Reklam Ver

Hükümet besilik hayvan ithalatına izin vermeye hazırlanıyor.
Besiciler içerde yeterli hayvan olmadığını ve besilik dana fiyatının yüksek olduğunu söyleyerek ithalatın açılmasını istiyor.
Üreticiler ise yeterli hayvan olduğunu ithalata gerek olmadığını savunuyor.
Türkiye’nin gerçekten hayvan ithalatına ihtiyacı var mı?
Dün DÜNYA Gazetesi’nde “Besi İthalatı için kapılar tekrar açılıyor” başlıklı haberimiz üzerine hem besicilerden hem de üreticilerden farklı yorumlar geldi.
Üreticiler, hayvan ithalatına karşı.
Telefonla görüştüğümüz Ağrı Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Nizamettin Şahin isteyene istediği kadar hayvan temin edebileceklerini söylüyor. Şahin’in anlattıkları özetle şöyle:
“Piyasada hayvan çok. İthalata gerek yok. Ağrı’dan her gün ülkenin değişik bölgelerine hayvan sevkiyatı var. Kurban Bayramı öncesinde de hayvan az dediler. Ağrı’dan 80 bin büyük baş,185 bin küçükbaş hayvan çıkışı oldu. Gönderdiğimiz hayvanların bir bölümü geri geldi. Ağrı’da hayvan pazarımız her gün açık. İsteyen gelip hayvan alabilir. Besilik hayvan da, kesimlik hayvan da var. İlk kez mavi belgeli damızlık satışına başladık. Kimin ne kadar hayvana ihtiyacı varsa gelsin Ağrı’dan alsın. Erzurum, Kars ve diğer illerde de çok hayvan var. Daha önce yapılan ithalatın ülkeye ne yararı oldu ki yine hayvan ithal edilecek? İthalat çözüm değil. Üretimi artırmamız gerekiyor. ”
Nizamettin Şahin’in verdiği bilgiye göre yılbaşından önce canlı hayvanın kilosu 9.5-10 lira seviyesindeyken şu sıralar artan taleple birlikte 10.5 ile 11.5 lira arasında değişiyor. Bu fiyat artışının normal olduğunu, maliyetlerin çok yükseldiğini belirten Şahin, ithalatla ilgili ilginç bir deneyimi de anlattı:
“Devletin verdiği hibe desteğinden yararlanarak bir yetiştiricimiz Ağrı’ya Avustralya’dan 300 baş damızlık getirdi. Ancak uyum sorunu nedeniyle bu hayvanların 130’u telef olurken doğan buzağıların da birçoğu öldü. Biz Ağrı’dan diğer illere damızlık satarken bu arkadaşımızın ithal hayvanları telef oldu. Bundan herkesin ders çıkarması gerekir.”
Haberimiz üzerine telefonla arayan Saray Halı Çiftliği’nin kurucusu Necati Kurmel ithalatın yerli üreticiye zarar vermesini istemediklerini belirterek şunları söyledi:” Doğu’da kilosu 11 lira olan canlı hayvanın bizim çiftliğimize maliyeti 12-13 lirayı buluyor. Bu hayvanı besleyip etten para kazanmak mümkün değil. Bu nedenle biz hayvan alımı yapamıyoruz. Biz hep üretimden yanayız. Biz de üreticiyiz. Hangi alanda olursa olsun, ihracat yapmayan, döviz getirmeyen bir ülkenin gelişmesi mümkün değil. İthalata verilen döviz ülkenin yararına değil. Bu işin temelinde süt var. Süt fiyatı 5 kuruş değil 40 kuruş artmalıydı. Üretici sütten para kazanırsa hayvancılık gelişir. Yıllarca Holstein ırkı memlekete getirildi. Herkeste Holstein var. Bundan vazgeçemeyiz. Süt üretimi için çok iyi bir ırk. Mutlaka desteklenmesi lazım. Ama besi için Simental, Montafon hayvanlar daha uygun. Holstein’ın erkek danası en iyi beslenmeyle günde 700 gramla 1 kilo et alıyor. Dışarıdan gelen Simental ve Montofon günde 1 kilo 300 gramla 1.5 kilo et alıyor. Bakanlığın süt için Holstein’a, et için Simental ve Montofon’a destek vermesi lazım. Ama bizde destekler verimli olana da verimsiz olana da aynı. Kel başa da, şimşir başa da aynı destek olmaz.”
Özetle besiciler “yeterli hayvan yok, fiyat yüksek ithalat yapılsın” diyor. Üretici, “ithalata gerek yok yeterince hayvan var” diyor. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafların söylediklerini dikkate alarak karar vermeli. 2010’da ithalat yapılırken çok büyük hatalar yapıldı. O dönemde kasaplık canlı hayvan, karkas et ithalatı yerine sadece besilik hayvan ithal edilseydi, damızlık besi yetiştiriciliği desteklenseydi bugün ithalatı hiç konuşmayacaktık. Çiğ süte maliyetin altında fiyat verilmeseydi inekler kesilmeyecekti. Hayvan varlığımız yeterli olacaktı. İlle de yapılacaksa günü kurtarmak için değil, geleceği garanti altına alacak ithalat yapılmalı.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız