öncesine kadar 500-600 bin ton kabuklu fındık üretimini “arz fazlası olur” endişesi yaşarken, şimdilerde 700 bin ton kabuklu fındığın satılmasında sorun olmayacağı görüldü.
Bir yıl üretim ortalamanın üzerine çıkınca, fındık alanlarının daraltılmasını isteyen ve bu konuda yasal düzenlemeler yapan Bakan ve bürokratlarının kulakları çınlasın. Fındık stratejisi hazırlayan ve eline tutuşturulmuş tablolarla fındığa alternatif olarak meyveciliği öneren bürokratlar ne yazık ki tarım teşkilatının en önemli koltuklarını işgal etmeyi sürdürüyor.
O gün yazdığımız gibi, bir sezona bakarak fındık stratejisi, fındık politikası belirlenmez, belirlenemez. İyi ki üreticiler Tarım Bakanına ve bürokratlarına inanıp fındığını sökmedi. İyi ki meyvecilikten daha çok para kazanırım hayaline kapılıp fındık üretiminden vazgeçmedi.
Türkiye’nin bundan sonra fındık üretimini sınırlandırmak değil, fındık üretimini artırması gerekiyor. İyi bir pazarlama stratejisi ve içerde tüketimin artırılması ile Türkiye 1 milyon ton fındığı rahatlıkla satabilir. Planlar, organizasyonlar buna göre yapılmalı. Sadece sezonluk değil, orta ve uzun vadeli politikalarla fındık stratejisi belirlenmeli. Bir yıl 400 bin ton ertesi yıl 800 bin ton üretim olabileceği hesaplanarak politika belirlenmeli.
Ayrıca, piyasanın düzenlenmesi, fındığın değerinde satılması, verimlilik dahil bir çok konuda üreticinin bilinçli hareket etmesi için Fiskobirlik gibi güçlü bir üretici birliğine ihtiyaç olduğu bu sezon bir kez daha görüldü. Siyasetten arındırılmış ve gerçek sahibi üreticilerin olduğu güçlü bir kooperatif birliği fındığın geleceği açısından çok önemli bir kurum olacaktır.
Fındık ihracatının ve iç piyasada tüketimin artmasında pazarlama ve tanıtım çalışmalarının büyük rolü var. Elbette ihracatçıların hakkını teslim etmek gerekir.Avrupa Birliği pazarına sıkışıp kalan ihracatı daha geniş bir coğrafyaya taşıdılar. Bundan sonra yapılması gereken miktar olarak elde edilen başarıyı daha değerli kılmak olmalı. Daha çok fındığı daha az değerle değil, daha yüksek katma değerle pazarlamak, satmak çok önemli.
Özetle, fındıkta zor bir sezon yaşanacak. Ancak bu zor ve sıkıntılı sezondan dersler çıkarılarak geleceğe umutla bakmak gerekir.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız