Reklam Ver

Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) 1956’da 21 Mayıs’ı “Dünya Süt Günü” ilan etti. O tarihten bu yana bir çok ülkede süt günü bir çok etkinlikle kutlanıyor. Türkiye’de de bir haftaya yayılan etkinliklerle sütün önemine dikkat çekiliyor.Dün İzmir’de başlayan Ulusal Süt Zirvesi bugün de devam ediyor.Başkent Ankara’da Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in ev sahipliğinde süt ile ilgili kuruluşların katılımı ile Dünya Süt Günü etkinlikleri Atatürk Orman Çiftliği’nde müzeye dönüştürülen Bal ve Meyve Suyu Fabrikası’nda bugün yapılıyor.Ülkenin dört bir yanında “süt günü” etkinlikleri yapılıyor. Biz de bu satırları yazdıktan sonra Dostum CHP İzmir İl Başkan Yardımcısı Dr. Ülkümen Rodoplu’nun çabaları ile düzenlenen panele yöneticilik yapmak ve bu anlamlı günde İzmir Bayındır’da üreticilerle dertleşmek üzere yola çıkıyoruz.Üreticiler bu anlamlı günü nasıl kutlayacak?
Çiğ süt üreticileri endişeli. Kutlama yapacak durumları yok.
Süt ile ilgili söylenecek çok söz, yazılacak pek çok konu var. Ancak şu günlerin en önemli konusu çiğ süt fiyatı. 1 Nisan’dan bu yana üretici fiyatını bilmeden süt satıyor. Çünkü, çiğ süt fiyatı henüz açıklanmış değil.
Türkiye’de yılda 15 milyon tonun üzerinde çiğ süt üretiliyor. Bu sütü üretenler çiğ sütün fiyatını belirleyemiyor.
Bir imalatçı veya bir sanayici ürettiği ürünün fiyatını kendisi belirler. Elbette öncelikle üretim maliyetini, pazar koşullarını, rakiplerinin benzer ürüne koyduğu fiyatı dikkate alarak fiyat belirler. Ama kendi ürettiği ürünün fiyatını belirlemede kendisi söz sahibidir.
Tarımda böyle değil. Bir çok tarım ürününde olduğu gibi çiğ sütte de üretici kendi ürününün fiyatını belirlemede söz sahibi değil. Tonlarca süt üreten bir çiftlik sahibi “benim maliyetim şu kadar, bunun üstüne refah payı koyarak çiğ sütümü şu fiyattan satıyorum” diyemiyor.
Ulusal Süt Konseyi çatısı altında sanayici, bürokrat ve üretici temsilcileri bir araya gelerek üreticinin ürettiği süte fiyat biçiyor. Genellikle de sanayicinin yani alıcının istediği fiyat veriliyor.
Çiğ sütün fiyatını belirleyen Ulusal Süt Konseyi sanayicilerin ürettiği kutu sütün fiyatını niye belirlemiyor?
Bundan sonra Ulusal Süt Konseyi’nde piyasaya sunulan süt ve süt ürünlerinin fiyatı da belirlensin. Böylece milyonlarca tüketici çok daha uygun şartlarda bu ürünleri tüketmiş olur.
Bugünkü uygulamada çiğ sütün de kutu sütün de fiyatına sanayici karar veriyor.
Oysa fiyat belirlemede belli kriterlerin olması gerekmez mi?
Nedir o kriterler?
Üretim maliyeti, arz talep durumu, süt-yem paritesi, üretimin sürdürülebilirliği, belli bir kalite ve standardın korunması, tüketicinin alım gücü gibi bir çok kriter sayılabilir. Burada birinci derecede önemli olan üretim maliyetidir. Üretici maliyetin altında bir fiyata satamaz, satarsa üretimi sürdüremez. Bu nedenle maliyet göz ardı edilemez.
Maliyetin göz ardı edilemeyeceğini herkes kabul ediyor. Ulusal Süt Konseyi’nin 2013 yılı 1 Nisan – 30 Eylül dönemini kapsayan 6 aylık çiğ süt fiyatını belirleme toplantılarında maliyet konusu çok tartışıldı. Üretici, sanayici ve bürokratların katıldığı bir toplantıda maliyet hesabı yapıldı. Çiğ süt üretimindeki maliyet kalemleri tek tek yazıldı. Bilgisayar aracılığı ile ekrana yansıtıldı. Herkes gördü. İtiraz eden olmadı. Yapılan bu hesaplamada 1 litre çiğ sütün maliyeti 1.3 lira çıktı. İtiraz eden olmadı.
Bu durumda çiğ sütün litresinin 1.3 liranın altında olmaması gerekir. Fakat, maliyete itiraz etmeyen süt sanayicileri süt fiyatının 90 kuruş veya daha da altında olması gerektiğini söylüyor. Maliyetin bir önemi yok.
Üreticiler, dünyada kabul gören süt-yem paritesi var. Buna göre fiyat belirlensin diyor. Yani “1 kilo sütle 1.3 kilo yem alacak bir fiyat olsun” diyor. Sanayici bunu da kabul etmiyor. Paritenin de önemi yok.
Tüketiciyi zaten düşünen yok.
Sonuçta çiğ sütün fiyatı hiçbir ekonomik ve sosyal kriter dikkate alınmadan, alıcının subjektif kriterleri ile saptanıyor. Bunun sürdürülebilir bir tarafı yok.
Üreticinin buna karşı çıkması ve kendi ürettiği süte sahip çıkması gerekiyor. Fakat üreticinin bu gücü yok.Bir çok parçaya bölünmüş. Damızlık birlikleri, kooperatifler, üretici birlikleri her biri farklı bir pencereden bakıyor. Birinin “ak” dediğine diğeri “kara” diyor. Sistem onları karşı karşıya getirecek şekilde kurgulanmış. Böyle olunca maliyete veya yem süt paritesine göre değil alıcının keyfine göre fiyat belirleniyor. Bunun faturasını da üretici ve tüketici ödüyor.
Yaklaşık 2 aydır çiğ süt fiyatını belirleyemeyen Türkiye, uzun yıllardır kapalı olan Avrupa kapısını araladı. Nisan ayı başında 6 firma Avrupa’ya süt ve süt ürünleri ihraç edecek vizeyi aldı. Bu süt sektörü için çok önemli bir başarı. Bu haberin verildiği gün Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı taklit ve tağşişli yani sahte süt ve süt ürünleri üreten firmaları teşhir etti.
Türkiye’deki işletmeleri en ince ayrıntısına kadar inceleyen ve sadece 6 firmayı “ihraç edebilir” diye titizlikle seçen Avrupa’ya temiz, güvenli ve sağlıklı süt ve süt ürünleri ihraç edilecek. İç piyasaya yani kendi tüketicimize ise, sahte, sağlıksız ve güvenilir olmayan süt ve süt ürünleri mi satılacak?
Özetle, çiğ süt fiyatını belirleyemeyen, üreticisini maliyetin altında fiyata zorlayan bir ülke, Avrupa’ya ihracatın mutluluğunu yaşıyor. Sütteki genel manzara bu. Dünya Süt Günü’nüz kutlu olsun.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız