Reklam Ver

Avrupa Birliği at eti skandalı ile sarsıldı. Bazı işlenmiş hayvansal ürünlerde, köfte ve hazır dönerlerde at eti bulunması gıda güvenliği konusundaki katı tutumu ile bilinen Avrupa Birliği’nde deyim yerindeyse depreme neden oldu. Burger King ve Nestle milyonlarca ürünü raflardan geri çekti. Türkiye’de de faaliyet gösteren İKEA, restoranlarında en çok satılan ürünü İsveç köftesinde at eti çıkınca, gazete ilanları ile tüketicileri bilgilendirme ihtiyacı duydu.At eti skandalı yıllardır sorulan önemli bir soruyu yeniden gündeme getirdi. Yediğimiz ürünler ne kadar güvenli?

Türkiye’deki tüketici at ve eşek etine yabancı değil. Usta Gazeteci Uğur Dündar, gazetecilik yaşamı boyunca gıda terörüne karşı mücadele etti. Gıdada sahtekarlık yapanları ekranlara taşıdı. Gıda terörü ne yazık ki bugün de insan sağlığını tehdit ediyor.
Aynı tehdidin, sahtekarlığın gıda güvenliği konusunda katı kuralları olan Avrupa’da yaşanması sarsıcı oldu.
Avrupa Veteriner Federasyonu (FVE) “At eti sahtekarlığı” başlığı ile Brüksel’de bir açıklama yaptı. Türk Veteriner Hekimler Birliği’nin paylaştığı açıklamada özetle şu bilgilere yer verildi:
“Gıda insanların hayatında önemli bir rol oynamaktadır. Tüketiciler haklı olarak gıdaların güvenli olmasını ve gıda ile birlikte gelen bilginin güvenilir olmasını beklerler. Bu beklentilerden herhangi bir sapma tüketicinin ilgisini zedelemektedir. Bu aynı zamanda tüketicinin gıda endüstrisine, kontrol kurumlarına ve otoritelerine karşı duyması gereken güveni de zedelemektedir.
Geçtiğimiz on yıllar boyunca Avrupa Birliği gıda güvenilirliğini iyileştirmek için bazı girişimler başlatmıştır. Gıdanın nereden gelip nereye gittiğinin takip edilmesini mümkün kılan izlenebilirlik sistemlerinin uygulamaya sokulması çok önemli bir gelişmedir. Avrupa Birliği aynı zamanda “işletmecinin sorumluluğu” prensibini benimsemiştir. Teslim edilen hayvan ve hayvansal ürünlerin güvenliği ve kalitesi, ürün etiketleri de dahil, satıcının sorumluluğundadır.
Bu girişimler sonucunda gıdalarımızın güvenliği hiç olmadığı kadar güvence altına alınmıştır.
Mevcut bu olayda, at eti dana eti gibi sunulmuş, tüketiciler çok ciddi olarak yanıltılmıştır. Gıdaların izlenebilirliği, etiketlendirmesi ve kontrolü ile ilgili tüm kuralları saygı ile karşılıyoruz ancak FVE olarak bu ciddi sahtekarlığı kınıyoruz.
Gıdaların güvenliği ve kalitesi mutlaka güvence altına alınmalıdır ve gıda ile birlikte gelen bilgiler mutlaka doğru ve tam olmalıdır. FVE hayvansal üretime dayalı gıdalarda ve gıda üretim zincirinin her basamağında daha etkin kontrol yapılmasını talep etmektedir.
Bazı AB üyesi ülkelerde atlar gıda olarak tüketilirken bazılarında at eti tüketimi yoktur. AB’de genel kural olarak tüketim dışı bırakılmadığı sürece atların tüketim amacı ile kesilmesine izin verilmektedir. Böyle bir karar mutlaka hayvanın pasaportuna kayıt edilmelidir. Bir atın gıda olarak tüketim dışı bırakılmasının temel nedeni, bu hayvanlarda tedavi amaçlı olarak daha geniş yelpazede ilaçların kullanımına müsaade edilmesidir. Ancak bu sistem işlememektedir çünkü tüketim dışı kaydının yer alması gereken ve hayatı boyunca hayvanla kalması gereken pasaportların güvenli bir garantisi yoktur. AB’de pasaportların kopya edilmesini önleyecek merkezi bir kayıt sistemi mevcut değildir.
FVE, insan tüketiminden yasaklanmış atların kesilmesi ve gıda zincirine girmesi riskinin azaltılması için AB’de at pasaportlarının kayıt altına alınmasını talep eder.
FVE, halk sağlığının korunması ve hayvan sağlığı ve refahı mevzuatının yeterince uygulanabilmesi için, AB üyesi ülkelerde Resmi Kontrollere uygun kaynak ayrılmasının önemini vurgular. Ulusal mali kriz dönemlerinde veteriner servislerinin etkili olarak muhafaza edilmesi bilhassa önem arz etmektedir çünkü özellikle böyle dönemlerde ahlaksız işletmeciler sahtekarlığa teşebbüs etmektedirler.”
Bu bildiriyi kamuoyu ile paylaşan Türk Veteriner Hekimler Birliği’nin saptamasına göre, Türkiye’de Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde hazırlanmış olan 5996 sayılı “Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu” 2010 yılında, bu Kanuna dayalı olarak hazırlanan yönetmelikler de 2011 yılında yürürlüğe girdi. Yasal düzenlemelerin yapılmasının üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen, denetim görevini yürütecek personelin eğitimleri tamamlanamadığı için bu yasaların getirdiği kontrol ve denetim kuralları gereği gibi uygulanamıyor.
Bugün itibariyle Türkiye’de beyaz et ile kırmızı et karışımı yasaklı hale geldi. Fakat, bu yasağın uygulanıp uygulanmadığını denetleyecek yeterli eleman yok. Tarladan sofraya gıda zincirinde görev alacak binlerce gıda ve ziraat mühendisi ile veteriner hekim işsiz dolaşırken denetlenemeyen piyasa sahtekarlara kalıyor. Bize de yediğimiz gıdalar ne kadar güvenli diye sormak. Herkese afiyet olsun!

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız