Reklam Ver

Şu günlerde birçok yatırımcı sıfır faizli hayvancılık kredilerini soruyor.
Sorular muhtelif.İki yıl önce verilen ve geri ödemesi yakında başlayacak kredilerde erteleme olup olmayacağını soruyorlar.Sıfır faizli kredi ile 7-8 bin liraya aldıkları ineğin fiyatının yarı yarıya düştüğünü, bu şartlarda krediyi nasıl geri ödeyeceklerini soruyorlar.İşletmesini satmak isteyenler, alıcı olup olmadığını soruyor.Ziraat Bankası’nın kredilere uyguladığı komisyon ücretlerinden yakınanlar, bankanın mahkemeye verilip verilemeyeceğini soruyor.Sorular uzayıp gidiyor.
Sorular ve sorunlar yakın gelecekte kopacak fırtınanın habercisi.
“Uyarmıştık” demek hoşumuza gitmese de, belli ki sıfır faizli krediden birçok yatırımcının canı yanacak.
Keşke haklı çıkmasak ve keşke canlar yanmasa.
Ama o günün senaryosundan “mutlu son” olmayacağı belliydi.
Hatırlayın, 2007 ve 2008’de yaşanan kuraklık nedeniyle yem fiyatları çok yükseldi,çiğ süt fiyatı da yarı yarıya indi. Süt üreticileri “üretim yapamıyoruz, inekleri kesmek zorundayız” diye feryat ederken herkes kulaklarını tıkadı. Hükümet kulaklarını tıkamakla yetinmedi. Hayvancılık desteklerinde radikal değişiklik yaptı. Birçok girdi desteğini kaldırdı. Yerine “hayvan başına ödeme” sistemini getirdi.
Dünyada bir çok ülke kuraklığın zararını yeni desteklerle kapatırken, yeni önlemler alırken bizim hükümet tersini yaptı destekleri azalttı. Faturası çok ağır oldu. Bakanlığın verilerine göre yaklaşık 1 milyon süt ineği kesildi. Hayvan varlığı azalınca 2009’da et fiyatı tırmanmaya başladı. İthalat lobisi canlı hayvan ve et ithalatı için bastırdı. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker “Sayım yaptık, yeterli hayvanımız var,ithalata gerek yok” dedi. Bu açıklamadan birkaç gün sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile ithalat başladı. Kasaplık,besilik, erkek,dişi, küçükbaş büyükbaş ne bulunsa ithal edilmeye başlandı. Daha sonra karkas et ithalatına da kapılar açıldı.
İthalat furyasının hüküm sürdüğü bir dönemde sıfır faizli kredi ile yerli üretimin teşvik edileceği açıklandı. Aslında oyun belliydi. Verilecek sıfır faizli kredilerle hayvan talebi yükseltilecek ve yüksek fiyatla hayvan ithal edilecekti. Çünkü iç piyasada hayvan yoktu. Gerçekten de öyle oldu. İç piyasada 4 bin lira olan damızlık inek adeta karaborsaya düştü. Devletten sıfır faizli kredi alan piyasadan inek almak istiyordu ama inek yoktu. Herkes ithalata yöneldi. İnek fiyatı 7-8 bin liraya kadar çıktı.
Devletten sıfır faizli kredi alanlar ineği yüzde yüz pahallıya aldı. Yatırımı böyle yaptı. Üstelikte krediyi alanların çok büyük bölümü daha önce hayatında inek görmemiş, hayvancılığı bilmeyen başka sektörlerden girişimcilerdi. Herkes sıfır faizin cazibesine kapılmış çılgınca kredi kullanıyordu.
Ziraat Bankası, başlangıçta seçici davranamadı ve krediler ölçüsüz verildi. Birkaç ay sonra gelen talepleri daha dikkatli incelemeye alan Ziraat Bankası buna rağmen para yetiştiremiyordu. Herkes çılgınca kredi kullanıyordu. Hayvancılığı bilen bilmeyen herkes sıfır faizli krediye saldırdı. Bu kredilerin nasıl ödeneceğini ise kimse düşünmüyordu.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın verilerine göre 1 Ağustos 2010 ile 31 Aralık 2011 tarihleri arasında 101 bin 624 girişimciye 5 milyar 612 milyon 951 bin lira düşük faizli hayvancılık kredisi verildi. Bu, Türkiye’deki toplam tarımsal kredinin yüzde 30’una denk geliyor.
Geçen iki yıllık süre zarfında şartlar değişti. İnek fiyatı şu günlerde yeniden 4-5 bin lira seviyesine geriledi. Sıfır faizli kredi ile 7-8 bin liradan inek alanlar sadece inek fiyatından yüzde yüz zarardalar.
Çiğ süt fiyatı 60-70 kuruş seviyelerinde. Yem ve diğer girdi fiyatları arttığı için maliyetler yükseliyor. Buna karşılık, hayvan başına destek ve yem bitkileri desteklerinde son iki yılda ciddi hiçbir artış olmadı.
Bu yatırımlar yapılırken dışarıdan canlı hayvan ve et ithalatı tüm hızıyla sürdü. Besi hayvanı ithal edenler aldıkları hayvanı kesemez oldu.
Devlet adına krediyi veren Ziraat Bankası’nda yönetim değişikliği oldu. Yeni yönetim kredi koşullarında değişiklikler yaptı. Vadeleri değiştirdi. Bununla yetinmeyerek aldığı komisyonla yatırımcının canını yakıyor.Yatırımcı kredi alırken bir kez komisyon ödeyeceğini zannederken vade süresince her yıl komisyon alınıyor. Bir yatırımcı 7 yıl vadeyle aldığı krediye 7 kez komisyon ödüyor. Şu günlerde bir çok yatırımcı bu komisyonlardan şikayetçi.
Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 10.maddesine göre (ki, “iyi niyet” maddesi bu) “zorunlu veya ihtiyari sigortalarda, kredi kullanan kişinin sigorta şirketini seçme hakkı sınırlandırılamaz” hükmüne rağmen, Ziraat Bankası, kredi kullananlara şirket seçme hakkı tanımıyor. Kendi şartları ile sigortayı zorunlu yaptırıyor.
Ziraat Bankası yetkilileri, “sıfır faizli olarak adlandırılan kredinin Hazine destekli olduğunu, ancak faizin sadece yüzde 10’nun Hazine tarafından ödendiğini oysa kredi maliyetinin bundan daha yüksek olduğunu söylüyor. Kalan maliyetin komisyon,sigorta ve diğer ücretlerle bir kısmının krediyi alana yansıtıldığını belirten banka yöneticileri bunun yapılmaması durumunda bankanın zarar edeceğini savunuyor.Yetkililer diğer bankaların bu komisyonu bir seferde ama yüksek oranda aldığını ileri sürüyor.
Özetle, sıfır faizli kredi çılgınlığının sonu iyi görünmüyor. Birçok yatırımcı bilmediği bir işe sırf ucuz para almak için girdiği için pahalı bir fatura ödemek zorunda kalacak. İşletmeler el değiştirecek. Bir bölümü kapanacak. Milyonlarca dolar ödenerek ithal edilen hayvanların en azından bir bölümü kesilecek. Yanlış politikanın faturasını yine bu halk ödeyecek.

Sıfır faizli kredinin faturası ağır…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız