Reklam Ver

Ulusal Süt Konseyi’nde devam eden bir dizi toplantıdan sonra 29 Mart Cuma günü açıklanması beklenen çiğ sütün 6 aylık fiyatı henüz belli değil.
Yüksek girdi maliyetleri, üretici ile sanayici arasındaki çekişme ve kaliteye göre fiyat uygulama düşüncesi fiyatın belirlenmesini geciktiriyor.
Üreticiler çiğ süt fiyatının girdi maliyetlerinin dikkate alınarak ve yem paritesi gözetilerek açıklanmasını istiyor. Süt sanayicileri ise arz ve talebe göre fiyat açıklanmasını istiyor. Bu tartışmalar sürerken fiyatın sütün kalitesine göre belirlenmesi gündeme geldi.
Çiğ sütün fiyatı nasıl belirlenecek?
Geçmiş yıllarda çiğ süt fiyatı Köy-Koop ile sanayiciler arasında yapılan toplantı ve göstermelik bir ihale ile tespit ediliyordu. 2011’den beri bu görev Ulusal Süt Konseyi’ne verildi. Konsey’de üretici, sanayici ve bakanlık temsilcileri var. Dengeli gibi görünse de bugüne kadar süt sanayicilerinin istediği doğrultuda fiyat açıklandı.
Ocak 2011’de 73.5 kuruş olan çiğ sütün litresi aynı yılın Nisan-Ağustos döneminde 5 ay süre ile 64 kuruş oldu. Sonra 1.5 ay 74 kuruş olarak uygulanan fiyat, 15 Ekim 2011’den 2012 1 Ekim’e kadar tam bir yıl 80 kuruşta kaldı. O tarihten bu yana da 90 kuruş. Bu fiyat tavan yani en yüksek fiyat. Çoğu zaman ve çoğu yerde bu tavan fiyatın altında bedelle üreticiden süt alındı. Bugün de alınıyor.
Samanın kilosu 1 lira, çiğ sütün 90 kuruş. Hayvancılık sektörünü biraz olsun bilen, vicdan sahibi her insan bu tabloya isyan eder.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, süt-yem paritesinin 1.3 olması yani 1 kilo sütle 1.3 kilo yem alınması gerektiğini söylüyor. Ama 1 kilo sütle 850 gram yem alınabiliyor. Bunu bilen Sayın Bakan neden müdahale etmiyor?
Ulusal Süt Konseyi’nde üretici, sanayici, bakanlık temsilcileri bir araya geliyor ve hep birlikte çiğ sütün maliyetini hesaplıyor. Maliyet 1 liranın üzerinde. Birkaç ay önceki hesaplamada 1.15 lira çıkıyor. Bugün 1.3 liranın da üzerinde. Bu maliyet hesabına itiraz eden yok. Ama çiğ sütün litre fiyatı maliyetin 30-40 kuruş altında.
O zaman bu maliyete itiraz eden olmadığına göre, ya üreticiler zararına süt satıyor, ya da akla başka şeyler geliyor. Yani bir dönem rahmetli Özal, “benim memurum işini bilir” diyordu. Bugün de “benim çiftçim işini bilir” mi deniliyor. Bizim bildiğimiz üreticinin zararına üretimi sürdürmeye çalıştığı veya birçoğunun bu işi bıraktığı.
Zararına üretim yapmasının faturası sadece üreticiye değil, sanayiciye, tüketiciye ve ülkede yaşayan herkese çıkar. 2008’deki krizin faturası hala ödeniyor.
Bir başka çarpıklık ise, çiğ sütün fiyatı 6 aylık dönemler itibariyle belirlenirken, yem fiyatının ve nihai ürün olan süt ve süt ürünlerinin fiyatının serbest olmasıdır.
Üreticinin bin bir güçlükle ürettiği çiğ sütün fiyatı 6 ay süreyle sabit bir fiyat olarak belirleniyor. Üreticiye “bunun üstünde bir fiyata satamazsın” deniliyor. Ama üreticinin aldığı yemin fiyatı her gün artsa bile kimse itiraz edemiyor. Tüketicinin marketten aldığı kutu sütün, yoğurdun, peynirin fiyatı her gün artsa bile kimse itiraz edemiyor. Buna da “serbest piyasa” diyorlar.
Edindiğimiz bilgilere göre, yüksek girdi maliyetleri karşısında Ulusal Süt Konseyi Nisan-Eylül dönemini kapsayan 6 aylık çiğ süt fiyatını belirlemekte zorlanıyor. Maliyetin altında açıklanacak bir fiyatın sektörde derin bir krize neden olacağını onlarda biliyor. Bu nedenle çıkış yolu arıyorlar. Çıkış yolu olarak “kaliteye göre fiyat” belirleme yöntemi üzerinde çalışılıyor.
Kaliteli süt üreten çiftliklerin örgütlü olduğu Tüm Süt Et Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği(TÜSEDAD)’nin de destek verdiği “kaliteye göre fiyat” yönteminin aceleye getirilmemeli. Bu birkaç günde belirlenecek ve uygulanacak bir yöntem değil.
Kaliteyi kim neye göre belirleyecek?
Sütün kalitesi belirlenirken protein ve yağ oranları nasıl tespit edilecek?
Bu konuda çalışacak laboratuar altyapısı hazır mı?
Daha birçok soru akla geliyor. Ayrıca, kaliteye göre süt fiyatı belirlenirken karar verici sanayici olursa yine ciddi sorunlar doğacaktır. “Yemini benden almazsan sütünü almam” diyen sanayiciye bir de “kalite” silahını teslim etmek üreticiyi daha da köleleştirir.
Bu nedenle yapılacak ilk iş, 1 Nisan’dan geçerli olacak çiğ sütün fiyatı 1.3 süt/yem paritesine veya Ulusal Süt Konseyi’nde herkesin görüş birliğine vardığı maliyetin üzerine üretici refah payı ilave edilerek açıklanmalı. Kaliteye göre fiyat belirleme yöntemi için her kesimin temsil edildiği bir komisyon ya da çalışma grubu kurularak çalışmaların çok yönlü yapılması ve ondan sonra uygulamaya konulması gerekir. Avrupa’da da uygulanan kaliteye göre çiğ süt fiyat uygulaması aceleye getirilmemeli.
*****
Erdoğan Alkin…
Üniversite yıllarında iktisatla, ekonomiyle O’nun kitabı ile tanıştık. Yıllar sonra Anadolu’da pek çok toplantıda aynı kürsüden konuşma onurunu yaşadık. Bilgi ve birikimi ile her zaman yol gösteren, fıkralarıyla yaşama renk katan hepimizin hocası Prof. Dr. Erdoğan Alkin yaşama veda etti. Oğulları Kerem ve Emre Alkin dostumuza ve tüm yakınlarına, dostlarına baş sağlığı dileriz. Toprağı bol olsun.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız