Reklam Ver

Tarımda yeni moda meyvecilik. Ülkenin pek çok yerinde meyveciliğe yatırım yapılıyor. Yeni bahçeler kuruluyor. Mevcut bahçeler yenileniyor. Bilinçli ve planlı yapıldığı sürece bu yatırımlar ülke tarımına çok önemli katkılar sağlıyor.Bilinçsiz ve yanlış uygulamalar ise derin yaralar açıyor.
Söylemek istediklerimizi iki örnekle açıklayalım.
Birincisi nar yetiştiriciliği. İkincisi Yozgat’ta yaşama geçirilen meyvecilik projesi.

Bir kaç yıl önce nar yetiştiriciliği modaydı. Meyve suyu üreticilerinin nar suyuna yatırım yapması ve yoğun talep sonucu narın fiyatı yükseldi. Fiyat yükselince herkes nar dikti.
Üretimdeki artışa bağlı olarak fiyat düşünce güzelim ağaçlar söküldü. Nar fidanı satanlar bu işten kazançlı çıktı. Araştırmadan, fizibilite çalışması yapmadan o günkü rüzgara kapılarak yatırım yapanlar ise büyük hüsrana uğradı. Şimdilerde nar bahçesi kurmak isteyenlerin zihninde bu olumsuz örnek var.
Meyvecilik konusunda model olacak bir yatırım ise Yozgat’ın Kabalı Köyü’nde başlatıldı. İlk kez Kamu-Özel Sektör-Üretici işbirliği ile yaşama geçirilen “Deveci Havzası Meyvecilik Entegrasyon Projesi”nin ayrıntıları şöyle:
Proje, ilk kez 2009’da gündeme geldi. İki yıl sonra 5 bin 640 dekar alanda bahçe kurulumu, çevre düzenlemesi, sulama sistemi tamamlandı. Geçen yıl 14 Aralık’ta yapılan anlaşmayla bu arazi Kamu- Özel Sektör-Vatandaş işbirliğinin gereği olarak 25 yıllığına Hakmar Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne kiralandı.
Dikilen fidanlar 3 yaşına geldi. Önümüzdeki yıldan itibaren ilk ürün alınacak. Bahçede 2013 yılı üretim sezonunda 5 aylık periyotlarda aylık ortalama 500 kişi istihdam ediliyor.
Çalışmalar iyi tarım uygulamaları kapsamında sürdürülüyor ve işletmenin “İyi tarım Uygulamaları Sertifikası” var.
Projenin yaşama geçirilmesi bölgenin kaderini değiştirdi. Büyük şirketler bölgeye yatırım yapmak için yer arayışına girdi. Köyden ekonomik nedenlerle büyük kentlere göç eden 12 aile geri döndü. Köy halkının tamamına yakını sosyal güvenceye kavuştu. Kamuoyunda Fak-Fuk-Fon olarak bilinen Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan yapılan yardımlara ihtiyaç kalmadı.
Proje kapsamında 1.050 dekar alanda 47 bin 772 kiraz, 2 bin 760 dekar alanda 276 bin 21 adet yarı bodur elma, 176 dekar alanda 44 bin 113 tam bodur elma fidanı, 503 dekar alanda 25 bin 150 adet şeftali-nektarin, 179 dekar alanda 17 bin 900 adet armut fidanı dikildi.
Ayrıca deneme bahçesi amaçlı olarak 120 dekar alanda farklı türde fidan içeren koleksiyon bahçesi kuruldu.
Sulama ve gübreleme tam otomasyonlu-radyo frekans sistemini içeren damla sulama sistemi ile gerçekleştiriliyor.
Proje sahasında araziler birleştirilerek sınırların kaldırılması ile ilave 500 dekar alan tarıma kazandırıldı.
Projenin teknik yürütücüsü Kadışehri İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile Kadışehri Köylere Hizmet Götürme Birliği oldu. Projenin hayata geçirilmesi için kurulan Bozok Tarım Ürünleri Üretim Pazarlama Ticaret A.Ş.’nin yüzde 96 hissesi Kadışehri Köylere Hizmet Götürme Birliği’ne ait. Kadışehri Belediyesi, Halıköy Belde Belediyesi, Kadışehri Ziraat Odası Başkanlığı ve Kabalı Sulama Kooperatifi’nin ise yüzde 1’er hissesi var.
Yapısı itibariyle Deveci Havzası Meyvecilik Entegrasyon Projesi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından uygulanacak “Hudutsuz Köy Ürün Projesi”ne model olacak.
Yakın zamanda Yozgat’a giderek projeyi yerinde inceleyen Meyve Suyu Endüstrisi Derneği Genel Sekreteri Ebru Akdağ’a göre, bu proje meyveciliğin geliştirilmesi ve köylünün kalkınması açısından çok önemli bir örnek. Başka bölgelerde de uygulanması ülke tarımı ve meyveciliği için çok yararlı olacak.
Bu iki örneğin ışığında meyveciliğimize bakarsak, Türkiye’de yılda 17-18 milyon ton meyve üretiliyor. Bu meyvenin bir bölümü tüketiciye ulaşmadan telef oluyor. Bir bölümü sofralık tüketilirken bir bölümü de sanayide kullanılıyor. İhracat oranı ise yüzde 5 bile değil. Oysa Türkiye sahip olduğu potansiyel ile milyonlarca ton meyve ihraç edebilir. Sanayinin ihtiyacı olan kaliteli meyveleri üretebilir. Bunun için bilinçli ve planlı üretime ihtiyaç var. Meyveciliğimizi tanıtmaya ve tüketimini artırmaya ihtiyaç var.
Geçtiğimiz aylarda önce Polonya’da daha sonra Fransa’da katıldığımız toplantılarda dikkatimizi çekmişti. Konferans salonlarının girişinde, otellerin girişinde elma ikram ediliyor. “Bu elmayı biz üretiyoruz” diye övünüyorlar. Hem tanıtım hem de tüketimi artırıcı bu basit ama anlamlı çalışmaların Türkiye’de de uygulanmasında yarar var.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız