Reklam Ver

Gıda amaçlı Genetiği Değiştirilmiş(GDO) ürünlere kapı aralandı. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu’nun gıda amaçlı genetiği değiştirilmiş 21 mısır ve 3 soya geni ile ilgili yaptığı başvuru sonucu hazırlanan “Bilimsel Risk Değerlendirme” ve “Sosyo Ekonomik Değerlendirme” raporları açıklandı. Bu raporlar doğrultusunda karar verilirse Türkiye ilk kez resmen GDO’lu gıdaları tüketecek.
GDO’lu gıdalara ilişkin raporları geçen Cuma günü medyada ilk kez DÜNYA Gazetesi’nde yazdık. Haberimiz üzerine Biyogüvenlik Kurulu kamuoyuna bir açıklama yaptı. GDO’lu gıdalar ve Biyogüvenlik Kurulu açıklamasının ayrıntılarını yazmadan sistemin nasıl işlediğine bakalım:
Genetiği değiştirilmiş ürün ithalatı için şirket,dernek veya kuruluşlar Biyogüvenlik Kurulu’na başvuruyor. Biyogüvenlik Kurulu başvuruyu inceledikten sonra ithal edilmek istenen ürünlerin riskli olup olmadığını belirlemek üzere iki ayrı komite oluşturarak rapor hazırlatıyor. Bu komitelerden birisi Sosyo Ekonomik Değerlendirme Komitesi. Bu komite ithal edilecek GDO’lu genin sosyal ve ekonomik olarak ülkeye zarar verip vermeyeceğini, riskli olup olmayacağını inceleyerek raporunu Biyogüvenlik Kurulu’na sunar.
İkinci komite ise Bilimsel Risk Değerlendirme Komitesi. Bu komite ise ithal edilecek genin insan sağlığı ve çevreye zararı konusunda rapor hazırlayarak yine Biyogüvenlik Kurulu’na sunar.
Biyogüvenlik Kurulu bu raporları kendi internet sayfasında kamuoyu görüşüne açar. Yurttaşlar, sivil toplum örgütleri çok teknik içerikli raporları okuyarak görüşlerini bildirir. Bu görüşlerle ilgili bir açıklama ya da veri yayınlanmıyor. Her rapor için kaç kişinin ve ne yönde görüş belirttiğini kimse bilmiyor.
Bu görüşleri de aldıktan sonra Biyogüvenlik Kurulu her gen için ayrı ayrı karar vererek Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bildirir. Bakanlık onaylarsa GDO’lu ürünün ithalatına izin verilir.
Bugüne kadar yem amaçlı GDO’lu 16 mısır çeşidi ve 3 soya geni için izin verildi. İzin verilen bu genlerle ilgili bilimsel komite ve sosyo ekonomik risk değerlendirme raporları doğrultusunda karar verildi. Raporların aksine verilen bir karar yok.
Gıda amaçlı genetiği değiştirilmiş 29 gen( 21 mısır,3 soya, 3 kanola,1 şeker pancarı,1 patates) için başvuru yapıldı. Başvuruyu yapan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu. Biyogüvenlik Kurulu bu başvuruyu değerlendirdi. Gıda amaçlı 21 mısır ve 3 soya geni için iki komiteye görev verdi. Komiteler raporlarını hazırladı ve Biyogüvenlik Kurulu’na sundular. Biyogüvenlik Kurulu 1 Ağustos itibariyle raporları kamuoyu görüşüne açtı.
Raporlar tam evlere şenlik. O kadar karmaşık kararlar var ki. Çık çıkabilirsen işin içinden.
Sosyo Ekonomik Değerlendirme Komitesi, 21 mısır çeşidinin tamamının ithal edilmesinin riskli olacağına karar vermiş. Bununla da yetinmemiş, nişasta bazlı şekerin insan sağlığına zararlı olduğunu, 2001 yılında kabul edilen Şeker Yasası’na atıfta bulunarak hükümetin nişasta bazlı şeker kotasını artırması eleştiriliyor. Nişasta bazlı şeker kotasının düşürülmesi gerektiği ifade ediliyor.
Aynı komite, 3 soya geni için net karar verememiş. Oy çokluğu ile bir dizi maddeyi alt alta sıraladıktan sonra deyim yerindeyse topu Biyogüvenlik Kurulu ve Bakanlığa atmış.
Alt alta sırlanan maddeler arasında; Türkiye’de üretimi yapılan soya çeşitlerine bulaşık olup olmadığının araştırılması, bulaşıklık olduğu taktirde ilgili ürünlerin toplatılarak imha edilmesi ve ekim alanlarında risk yönetimi kapsamında karantina tedbirleri uygulanması, soya piyasaya sürülürken kullanılan ürünlerin etiketinde mutlaka yer verilmesi, tespit edilen izinsiz genetiği değiştirilmiş ürünlerinin kontrollü koşullarda yakılarak imha edilmesi gibi görüşler var.
Deyim yerindeyse çok zararlı bir madde tarif edildikten sonra izin verilebilir anlamına gelen bir karar verilmiş.Ama karar net değil.
Bilimsel Risk Değerlendirme Komitesi raporlarında ise daha karmaşık bir tablo var. Sosyo Ekonomik Değerlendirme Komitesi’nin riskli bulduğu 21 mısır geninden 15’ine Bilimsel Risk Komitesi tarafından riskli olmadığı kararı verilmiş. Komite 6 mısır genini riskli bulmuş.
“Riskli olmayabilir” denilen genetiği değiştirilmiş mısırların gıdada doğrudan kullanılmasının “riskli” olabileceği kararı verilmiş.
Komite kararlarında, birçok mısır çeşidi için “mısır çeşidinin doğrudan gıda amaçlı kullanımının ve işleme sırasında oluşan yan ürünlerin (kepek, mısır özü ve küspesi ve bunun gibi) gıda amaçlı kullanımının geleneksel mısırdan daha fazla risk taşıyabileceği görüşüne oy birliği ile varmıştır. Ancak doğrudan tüketimi dışında mısır çeşidinden üretilecek olan yüksek oranda rafine edilmiş doğal ve modifiye nişasta, dekstrin, glikoz, fruktoz ve fruktoz şurubu ve mısır özü yağının gıda amaçlı kullanımının geleneksel mısır çeşitlerinde daha fazla risk taşımayabileceği görüşüne oy çokluğu ile varmıştır.” deniliyor.
Komite özetle, genetiği değiştirilmiş mısırların gıdada doğrudan kullanılmasını riskli ama nişasta, glikoz, fruktoz, şeker şuruplarında kullanılmasını yerli mısıra göre fazla risk taşımayabileceğine karar vermiş.
Sosyo Ekonomik Komite’nin zararlı bulduğu fruktoz ve şeker şuruplarının Bilimsel Risk Komitesi zararsız olduğuna karar vermiş.
Aynı komite 3 soya geni için “ tam rafine yağ üretiminde kullanılması koşulu” ile izin verilebileceği kararını veriyor.
Cuma günü saat 17 sıralarında ulaştığımız iki komitenin toplam 48 raporunu aceleyle okuyarak baskıya yetiştirmeye çalıştık. Haber gazetecilik deyimi ile bomba gibi patladı.
Biyogüvenlik Kurulu haberimizle ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada raporların kamuoyu görüşüne açıldığı bunun GDO’lu gıdalara izin vermek anlamına gelmediği ifade ediliyor.
Açıklamada, haberle kamuoyunda yersiz endişe yaratmayı amaçladığımız vurgulanıyor.
Tarım konusunda 16 yıldır yazıyoruz. Hiçbir yazı veya haberimizle “kamuoyunda yersiz endişe yaratmayı” düşünmedik, düşünemeyiz. Tek amacımız, kamuoyuna doğru bilgi vermektir.
Fakat, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in ısrarla GDO’lu gıdalara izin vermeyeceklerini açıklarken, Biyogüvenlik Kurulu’nun gıda amaçlı GDO’lu 24 ürüne ilişkin raporları kamuoyu görüşüne açması, kamuoyunda ciddi endişe yarattığı kesin.
Haberimizden sonra Bakanlıktan ve Biyogüvenlik Kurulu’ndan diğer medya kuruluşlarına, gıda amaçlı GDO’lu ürünlere kesinlikle izin verilmeyeceği mesajı verildi.
Mademki gıda amaçlı GDO’lu genlere kesin olarak izin verilmeyecek neden bu raporları hazırlattınız? Neden kamuoyu görüşüne açtınız?
“Kamuoyunun görüşünü aldık. Herkes GDO’lu ürün yemek istiyor, mecburen ithal edeceğiz” mi diyeceksiniz?
Biyogüvenlik Kurulu, başvuruları kabul ederek ve hazırladığı raporları kamuoyu görüşüne açarak, GDO’lu gıdalara kapıyı araladı. Şimdi söz sırası Bakan Mehdi Eker’de. Eker, ya sözünde durup kapıyı kapatacak ya da aralanan kapıdan GDO’lu ürünlere izin verecek. Dileğimiz, kapının tamamen kapatılması. Ne olacağını hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

GDO'lu gıdalara kapı aralandı…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız