Reklam Ver

Galatasaray’ın Schalke zaferinden sonra, saat 03.00’te yola çıktık. Uçak tam saatinde kalkınca gün ışımadan İstanbul’a indik. Konya’ya vardığımızda sıcak bir gün bizi bekliyordu.TÜYAP’ ın düzenlediği tarım ve hayvancılık fuarı için Konya’dayız. Tarımın “başkenti” olarak anılan Konya’da fuar her yıl büyüyerek gelişiyor. Ancak fiziki altyapı yetersizlikleri fuarın geleceğini tehdit ediyor.Fuar çok geniş bir alanda düzenleniyor. Bu alanın yüzde 30’u kapalı, yüzde 70’i çadırlardan oluşuyor. Fırtına nedeniyle çadırlar iki kez çöktü. İlkinde ucuz atlatıldı, ikincisinde yaralananlar oldu. Fuar yarım kaldı. Suçlu aramak yerine Konya’ya yakışır bir fuar için yerel kurumlar ve fuarı organize eden TÜYAP kafa kafaya vererek sorunu çözmeli. Çözüm bulunamazsa seneye Konya Fuarı’na katılım çok az olur.Fuarda okurlarla birçok konuyu konuştuk. Yeri geldikçe yazılara yansıyacak bu konuların başında süt sanayicilerinin “yem oyunu” var.Yetiştiriciler, yem üreticileri hepsi sözleşmiş gibi aynı konuyu dile getirdi. Süt sanayicilerinin yem oyununu anlattı.
Yem oyunu nedir?
Ülke genelinde 15 milyon ton civarında çiğ süt üretiliyor. Bunun yaklaşık yüzde 40’ı sanayide işleniyor. Başka bir deyimle süt sanayicileri üreticiden aldıkları çiğ sütü işleyerek süt ve süt ürünleri olarak piyasaya sunuyor.
Hayvan yetiştiricilerinin en önemli girdisi yemdir. Türkiye’de yaklaşık 700-750 yem fabrikası olduğu tahmin ediliyor. Yem fabrikalarının birçoğu düşük kapasite ile çalışır. Fabrika yemlerinde hammaddenin önemli bölümü ithalatla karşılanır. Dışa bağımlılık oranı yüksektir. Bu günlerde fabrika yemi ithalatı gündemde. Bu konuyu ayrıca yazacağız.
Dışa bağımlılık yem fiyatlarının yükselmesinde de en önemli etken. Hayvancılık yapanlar 1 litre sütle 1 kilo yem alamayınca haklı olarak her fırsatta yem fiyatlarının yüksek olmasından yakınıyor.
Çiğ süt ucuz, yem pahalı olunca üretimin sürdürülebilirliği de tehlikeye girdi.Üretici aldığı süt parası ile ihtiyacı olan yemi alamaz durumda.
Süt sanayicilerinin “yem oyunu” bu aşamada devreye girdi. Sanayiciler çiğ süt aldıkları üreticilere yem satışına başladı.
Sanayicilerin yem satmaları ticari olarak doğal karşılanabilir. Fakat, sadece yem satmıyorlar. Bir süreden beri yeni bir uygulama başlattılar. Çiğ süt aldıkları üreticiye “yemini benden almazsan sütünü almam “diyorlar. İş ticaretten çıkıp bir dayatmaya dönüştü.
Ürettiği çiğ sütü süt sanayicisine satan bir üretici, ihtiyacı olan yemi sanayiciden satın almak zorunda. Denilebilir ki, nasıl olsa yem alacak, süt sattığı sanayiciden alsa ne olur?
Süt sanayicilerinin “yemini benden almazsan sütünü almam” dayatması uygulamada ciddi sorunlar doğuruyor.
Nedir o sorunlar?
1-Süt üreticisinin alacağı yemin kalite ve fiyatını seçme hakkı elinden alınıyor. Sanayici istediği yemi istediği fiyattan satabiliyor.
2- Süt sanayicileri aldıkları çiğ sütün parasını 45 gün sonra öderken, yemi üreticiye peşin satıyor. Mahsuplaşmaya gidince yem pahalı olduğu için üreticiye para kalmıyor.
3- Üretici, süt sanayicisinin fason çalışanı konumuna düştü. Sattığı sütün de aldığı yemin de fiyatını belirleyemiyor.
4-Yem üreticileri açısından bakıldığında süt sanayicilerinin “yemini benden almazsan sütünü almam” dayatması haksız rekabete neden oluyor. Üretici sütünü satmak için mecburen süt sanayicisinden yem almak zorunda kalınca yem üreticileri yem satamıyor.
Özetle, süt sanayicileri çiğ sütü istedikleri fiyattan alıyor. Sütünü aldıkları üreticiye “yemini benden almazsan sütünü almam “dayatması ile istedikleri fiyattan yemi de satıyor. Buna da serbest piyasa diyorlar. Son günlerde haksız rekabet nedeniyle bankalara 1.2 milyar lira ceza kesen Rekabet Kurumu, süt ve yemdeki haksız rekabeti mercek altına alamaz mı?

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız