Reklam Ver

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Türkiye’nin ve bölgenin en büyük enerji ve sulama projesidir. Proje, planlandığı gibi tamamlanabilseydi Türkiye enerjide ve tarımda çok önemli sorunlarını çözmüş ve dışa bağımlılıktan kurtulmuş olurdu. Bir çok proje gibi GAP da planlandığı gibi yürümedi. Bunda gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin sorumluluğu var.Her hükümet GAP ile ilgili farklı bir politika uyguladı. AKP Hükümeti projeyi hızlandırmak için 2008-2012 dönemini kapsayan bir “GAP Eylem Planı” hazırladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan eylem planı çok iddialı hedefler içeriyordu. Proje ile 1.8 milyon hektar alanın sulanması hedeflenirken bu eylem planı açıklandığında sadece 270 bin hektarlık alanın sulamaya açıldığı ve 5 yılda 790 bin hektarlık alanın daha sulamaya açılacağı Erdoğan tarafından ifade edildi.
Geçen 5 yıla bakıldığında “Eylem Planı” ile bölgede çok harcama yapıldığı, daha doğrusu iyi para dağıtıldığı ancak istenen hedeflerin çok çok uzağında kalındığı görülüyor. 2011 sonu itibariyle sulamaya açılan toplam alan 313 bin hektar.
GAP’ta gecikme devam ediyor. Bu gecikmenin faturasını önce bölge halkı sonra Türkiye ödüyor. Okurumuz Türkiye Ziraatçiler Derneği Şanlıurfa Şubesi’nden Müslüm Ösün’ün “GAP gecikti olan yine çiftçiye oldu” başlıklı mektubu yaşanan gerçekleri yansıtıyor. Mektup özetle şöyle:
“Tarımda sulama projelerini bugüne kadar hayata geçirmeyenler, kuraklık karşısında çiftçiyi zarara uğratıp, ülkeyi de ithal ürünlere mecbur ettiler. Yıllarca sulama projelerini ihmal edip üreticiyi doğayla baş başa bırakıp kendi kaderine terk eden zihniyetle karşı karşıyayız. 2007- 2008 yıllarında yaşanan ağır kuraklık ve son yıllarda görülen aşırı sıcaklık artışları birçok üründe ciddi üretim düşüşlerine neden oldu. Bu tablo karşısında; GAP dahil birçok sulama projesini  bitirmek için kollar sıvanmış “2008-2012 GAP Eylem Planı” hazırlanmıştır.
Ancak  her zaman olduğu gibi eylem planları, kalkınma planları hedeflenen sürede tamamlanamayınca yine zarar eden üretici ve bu yatırımları iş ve aş ümidiyle bir ekmek kapısı olarak gören yoksul insanlar oldu. Yüz binlerin umudu başka bahara ertelenmiştir.
Yine kamyon kasalarında, traktör römorklarında ve şehirlerarası yollarda yaşam mücadelesi veren tarım işçileri trafik kazalarında can vermekte, çocuklar eğitimlerinden vazgeçmek zorunda kalmakta ve geciktirilen projelerin her anı bir cana, bir çocuğun cahil kalmasına ve binlerce ailenin parçalanmasına neden olmaktadır.
Toplumu bu ümitsizlikten ve çaresizlikten kurtarmanın yolunun daha sağlıklı, daha güvenilir, daha isabetli politikalarla insanların geleceğe ait beklentilerine ve asgari yaşam standartlarına kavuşmalarını sağlamaktır. İnsanı sadece devlete karşı yükümlü ve politik olarak bir oy veren statüsünden çıkarıp insanı insan olarak gören bir anlayış ve bakış açısının hakim olduğu sosyal bir rehabilitasyonun acilen hayata geçirilmesi gerekir. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin ortadan kaldırılması gibi hayati önem arz eden toplumsal sorunların çözümü noktasında daha kararlı adımların atılmasının geleceğimiz açısından hayati önemi var.
Ülkemizin işlenebilir 27 milyon hektar arazisinin 8,5 milyon hektarı sulanabilir arazidir. GAP’ta sulanabilir arazi yaklaşık 2 milyon hektardır. Bu oran toplam sulanabilir arazinin dörtte birine tekabül etmektedir. Görülen o ki sulamada, dolayısıyla tarımda sınıfta kaldığımız yadsınamaz bir gerçektir.
GAP kapsamında sulanması hedeflenen arazilerin dörtte biri sulanabilmektedir.1995 yılında tamamlanması düşünülen GAP yaklaşık 20 yıllık bir gecikmeyle devam etmektedir.
Suruç Ovası Sulama Projesi gibi projeler sahipsizlikten bugünlere bırakılmış. Suruç çiftçisi kuraklığa, yoksulluğa, tarım işçiliğine mahkum bırakılmıştır. Bölgenin sulama suyuna acil ihtiyacı olan öncelikle sulanması gereken en kurak ovası olan Suruç, yine birtakım oyunlarla karşı karşıya kalmaktan kurtulamamıştır. Sulama projesi birkaç şirketin yönetiminde yerel dinamiklerin görüşünden uzak ve adil olmayan birkaç kısma bölünerek gerçekleştirilmekte çiftçinin her yıl uğradığı zarar dikkate alınmadan keyfi uygulamalar devam etmektedir.
Suruç, cumhuriyet meydanında halkın huzurunda proje’nin 12/12/2012 tarihinde saat 12’de bitirileceğini yetkili bakan ve ilgili şirketlerin temsilcileri taahhüt ederken Suruç insanı yine çoluk çocuğunu alarak tarım işçiliği için topraklarını terk etmişlerdir. 2013 yılının ikinci yarısındayız. Taşbasan Göleti’nin yarısı bile tamamlanamadı. Sağ ve sol sahil kanallar bitirildi ama ikinci Suruç Ovası olarak bilinen Küçükova (Deşti Vırni) mevcut projede bulunmuyor. Ova’nın üçte ikisi atlatılarak Akçakale’ye bağlı 18 köye sulama bir kısmına ise takviye amaçlı su verilecek. Suruç Ovası susuzluktan kavrulurken, DSİ kuyularının faaliyette olduğu, bir kısım arazilerinin kendi açtıkları zengin su kuyularından çekilen suyla sulandığı bu köylere öncelik verilmesinin bir izahının olması gerektiğini düşünüyorum.
Biz çiftçilerin Sayın Bakan Veysel Eroğlu’ndan ricası şu; Sayın Bakan gelsin beraber Bozova ile Suruç arasındaki şu geçit vermeyen dağı görelim ve 17 kilometre tünelin hangi nedenlerle yapıldığını öğrenip ikna olalım. Bakanın sözünün üzerinden daha kaç yıl geçecek. Konya Ovası Projesi (KOP) 68 Saat gecikti diye özür dilediğini söyleyen Sayın Bakan’dan özür beklemiyoruz, sadece bize ilk etapta ovamızın 173 bin dönümlük kısmına deneme amaçlı su bırakılacağını söyleyen Devlet Su İşleri’ne bu projenin tamamen ne zaman bitirileceği ile ilgili biz çiftçilere bilgi vermelerini bekliyoruz. Üreticiyi aldatmanın aslında Türkiye’yi aldatmak ve uluslar arası tarım-gıda şirketlerinin ekmeğine yağ sürmek anlamına geldiğini hatırlatırız.”
Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye daha uzun yıllar GAP’ı konuşacak. Proje tamamlanmadan geçen her gün bölge için, Türkiye için kayıp olacak.

GAP'ta gecikmenin faturası çiftçiye…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız