Reklam Ver

Son dönemde bitkisel yağ sektörü ve özellikle ayçiçeğindeki gelişmeleri ayrıntılı olarak yazdık. Bitkisel yağ ithalatına her yıl ortalama 3 milyar dolar ödeniyor. Fatura her geçen yıl büyüyor. Bu ithalatı önleyecek, içerde üretimi artıracak elle tutulur,somut hiç bir önlem alınmıyor.Politika üretilmiyor.
Bitkisel yağ ithalatı için kesenin ağzı açılmışken bu ülkenin topraklarında yetişen zeytinden elde edilen zeytinyağında durum nedir?

Dünyada 9.6 milyon hektar alanda 20 milyon ton zeytin üretiliyor. Türkiye, dünyanın önemli zeytin ve zeytinyağı üreticisi.
Sofralık zeytin üretiminde İspanya’dan sonra ikinci sırada ,zeytinyağı üretiminde ise ilk 5 ülke arasında.
Son yıllarda zeytin dikimi, zeytinyağı üretimi ve tüketimi konusunda ciddi gelişmeler yaşanıyor.
Bu gelişmelerin temeli, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2004-2014 dönemi için belirlediği hedeflere dayanıyor.
Neydi o hedefler?
Zeytin dikim alanı 625 bin hektardan 1 milyon hektara çıkarılacaktı. Bugün 800 bin hektar civarında. Zeytin ağacı sayısı 103 milyondan 180 milyona çıkarılacaktı, bugün 162 milyon adet olduğu tahmin ediliyor. Sofralık zeytin üretimi 400 bin tondan 650 bin tona, yağlık zeytin üretimi 800 bin tondan 2.5 milyon tona çıkarılacaktı. 2012-2013 sezonunda sofralık zeytin üretimi 480 bin ton, yağlık zeytin üretimi 1 milyon 340 bin ton oldu.Yıllık zeytinyağı üretimi 140 bin tondan 750 bin tona çıkarılacaktı ama zeytinyağı üretimi 200 bin ton seviyesinde. Kişi başına zeytinyağı tüketimi 1.4 litreden 5 litreye çıkarılacaktı. Ancak 2 litre civarında kaldı.
Bakanlığın yukarıdaki hedefleri belirlemesinden bu yana 9 yıl geçti. Geriye 1 yıl kaldı. Öyle görünüyor ki, 10 yıl önce belirlenen hedeflerin hiçbiri gerçekleşmeyecek. Bugünkü politikalarla bir 10 yıl daha geçse yine bu hedeflerin bir çoğu gerçekleşemeyecek.
Çünkü, üretim maliyeti artarken, üreticinin sattığı zeytin ve zeytinyağının fiyatı artmak bir yana ya yerinde sayıyor bazı yıllar geriliyor. Market fiyatı değil, üretici fiyatı düşüyor.
Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, 2002 yılında 1 kilo zeytinyağının maliyeti 2.26 liraydı. Dekar başına maliyet ise 164 lira 98 kuruştu.
2012’ye gelindiğinde yani 10 yılda 1 kilo zeytinyağının üretim maliyeti yüzde 100’ün üzerinde artışla 5 lira 27 kuruşa yükseldi. Aynı dönemde zeytinyağı üretimi için dekar başına maliyet 896 lira 41 kuruşa ulaştı.
Bakanlık verilerine göre, bu dönemde dekar başına verim 73 kilodan 170 kiloya ulaştı. Aynı dönemde üreticiye verilen desteklerdeki artış maliyet artışının çok gerisinde kaldı. 2002 yılında zeytinyağına verilen destek maliyetin yüzde 16’sını karşılarken 2012’de yüzde 11’ini karşılayabilir seviyeye düştü.
Bir çok tarımsal üründe olduğu gibi zeytinyağında da temel sorun yüksek girdi maliyetleri.
Son 10 yılda zeytinyağına verilen destekleme priminde de çok dalgalı bir seyir izlendi. 2002 yılında kilo başına 17.5 kuruş olan prim, 2003’te 20 kuruşa,2004 yılında 25 kuruşa çıkarıldı. 2005’te 10 kuruşa düşürüldü. Bir yıl sonra 1 kuruş artırılarak 11 kuruşa yükseltildi. 2007’de 20 kuruş olarak uygulanan prim, 2008’de 18.9 kuruşa düşürüldü. 2009’da 25 kuruşa,2010’da 30 kuruşa,2011’de 50 kuruşa yükseltildi. Geçen sene prim artırılmadı, yine 50 kuruş olarak uygulandı. Bu sene ise 50 kuruştan önce 60 kuruşa daha sonra Bakanlar Kurulu Kararı ile 70 kuruşa çıkarıldı.
Zeytinyağı üreten hiç bir ülkede destekleme primi ile bu kadar oynanmaz. Maliyet hesabına göre üretici primle desteklenir. Zeytinyağı üretiminin,tüketiminin ve ticaretinin en yaygın olduğu Avrupa Birliği’nde yıllardır üreticiye kilo başına ortalama 2.3 Avro destek verilir.
Prim destekleri ile ilgili üzerinde durulması gereken bir başka çarpıcı durum ise, üreticinin primden yararlanma oranıdır. Üretici primden yeterince yararlanmıyor.Özellikle primin düşük olduğu yıllarda yararlanma oranı çok düşüyor.
Bakanlık verilerine göre, destekleme priminin 25 kuruş olduğu 2004 yılında 145 bin ton zeytinyağı üretiminin 94 bin tonluk kısmı için üretici başvuru yaparak prim aldı. Primin 10 kuruşa düşürüldüğü 2005’te 115 bin tonluk üretimin 36 bin tonu için prim alındı. Son yılların ortalaması ise 60-70 bin ton seviyelerinde.
Zeytinyağında doğrudan, yasal bir ithalat yok. Ancak, Suriye’den kaçak olarak ciddi miktarda yağ girişi var. Sektör temsilcilerinin tespitlerine göre, Suriye’de krizin başladığı,iç çatışmaların yoğunlaştığı dönemden bu yana Türkiye’ye kaçak yollardan en az 50 bin ton zeytinyağı girdiği tahmin ediliyor. Kaçak zeytinyağı iç piyasayı olumsuz etkiliyor. Üreticinin sattığı ham zeytinyağı fiyatı artmıyor. Birileri bundan yararlanıyor. Kaçak yağ girişi mutlaka önlenmeli.
Özetle, zeytinyağında üretim sorunu yok.Sorun yüksek girdi maliyetleri, üretici fiyatının düşük olması ve Suriye’den giren kaçak yağ girişi. Bu sorunlara acil çözüm bulunmalı.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız