Reklam Ver

Uygulanan ekonomi politikaları ile Türkiye büyük bir tüketim toplumu oldu. Yerel ürünler, yerel tatlar kaybolurken tek tip beslenme modeli,fast-food kültürü egemen oldu. Süt üreten çiftçiler bile kutu süt ve kutu ayran, genellikle de kolalı içecekler tüketir hale geldi.Bu tüketim anlayışının yayılmasında AVM (Alışveriş Merkezi)’lerin büyük rolü var. Kentlerin en değerli yerlerine hatta küçücük ilçelere bile dev AVM’ler kuruluyor. Kurulan her AVM esnafı yok ediyor. Bir çok bakkal veya ticarethanenin kapısına kilit vuruyor.Tüketiciler açısından bakıldığında ihtiyaç duyulan her ürünü tek çatı altında bulmanın kolaylığı var. Ayrıca binlerce ürün arasından bir kaç tanesinde yapılan göstermelik indirimler tüketiciyi cezbediyor.
Tüketiciye sunulan ürünler üreticiden hangi koşullarda alınıyor?
Bu konuda çok farklı uygulamalar var. Ancak genel anlamda uluslararası market zincirlerinin hakim olduğu gıda sektöründe üreticilere, küçük ve orta ölçekli işletmelere adeta kan kusturuluyor.
Raf kirası, mağaza açma bedeli, tanıtım ve halkla ilişkiler hizmet bedeli ve daha bir çok harcamaya ortak edilen üreticiler, sattıkları ürün bedelini aylar sonra alabiliyorlar.
Konya’da hem üretici hem de süt işleme tesisi sahibi olan okurumuzun anlattıklarını aynen aktarıyoruz.
“Konya’da hem hayvancılık yapan hem de günlük 70 ton süt işleyen bir işletmenin sahibiyim. Bizim gibi orta ölçekli binlerce işletme var. Fakat örgütlü olmadığımız için ürün verdiğimiz marketler bizi alabildiğine eziyorlar.
Şu anda verdiğimiz ürünün bedelini tam 7 ay sonra alabiliyoruz. Açık hesap uygulamasını, raf kirası, diğer hizmet bedellerini bir yana bırakalım, verdiğimiz ürünün bedelini alamıyoruz. Marketler 7 ay sonra ödüyor. Bunu bizim gibi orta ölçekli işletmelere yapıyorlar. Aynı sektörde olduğumuz büyük ölçekli süt ve süt ürünleri sanayicilerine aynı uygulama yok. Onlar kendi koşullarını kabul ettiriyor. Biz bu şartlarda nasıl rekabet edebiliriz?
Ben aynı zamanda üreticiyim. Hayvancılık yapıyorum. Bir yıllık kaba yemimi almam gerekiyor. Diğer girdileri temin etmem gerekiyor. Girdileri peşin parayla alıyorum. İneği besliyorum, süt alıyorum. Aldığım sütten peynir üretiyorum. Peynirimi markete veriyorum. Parasını 7 ay vade ile ödüyorlar. Ben bu şartlarda üretimi nasıl sürdürebilirim? Bunu söylediğimizde marketlerin cevabı hazır; “işinize gelirse” diyorlar.
Biz de raftan çıkma korkusu ile dayatılan koşulları kabul etmek zorunda kalıyoruz. Öyle bir noktaya geldik ki üretici, sanayici olarak marketlere çalışıyoruz.
Benim şu anda 1.4 milyon lira alacağım var. Bu paramı zamanında alabilsem ne borç alırım ne kredi kullanırım. Ama ödenmediği için teminatlarla kredi kullanıyoruz. Sonra borcu ödeme stresi içinde çalışıyoruz. Paramız orada dururken borç ödemeye çalışıyoruz.
Biz bu şartlarda çalışırken marketler bizim ürünümüzden bizden çok daha fazla para kazanıyor. Size bir örnek vermek istiyorum. Benim kilosunu 12 liraya mal ettiğim kaşar peyniri katma değer vergisi ile 13 liraya geliyor. Biz bu peyniri aracıya veriyoruz. Çünkü market zincirinin değişik şubelerinden gelen talebi ancak aracılar ulaştırabiliyor. Bizim mağaza mağaza ürün dağıtma şansımız yok. Aracılar yüzde 14’le çalışıyor. Peynirin fiyatı 14-15 liraya çıkıyor. Marketler bu peyniri 25-30 liradan satıyor.
Buna da serbest piyasa ekonomisi diyorlar. Marketlere her şey serbest ama biz üreticilere gelince bin bir türlü engel çıkarılıyor. Çiğ sütün fiyatı Ulusal Süt Konseyi’nde belirleniyor. O zaman peynirin fiyatını da belirlesinler. Yemin ve diğer girdilerin fiyatını da belirlesinler. Bizden alınan peynir iki katına tüketiciye satılmasın. Maliyetler belli. Biz üreten olarak para kazanamıyoruz. Tüketici de pahalıya tüketmek zorunda bırakılıyor.
Bu konuda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, hükümetin bizim gibi üreticilere sahip çıkması gerekir. Nasıl ki trafikte kırmızı ışık, radar, hız sınırı gibi kurallar var. Serbest piyasa ekonomisinde de belli kuralların olması gerekir. Üreticinin, esnafın, işletme sahibinin korunması gerekir. “Çiftçi ürününün bedeli 15 günde ödenmek zorunda” diye bir kural getirilemez mi? Bunu uygulayan ülkeler var.”
Özetle üretici, market zincirlerinin kölesi olmak istemiyor. Üreterek pazara sunduğu ürünün karşılığını, bedelini zamanında almak istiyor. Bunun için marketlerin haksız uygulamalarına kim dur diyecek?

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız