Reklam Ver

Sizler bu satırları okurken biz Varşova’da olacağız. Polonya Enformasyon ve Dış Yatırımlar Ajansı’nın davetlisi olarak bir hafta boyunca Polonya’nın ekonomisini, yatırım olanaklarını öğrenmeye çalışacağız. Programa göre başbakan yardımcısı, dışişleri bakanı ve ekonomi bakanı ile görüşeceğiz. Orada yatırım yapan Türk girişimcilerle buluşacağız.Polonya, 2004’te Avrupa Birliği’ne üye oldu. Özellikle tarım müzakereleri çok zorlu geçti. Avrupa Birliği üyeliğinin Polonya tarımına etkilerini öğrenerek gelecek yazılarda paylaşacağız.Yola çıkarken,“Yazarımız yurt dışı seyahati nedeniyle yazısını yazamamıştır” tarzı soğuk bir mesaj yerine uzun zamandır yazmak isteyip yazamadığımız meyvecilik üzerine iki yazı bıraktık.
Yazıların içeriği için Türkiye’de meyveciliği, özellikle meyve suyu sektörünü en iyi bilenlerden, Meyve Suyu Endüstri Derneği(MEYED)Genel Sekreteri Ebru Akdağ’dan yardım istedik. Ebru Akdağ, bizim için çok kapsamlı bir çalışma yaptı. Meyvecilikte yaşanan sorunları, gelişmeleri, projeleri, devletin yapmak istediği çalışmaları ve geleceğe ilişkin beklentileri içeren bu çalışmanın önemli bölümleri şöyle:
“Tarım sektörünün en önemli alanlarından biri olan ‘meyve üretimi ve işleme sanayisinin’ ülkemizde büyük bir potansiyeli olduğu bilinmektedir.
Türkiye meyve suyu sanayisi, ülkemizin tarıma elverişli ekolojik ve iklimsel şartları, ihracat gücünü arttıran özel konumu, genç nüfusu, ekonomideki gelişmelere paralel olarak artan alım gücü, her geçen gün gelişen ve genişleyen dinamik iç pazarı, üretilebilen meyvelerin çeşitliliği, ekilebilir alana sahip oluşu gibi birçok avantaja sahiptir.
Bu avantajların açtığı fırsat kapıları doğru şekilde kullanılabilirse, bu alandaki fırsat ve potansiyeller ülke ekonomisinin gelişmesine çok ciddi katkıda bulunacaktır.
Türkiye meyve suyu sanayinin ihracat bakımından çok büyük bir potansiyeli var. Şimdiden meyve suyu ihraç edilen ülke sayısı 151’e ulaşmıştır. Son 5 yıla bakıldığında ise, meyve suyu sektörünün ihracatı 2 katından fazla artarak, 104 milyon dolardan, 221 milyon dolara yükselmiştir. Bu da Türkiye’nin ürünlerinin küresel meyve suyu pazarında büyük ölçüde kabul gördüğünün ve fiyat rekabeti şansımızın artması durumunda, ihracatımızın da geometrik olarak büyüme olanağına sahip olduğunun göstergesidir.
Ülkemizde üretilen meyvelerin miktarı, çeşitliliği ve stratejik konumumuz açısından da birçok avantaja sahip olmamıza rağmen, dış piyasalardaki rekabet gücümüz olması gerekenin altındadır. Üreticilerimizin rekabet gücünü arttıracak yapısal sorunların çözümlenmesi ve devlet desteklerinin arttırılması, sektörün ihracatının katlanarak artmasına olanak sağlayacaktır.
Gelişmiş pazarlardan farklı olarak, ülkemizde, sanayiye yönelik meyve üretimi yapılmaması ve dolayısıyla da sanayiye uygun cins ve türlerin bulunmaması büyük bir ekskiliktir. Buna ek olarak var olan yapısal sorunlar nedeniyle sektör ham madde tedariğinde ciddi sorunlara karşı karşıya kalmaktadır.
Mevcut ‘meyve bahçeciliğinin’ dağınık ve küçük parsellerden oluşan yapısı nedeniyle; yeterli miktar ve kalitede meyve tedarik edilememekte, ‘Uygun İşletme Ölçeği’ ve ‘Uygun Ürün Deseni’ oluşamamaktadır. Bu sorunlar da verimsiz üretim dolayısıyla çiftçiyi de sanayiciyi de mutlu etmeyen fiyatların oluşmasına ve modern tarım teknik ve bilgilerinin uygulanamamasına neden olmaktadır. Bu durum ülke ekonomisi ve tarımın gelişmesi açısından büyük önemi olan meyve suyu endüstrisinin gelişmesine engel olmakta ve uluslararası ticaretteki rekabet gücünü ciddi ölçüde düşürmektedir.
Halbuki, meyve suyu sanayisi, doğrudan ve dolaylı istihdam açısından, ülke ekonomisine çok büyük  katkı sağlamaktadır. İhracat potansiyeli çok yüksek olan sektör, yüzde 90 oranında net döviz girdisi sağlıyor. Dış ticaret dengesi açık ara fazla veren nadir sektörlerdendir. Doğru ve uygun ihracat teşviklerinin uygulamaya konması halinde, geometrik büyüme potansiyeline sahiptir.
Son yıllarda Tarım Bakanlığı’nın meyveciliğin gelişmesi için uygulamaya koyduğu ‘teşvik sistemi’, ‘arazi toplulaştırma çalışmaları’ ve ‘Tarım Havzaları Projesi’ gibi reformlar ülke tarımı ve tarıma bağlı sanayi sektörlerinin önünde çok önemli ufuklar açmıştır.
Meyvecilik için verilen destekler maddi açıdan yeterli düzeylerdedir. Ancak verilen desteklere ilişkin faydalanma koşullarının sistematik bir şekilde tanımlanmaması, her başvuranın ilgili desteklerden faydalanmasına ve dolayısıyla verimsiz ve dağınık bir ürün deseni oluşmasına neden olmaktadır.”
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın “Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli” kapsamında havza bazında meyvecilikte yapılması öngörülen projeler ve Güneydoğu Anadolu Projesi(GAP)’nin meyvecilik için önemini yine Ebru Akdağ’ın tespitleriyle yarın okuyabilirsiniz.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız