Reklam Ver

Türkiye Büyük Millet Meclisi yakın zamanda önemli bir yasa tasarısını görüşecek. Meclis’e gelinceye kadar 4 kez değiştirilen tasarı, anayasa kadar önemli. Yaşamımızı, çevremizi, doğayı, tarımı ve yaşayan tüm canlıları ilgilendiren Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı geri dönüşü olmayan değişimleri öngörüyor.Duyarlı her yurttaşın sahip çıkması gereken doğanın ve biyolojik çeşitliliğin korunması için yüzlerce çevre örgütü, TEMA Vakfı ve daha birçok sivil toplum örgütü deyim yerindeyse ayağa kalktı. İmza kampanyaları başlatıldı.
Doğaseverler kanun tasarısına neden karşı çıkıyor?
“Doğa için ses ver” diyen ve yaklaşık 100 örgütün yer aldığı Tabiat Kanunu İzleme Girişimi, tasarıya neden karşı olduklarını geçtiğimiz günlerde basın toplantısı ile açıkladı.
Açıklamada, “Ülkemizin doğa koruma konusunda çerçeve bir kanuna ihtiyacı bulunmaktadır. Bu ihtiyaç, uzun yıllardır bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşları, ilgili bakanlıkların birimleri ve konuyla ilgili akademisyenler tarafından sıkça dile getirilmektedir.
Bu yöndeki ilk çalışma, 2003 yılında Dünya Bankası fonu olan GEF destekli Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetimi Projesi sürecinde başlamıştır. Başlangıçta “Doğa Koruma ve Biyolojik Çeşitlilik Kanunu” olarak bilinen kanun tasarısı 2013 yılına kadar dört kez değişmiş, amacından saparak tanınmayacak hale gelmiştir. Kanun Tasarısı mevcut haliyle, doğa koruma açısından son derece sakıncalı unsurlar içermekte ve doğaseverlerde kaygı uyandırmaktadır.” görüşüne yer verildi.
Sivil toplum kuruluşlarının duyduğu kaygıların benzeri Avrupa Birliği tarafından da ifade edildi. Avrupa Komisyonu’nun 9 Kasım 2010 tarihinde yayınladığı Türkiye İlerleme Raporu’nda söz konusu Tasarı, “endişe yaratan” bir düzenleme olarak yer aldı.
Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geri çekilmesini isteyen sivil toplum örgütleri, tasarının, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası doğa koruma sözleşmeleriyle uyumlu bir şekilde Bakanlık koordinasyonunda bu alanda uzman sivil toplum kuruluşları, üniversite temsilcileri ve kamuoyu ile geniş katılımlı bir müzakere süreci içinde hızla yeniden hazırlanmasını istiyor.
Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’nin tespitlerine göre Yasa Tasarısı’nın değiştirilmesi gereken sakıncalı bazı maddeleri şöyle:
1- Kanun Tasarısı doğa koruma çalışmalarını yönlendirebilecek, doğaya yönelik tehditleri ve çatışmaları (madenler, kentleşme, enerji-HES vb.) giderebilecek içerikten yoksundur. “Koruma” vurgusu çok zayıf ve yetersiz, “kullanma”ya yönelik düzenlemeler ağırlıktadır.
2-Birçok belirleyici madde ve uygulamayla ilgili kritik hükümler gelecekte hazırlanacak yönetmeliklere bırakılmıştır. Bu durum Kanun Tasarısı’nın temel hedefini ve etkinliğini büyük ölçüde zayıflatmaktadır.
3- “Doğal Sit” statüsü ortadan kaldırılmaktadır. Doğal sitler bugün Türkiye’de hala bakir kalmış kıyılara sahip olabilmemizin nedenidir. Bunun yanı sıra HES’ler başta olmak üzere, doğal sit alanlarında gerçekleştirilen ve doğaya zarar veren birçok müdahale, koruma kurulları ve mahkemelerce engellenebilmiştir.
4- Tasarı’nın 6.maddesi olan “yeniden değerlendirme” kısmı endişe vericidir. 6. maddenin 1. bendinde “Gerçek veya tüzel kişilerin önerileri ile daha önce belirlenmiş ve ilan edilmiş korunan alanların sınırlarının değiştirilebileceği, kısmen veya tamamen farklı statü kapsamına alınabileceği veya koruma kararlarının kaldırılabileceği”, belirtilmiştir. Ülkemizdeki korunan alanların sayısı, zaten birçok Avrupa ülkesinin ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerle kabul edilen hedeflerin gerisindedir. Ülke yüzölçümünün sadece yüzde 4-5’i civarında olan korunan alanlarımızın artırılması gerekirken, bu madde ile mevcut korunan alanlarımız da “korumasız” kalacaktır. Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler (BM Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, Ramsar Sözleşmesi gibi) ve Avrupa Birliği yaklaşımı dikkate alındığında, Türkiye’nin zaten yeni korunan alanlar ilan etmesi ve bunları daha etkili bir şekilde koruması gerekmektedir. Tasarıda geçen “yeniden değerlendirme” adı altında mevcut korunan alanlarımızın dahi koruma güvencesinden mahrum kalması kabul edilemez.
5- Tasarı’nın 8. Maddesinde yer alan “üstün kamu yararı” ifadesi son derece muğlâk ve suiistimale açıktır. Üstün kamu yararı adı altında doğal alanlara zarar verebilecek birçok yatırımın önü bu madde ile açılmaktadır. “
Sakıncalı görülen daha pek çok madde var. Ayrıntıları ve başlatılan imza kampanyası için, http://tabiatkanunu.wordpress.com/ ve  www.change.org/tabiatkanunu internet sitelerini ziyaret ederek imza verebilirsiniz. Ben de kızlarım Ekin ve Doğa’nın geleceği için imzaladım.

Doğa için ses ver,imza ver…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız