Reklam Ver

Hayvan ithalatı sayesinde memleket anguslarla tanıştı. Angusları hem cinslerinden ayıran en önemli özelliği aşırı kilolu olmaları. Kiloları için tercih edilen anguslar Türkiye’deki besicilerin başına bela oldu. Avustralya’dan ithal edilen anguslara fazla kilolu diye öyle cezalar kesildi ki, cezayı kesenler bile utandı. Bakanların, müsteşarların, genel müdürlerin, daire başkanlarının ve ilgili ilgisiz tüm bürokratların “böyle ceza olur mu” dediği, ama kaldırmayı başaramadığı cezalar nasıl ve neden kesildi?
Bir angus masalı olarak adlandırdığımız, tamamı gerçek ve yaşanmış olan olaylar dizisi şöyle:
Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın “et fiyatları çok yüksek” diyerek verdiği talimatla 2010 yılında önce kasaplık canlı hayvan, sonra besilik canlı hayvan ve en sonunda da karkas et ithalatına kapıları açıldı.
İthalatın açılması yerli besicilerin idam fermanı oldu. Birçok küçük ve orta büyüklükteki besi işletmesi sektörden çekilmek zorunda kaldı. Dev işletmeler ise iç piyasadan besi hayvanı alamaz duruma geldi. Türkiye’nin tanınmış en büyük hayvancılık işletmeleri besicilik faaliyetini bir süreliğine askıya aldı. Bir bölümü ise işini sürdürmek için mevzuatın izin verdiği şartlarda besi hayvanı ithalatına yöneldi. Amaçları besi danası getirerek beslemek ve sonra keserek piyasaya sunmaktı. Aslında kasaplık canlı hayvan ithal ederek doğrudan kesip satabilirlerdi. Hatta daha zahmetsiz ve karlı olan karkas et ithalatı da yapabilirlerdi. Zor olanı yaptılar. Bildikleri işi, besiciliği sürdürmek için besi hayvanı ithal etmeye karar verdiler. Nasıl olsa yakında şartlar normale döner ve ithalat yerine iç piyasadan hayvan alarak besiciliğe devam ederiz diye düşünüyorlardı. Onlar aslında ithalatçı değildi. İthalata zorlanmışlardı.
Dünya pazarlarını ve ithalat yapılabilecek ülkeleri araştırdılar. İthalat için en uygun ülke Avustralya’ydı. İthalat için gerekli tüm belgeler ve şartları yerine getirdikten sonra mevzuat gereği Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na başvurarak hayvan seçimi için veteriner istediler. Bakanlık 2 veteriner görevlendirdi. Veterinerlerin onayı ile ithal edilecek hayvanlar tek tek seçildi. Tartıldı. Kulak küpeleri takıldı.
Bakanlığın ithalat için öngördüğü teknik ve sağlık şartnamesine göre, ithal edilecek besi hayvanların kilosunun her birinin 300 kilogramın altında olması gerekiyordu. Hayvanlar gemi ile Türkiye’ye taşınacaktı. Yolda geçirecekleri süreler dikkate alınarak ortalama 270 kilo civarında ağırlığa sahip 8-10 aylık anguslar seçildi.Gemi ayarlandı ve hayvanlar yüklenerek Türkiye’ye doğru yola çıkacakken, daha önce Avustralya’dan Türkiye’ye ithal edilen hayvanlarda mavi dil hastalığı olduğu tespit edildi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı haklı olarak Avustralya’dan ithal edilecek hayvanlara mavi dil hastalığı testi uygulanmasını istedi. Bu testin uygulanması demek seçilen ve karantinaya alınan hayvanların en az 20 gün daha Avustralya’da beklemesi demek. Çünkü test sonucu 20 günden önce alınamıyor. Test sonucu beklenirken hayvanlar yem yiyor ve kilo alıyordu. Testi temiz çıkan hayvanlar gemilere yüklendi ve Türkiye’ye doğru yola çıktı. Gemi seyahati de asgari 20 gün sürüyor. Gemide de doğal olarak anguslar yem yemeye, su içmeye devam etti. Zor bir yolculuk olsa da kilo almaları kaçınılmazdı.
Gemi Mersin limanına yanaştı. Mevzuata göre angusların ülkeye girebilmesi için 300 kilonun altında olması gerekiyordu.Gümrükte tek tek kilo kontrolü yapılmadı. Boş kamyonlar tartıldı. Anguslar yüklendi ve tekrar tartılarak hayvanların kilosu tespit edildi. Kamyon başına hayvanların ortalama ağırlığı 300 kilo olması gerekirken bazı kamyonlarda hayvan başına ortalama ağırlık 300 kilo 700 gram, bazılarında 302 kilo, bazılarında ise 290 kilo olarak belirlendi. Ortalama ağırlığı 300 kiloyu aşan hayvanlara ağır cezalar kesildi. Öyle ki 5 bin civarında angus ithal eden bir firmaya 6 milyon lira gibi çok ağır cezalar kesildi.
Besiciler neye uğradıklarını şaşırdılar. İthal ettikleri angusların toplam bedelinin üç katından fazla ceza yemişlerdi. Hayvanlar tek tek tartılsa bu ceza yenilmeyecekti. Denizaşırı ülkelerden yapılan ithalatlarda yüzde 8 tokluk firesi ve yüzde 1 kirlilik firesi düşürülse yine bu cezayı yemeyeceklerdi. Bunların hiç biri yapılmadı. Böylece bir iki kilo fazla geldi diye milyonlarca lira ceza kesilmiş oldu.
Besiciler haklı olarak diyorlar ki, “Altın,elmas alınırken bile hassas tartılar arasında gram farkı olur. Bir çok üründe artı eksi bir opsiyon tanınır. Bizim getirdiğimiz altın değil hayvan. Bir tanesi kabız olsa zaten bir iki kilo fazla gelir.
Bilseydik bir iki kilo ile milyonlarca lira ceza yiyeceğimizi, hayvanları kamyona yüklerken zayıflarla kilolu olanları karıştırır öyle yüklerdik.
Hayvanları kamyona yüklemeden suya tutsak üzerlerindeki kirlilik gider, bir iki kilo ile ceza yemezdik.”
Besiciler, şaşkın ve çaresiz Ankara’da kapı kapı dolaşarak dertlerini anlatmaya çalışıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ilki 8 Temmuz 2011’de, ikincisi 4 Eylül 2011’de olmak üzere iki kez Mersin Gümrük ve Muhafaza Genel Müdürlüğü’ne yazı yazdı. İlk yazıda mavi dil hastalığı testini bakanlık olarak kendilerinin istediğini bunun da hayvanların ithalatında gecikmeye ve kilo almalarına neden olduğunu bildiriyordu. İkinci yazıda ise deniz aşırı ülkelerden yapılan ithalatta hayvanlar tartılırken yüzde 8 tokluk firesinin düşürülmesinin uygun olacağı bildirildi. Her iki yazıda da angusların aldığı fazla kilolardan ithalatı yapan besicilerin sorumlu olmadığı belirtildi.
Mersin Gümrük ve Muhafaza Genel Müdürlüğü, “Biz mevzuata bakar, onu uygularız. Bu cezaların ödenmesi şart” diyerek rest çekti. Onlar da kendilerince haklı. Yasayı uygulamasalar yapılacak bir operasyonla kendilerini hakim karşısında bulabilirler.
Besiciler, konuyu Gümrük ve Ticaret Bakanı Bakan Hayati Yazıcı ile görüştü. Yukarıda özetlediğimiz şekilde dertlerini anlattılar. Hayati Yazıcı, dinledikten sonra; “Haklısınız, fakat benim yapabileceğim bir şey yok.Bakanlar kurulu kararı ile ilgili mevzuatın değişmesi gerekiyor” dedi.
Ankara’da uzun süren görüşmelerden sonra besicilere bir formül önerildi. Denildi ki;” Bu cezalar çok büyük haksızlık. Eğer yüzde 10’nu öderseniz uzlaşarak bu sorunu çözebiliriz.”
Besiciler yüzde 10’u kabul etmedi. Çünkü yüzde 10 bile çok yüksek bir rakamdı.Yaklaşık 6 milyon lira ceza alan bir besici 600 bin lira ödeyecekti. Getirdiği hayvanın bedelinden yüksekti.
Bir besici, uzlaşmanın olamayacağını ilgili bürokratlara şöyle anlatacaktı: “Biz eroin satmıyoruz. B..k’un içinde memlekete katma değer yaratmaya çalışıyoruz. İstediğiniz yüzde 10 bizim için çok yüksek bir para.” Bürokratlar buna da “haklısınız” dedi.
Besicilerin bir bölümü mahkemeye başvurdu. Bir bölümü Ankara’da görüşmelerini sabırsızlıkla sürdürüyor.
Özetle, angusların fazla kiloları besicilerin başına büyük iş açtı. Bakalım masalın sonu nasıl bitecek.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız