Reklam Ver

Cumhuriyet Halk Partisi(CHP),önce Balıkesir Burhaniye’de sonra İzmir’de zeytin çalıştayı düzenledi.Uzun bir süreden beri adeta ikiye bölünmüş zeytincilik sektörünü,zeytincileri bir araya getirdi.Zeytinciler bir araya gelmekle kalmadı,sektörün en tepesindeki iki isim ihracatçıların temsilcisi Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli ile üreticilerin temsilcisi Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Başkanı Cahit Çetin,düşman çatlatırcasına kürsüden birbirlerine methiyeler düzdü.Bu barış havası devam ederse,CHP sektördeki en önemli sorunu çözmüş olacak ve kavga dönemi bitecek. Kavga bitince asıl sorunlar tartışılacak ve elbette çözümler bulunacak.
CHP durup dururken neden zeytinciliğe el attı?
İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın verdiği bilgiye göre, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı ile zeytinciliğin sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirmek amacıyla 8 milletvekilinden oluşan “Zeytin Çalışma Grubu” oluşturuldu.
Zeytin üretilen bölge ve illerden birer milletvekili bu çalışma grubunda yer alıyor. Aydın’dan Osman Aydın, Balıkesir’den Ayşe Nedret Akova, Burdur’dan Ramazan Kerim Özkan, Bursa’dan İlhan Demiröz, Hatay’dan Hasan Akgöl, İzmir’den Mehmet Ali Susam, Manisa’dan Hasan Ören ve Muğla’dan Ömer Süha Aldan’ın yer aldığı çalışma grubu konuşmaktan çok sektör temsilcilerini dinledi. İzmir’deki çalıştayı Bornova Belediye Başkanı Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır yönetti. İzmir Milletvekili Erdal Aksünger ve tarıma verdiği destekle yerel yönetimlere, hükümete örnek olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da katıldı.
Burhaniye ve İzmir’deki toplantıda konuşulanlar zeytin ve zeytinyağındaki sorunlar ve çözüm önerileri bir rapor halinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gündeme getirilecek.
Bu yoğun gündemde zeytin ve zeytinyağındaki sorunlar ne kadar yer alır bilinmez. Ancak, CHP’nin çabası olumlu bir girişim.
Burhaniye’ye gidemedik. İzmir toplantısında konuşulanların özeti şöyle:
1- Avrupa Birliği’nin 3 önemli zeytinci ülkesi Yunanistan,İtalya ve İspanya çok derin bir krizden geçiyor. Bu kriz dünya zeytinyağı fiyatlarını da olumsuz etkiliyor. Krize rağmen Avrupalı üretici zeytinyağında kilo başına 1.3 Avro destek alıyor. Bu destek, neredeyse Türkiye’deki ham yağ fiyatına denk. Bu şartlarda rekabet etmek çok güç. Rekabet etmek için Türkiye’deki üreticinin de prime ihtiyacı var. Fakat, zeytinyağcılar kendi aralarında kavga edince bu hükümetin de işine geliyor. Primi artırmıyorlar.
2-Sektörün bir başka önemli sorunu tağşiş. Yani hileli yağ satışı. Tağşişli yağ satışının yüzde 50 olduğunu savunanlar var. Bu kadar yüksek oranda olmasa bile sektörün en ciddi sorunlarından birisi. Ali Nedim Güreli’nin de söylediği gibi geriye dönük bakıldığında hangi firma tağşiş yaptıysa, sahtekarlık yaptıysa sektörde uzun süre tutunamadı. İflas etti, yok olup gitti.
3-İhracatın yapısı değişti. Daha önce yağın yüzde 90’ı dökme olarak ihraç edilirdi. Şimdilerde neredeyse dökme ihracatı hiç yok. Çok büyük bölümü kutulu, ambalajlı ihraç ediliyor. Bunda devletin verdiği ihracat desteğinin de çok büyük payı var.
4-Türkiye’de kurulan kontinü tesisler mevcut üretimin 4-5 kat ürününü işleyecek kapasitede. Buna rağmen devlet kontinü tesislere destek veriyor. Kontinü yerine zeytin toplama makinelerine destek verilmeli.
5-Son yıllarda Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın verdiği desteklerle zeytin ağacı varlığı 90 milyondan 170 milyona çıktı.Üretim artışı yeni sorunlar doğurur mu endişesi var. Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, dikilen milyonlarca zeytin fidanı ile artacak üretimin endişe yaratmaması gerektiğini yılda 3 milyar dolarlık bitkisel yağ ithal eden Türkiye’nin ithal yağ yerine zeytinyağı tüketmesini istedi. Çetin, dünya yağ tüketiminde zeytinyağının payının yüzde 3 olduğunun, bunun yüzde 4’e çıkması ile böyle bir endişeye gerek kalmayacağının altını çizdi.
Özetlediğimiz bu sorunlar yıllardır tartışılıyor. Ancak somut bir adım atılmıyor. Bu sorunların varlığı adeta birilerini mutlu ediyor.
Toplantıda pek gündeme gelmeyen ama sadece zeytinde değil tarımda su yüzüne çıkan ciddi bir sorun daha var. Onu da yanımızda oturan çiftçi Hüsnü Çetin anlattı.
İzmir Ticaret Borsası Meclis Salonu’nda Zeytin Çalıştayı’nı izlediğimiz basın bölümüne yaşı ilerlemiş, gazeteci olmadığı her halinden belli bir beyefendi geldi yanımıza oturdu. Başındaki kasketi çıkarıp dizine koydu. Espriyle hangi gazeteden olduğunu sorunca, ciddi yüz ifadesiyle;“ben çiftçiyim,zeytin üretiyorum” dedi.
Toplantıyı ilgi ile izleyen ve cumhuriyetle yaşıt zeytin üreticisi Hüsnü Çetin, 1943 Atatürk Lisesi mezunu. İzmir Pınarbaşı’nda 29 yıl muhtarlık, iki dönem ziraat odasında yönetim kurulu üyeliği,6 yıl çiftçi mallarını koruma başkanlığı, 15 yıl bilirkişilik yapmış.
Anlattığına göre, İzmir Pınarbaşı’nda 20 yıl önce 30 bin zeytin ağacı varmış. Bugün 6-7 bin ağaç kalmış. Tarım alanı 30 bin dönümden 250 dönüme düşmüş. Asırlık zeytinlerin kesilip yerine bina,sanayi tesisi kurulduğunu söyledi. “Ülkede, tarım da zeytincilik de bitiyor” diye şikayet ederken, kimya okuyan torununun tarımı sevmemesinden yakındı.
Elleri titrediği için soru formunu dolduramadığını söyleyince, siz söyleyin ben yazarım dedim.
“Gübrenin, mazotun, ilacın, zeytini toplayan işçinin parası hep artıyor. Beş yıldır bizim zeytinyağının fiyatı niye artmıyor?
“Zeytincilik Kanunu, zeytinlerin 3 kilometre yakınına sanayi tesisi kurulamaz diyor. Neden bu kadar çok tesis kuruluyor?”
Hüsnü Çetin’in anlattıkları toplantının da yazının da özeti; tarıma, zeytinciliğe gereken değer verilmiyor. Yeni kuşaklar tarımdan kopuyor. Gençlere tarımı sevdirmeden sorunlara çözüm bulmanın anlamı yok.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız