Reklam Ver

Güngör Uras/Milliyet
Hükümetimiz ot saman ithalatını başlatıyor. Çünkü bizim tarlalardan toplanan ot ve samanın fiyatı yükseldi.
Daha önceleri de, et fiyatı yükselince et, canlı hayvan fiyatları yükselince hayvan, kurbanlık fiyatları yükselince koyun, sığır, fabrika yemi için girdi sıkıntısı çekilince mısır, soya ve küspe, damızlık kıtlığı çekilince koyun, keçi ithal etmiştik.
Koskoca Türkiye’de ot saman kıtlığı yaşanır mı? Yaşanır. Tarım uzmanlarının verdiği bilgiye göre 14 milyon hektara yakın meramız olmasına rağmen bunun 2 milyon hektarını değerlendirebiliyoruz.
Tarım uzmanı, tarım ekonomisi yazarı Ali Ekber Yıldırım, sap saman ithalatını değerlendirirken şunları söylüyor:
1- Ot ve saman ithalatı günü kurtarır. İthalat kısa süreli olarak fiyatı aşağı çekebilir ama sektöre yarardan çok zarar verir.
2- Geçmişte pek çok örneğini gördük. Ülkenin kaynaklarını kullanmak yerine iç piyasayı ithalatla terbiye etmenin faturası çok ağır oluyor.

İthalat üretimi caydırıyor
Örnek: Canlı hayvan ve et ithal ettik. İthalat, yükselen et fiyatını kısa süreli olarak aşağı çekti. Fakat, besicilerin iflasına neden oldu. Ülkenin 2 milyar dolardan fazla parası ithalata gitti. Ot ve saman krizi ile sektör yine çıkmaza girdi. Süt hayvanlarının yeniden kesime gitmesine neden oldu. Hayvanlarımıza yepyeni hayvan hastalıkları bulaştı. İnsan sağlığına verdiği zarar henüz bilinmiyor. Canlı hayvan ve et ithalatı, ülke hayvancılığını kurtarmak bir yana daha büyük bir darboğaza sürükledi.
3- Ot ve saman ithalatı ile ülkeye yeni hayvan hastalıklarının girmesi kaçınılmaz. İthalatla üç kuruşluk fiyat indirimi sağlayalım derken ot ve samanla gelecek hastalığın zararı çok büyük olacak. İklimi her türlü tarımsal üretime uygun olmasına karşın toprakları boş kalan, insanları işsiz ve yoksul olan Türkiye, ot ve saman ithal etmek zorunda kalıyorsa hayvancılık politikasının ciddi olarak sorgulanması gerekmez mi?

Tek suçlu bakanlık değil
Ali Ekber Yıldırım bunları söylüyor. Sonra da ekliyor: “Asıl sorunun yüksek girdi maliyetleri olduğu hep gözden kaçırılıyor. Günübirlik politikalarla üretim değil ithalat destekleniyor. Fakat bu işin tek sorumlusu Tarım Bakanlığı değildir. Saman ithalatı için Hükümet’in kapısında sıraya giren hayvancılık örgütlerinin yöneticileri, kooperatif yöneticileri, ithal samanla hayvanlarını doyurmak zorunda kalan yetiştiriciler, çözümü ithal yemde bulan yem sanayicileri de ülke hayvancılığının bu noktaya gelmesinde sorumluluk taşımaktadır.
Hayvanı ithal edeceksiniz. Hayvana yedireceğiniz ot ve samanı ithal edeceksiniz. Kurbanda keseceğiniz kurbanlık hayvanı bile ithal etmeye mecbur olacaksınız. Yetmedi halkınıza ithal et yedireceksiniz. Sonra da, “Türkiye dünyanın yedinci, Avrupa’nın bir numaralı tarım ülkesi” diyeceksiniz.”
Sayın okuyucularım, diyelim ki, bilgisayar üretecek eğitilmiş insan gücüne, teknolojiye, sanayi altyapısına sahip değiliz. Diyelim ki hayvancılık yapmayı unuttuk… İyi de, dağdaki, ovalardaki samanı, otu da toplayamayacak kadar mı tembelleştik?
Tekrar başa dönelim. Tarım ve hayvancılık politikaları çok önemlidir. Bu politikalarda devamlılık-istikrar çok önemlidir. Günü kurtarmak için, tüketiciyi mutlu etmek için, ithalat kapısı açılıp-kapatıldıkça, içeride üretim sistemi çöküyor. Ciddi üreticiler dükkan kapatıyor. Bunu görelim, bilelim.
Zafer Bayramı kutlu olsun
Mustafa Kemal’in kumandasındaki ordunun “Büyük Taarruz”u, 1922 yılının 26 Ağustos’unda başladı. 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da zafer ile sonlandı. Bu önemli zaferin ilk yıldönümünde 30 Ağustos 1923  tarihinde Afyonkarahisar, Denizli, Kahramanmaraş, Ankara ve İzmir’de kutlama törenleri yapıldı. 30 Ağustosların her yıl
Zafer Bayramı olarak kutlanmasına
1935 yılında karar verildi.
30 Ağustoslar yaşadığımız bu topraklardan istilacı kuvvetleri kovan Başkumandan
Mustafa Kemal ve arkadaşlarına ve onların kumandasındaki orduda savaşan subay ve erlere şükran günüdür.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız