Reklam Ver

GDO’ lu 6 mısır geni “riskli” bulundu
Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Derneği İktisadi İşletmesi, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği ve Yumurta Üreticileri Merkez Birliği’nin yem amaçlı kullanmak üzere ithal etmek istediği genetiği değiştirilmiş 9 mısır geninden 6’sı “riskli” bulundu.

Genetiği Değiştirilmiş 9 mısır geninin ithalat başvurularını değerlendiren Biyogüvenlik Kurulu, her gen için Bilimsel Risk Değerlendirme Raporu ve Sosyo Ekonomik Risk Değerlendirme raporu hazırlattı. Kamuoyu görüşüne açılan raporlara göre genetiği değiştirilmiş 6 mısır geninin riskli olduğu ve ithal edilmemesi gerektiği ifade edildi. Diğer 3 gen için ise, “ithal edilebilir” raporu verildi.

GDO’lu yemle beslenen hayvanın ürünleri etiketlensin
Sosyo Ekonomik Komite Raporları, yakın zamanda çok tartışılan Genetiği Değiştirilmiş yemle beslenen hayvanlardan elde edilen, et, süt, yumurta ve diğer ürünlerde risk olup olmadığı tartışmasına da yeni bir boyut kazandırdı. Biyogüvenlik Kurulu tarafından görevlendirilen Sosyo-Ekonomik Risk Komiteleri genetiği değiştirilmiş yemlerle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin de risk taşıdığı gerekçesiyle etiketlenmesi gerektiği görüşüne yer verdi.

GDO’ lu 13 mısır ve 3 soyaya izin verilmişti
Daha önce Biyogüvenlik Kurulu, Bilimsel Risk Değerlendirme ve Sosyo-Ekonomik Raporlar doğrultusunda kamuoyunun da görüşünü alarak yem amaçlı genetiği değiştirilmiş 13 mısır ve 3 soya genine izin vermişti. Bu izinlerle ilgili tepkiler üzerine Biyogüvenlik Kurulu Başkanı Hakan Yardımcı katıldığı televizyon programlarında, ‘başvurulan her gen için izin verilecek diye bir kural yok’ görüşünü savunmuştu.

Ali Ekber YILDIRIM
İZMİR
– Genetiği değiştirilmiş 6 mısır geninin Türkiye’ye girişi “riskli” bulundu. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Derneği İktisadi İşletmesi, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği ve Yumurta Üreticileri Merkez Birliği’nin yem amaçlı kullanmak üzere ithal etmek istediği genetiği değiştirilmiş 9 mısır geninden 6’sı “riskli”, 3’ü ithal edilebilir bulundu.
İthalat başvurularını değerlendiren Biyogüvenlik Kurulu, genetiği değiştirilmiş 9 mısır geni için ayrı ayrı Bilimsel Risk Değerlendirme Raporu ve Sosyo-Ekonomik Risk Raporu hazırlattı. Kamuoyu görüşüne açılan raporlarda genetiği değiştirilmiş 6 mısır geninin ithal edilmesi riskli görüldü. Diğer 3 gen için ise, “ithal edilebilir” raporu verildi.
Biyogüvenlik Kurulu’nun hazırlattığı Bilimsel Risk Değerlendirme Raporlarına göre genetiği değiştirilmiş, MIR604, MON863xNK603, MON863, T25, MON863xMON810, MON863xMON810xNK603 mısır çeşitlerinin risk taşıması nedeniyle Türkiye’ye ithal edilmemesi gerektiği görüşüne yer verildi. İthalat izni istenen genetiği değiştirilmiş MON810, 59122xNK603 ve MON88017 mısır genlerinin ise risk taşımadığı, ithal edilebileceği ifade edildi.
GDO’lu yemle beslenen hayvanın et, süt ve yumurtası etiketlensin
Biyogüvenlik Kurulu’nun, ithalat izni istenen 9 mısır geni için hazırlattığı Sosyo-Ekonomik Risk raporlarının tamamında genetiği değiştirilmiş yemle beslenen hayvanların ürünlerinin de mutlaka etiketlenmesi istendi. Yakın zamanda genetiği değiştirilmiş yemlerle beslenen hayvanlardan elde edilen et, süt, yumurta ve diğer ürünlerin riskli olup olmayacağı tartışmasına Sosyo-Ekonomik Risk Komiteleri son noktayı koydu. Komitelerin raporlarında, genetiği değiştirilmiş yemlerle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin risk taşıdığı bu nedenle mutlaka etiketlenmesi gerektiği ifade edildi. Sosyo-Ekonomik Komite kararlarında şu görüşlere yer verildi: “İthal izni için başvuru yapılan mısır çeşidinin Türkiye’de üretim izni olmadığı için Türkiye’de üretilen mısır çeşitlerinde üretim alanlarından veya piyasaya sunulan mısır dane veya işlenmiş ürünlerinden yıl içerisinde örnekler alınarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın akredite kabul ettiği laboratuarlarda analizlerinin yaptırılması önerilmektedir. Genetiği Değiştirilmiş olarak Türkiye’ye yem sanayinde kullanılmak üzere izin başvurusunda bulunulan mısır çeşitlerine aktarılan genlerin ve bu genlerin kodlanmış olduğu proteinlerin analiz sonuçlarına göre, Biyogüvenlik Yasası çerçevesinde Türkiye üretimi yapılan mısır çeşitlerine bulaşık olup olmadığına karar verilmesi gerekir. Bulaşık olma durumunda, ilgili ürünlerin toplatılarak imha edilmesi ve ekim alanlarında risk yönetimi kapsamında karantina tedbirleri uygulanmalıdır. Mısırın piyasaya sunulurken, ürünün etiketi üzerinde aktarılan gen ve ifade edilen transgenik proteinin ne olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir. Ambalajlı ürünlerde etiket büyüklüğünün yem ürünlerinde toplam ambalaj alanının yüzde 5’ine karşılık gelecek şekilde hazırlanması önerilmektedir. Dökme ürünler için de etiket bilgilerine ilişkin yönetmelik hükmü uygulanmalıdır. Ayrıca yem olarak kullanılacak mısır çeşidiyle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin etiketlerinde de GDO içeren yemle beslendiğini belirten ibare bulunmalıdır. Bunun için mevzuatta gerekli değişikliğin en kısa zamanda yapılması gerekmektedir. İthal izni verilmesi durumunda GDO mısırın tüm resmi evraklarında ve etiketlerinde ‘GDO’ludur ve tohumluk olarak kullanılamaz’ ibaresi yer almalıdır.”
İzinsiz ürünler yakılarak imha edilmeli
“Tespit edilen izinsiz GDO ürünlerinin kontrollü koşullarda yakılarak imha edilmesi zorunlu tutulmalıdır” görüşüne yer verilen raporlarda daha sonra şöyle denildi: “Mısır çeşidinin tohum ve ürünlerin ithaline izin verilmesi durumunda yanlış veya amaç dışı kullanımlarının denetlemeler sırasında tespit edilmesi halinde Biyogüvenlik Yasası kapsamındaki yaptırımlar uygulanır. Ayrıca bu durumdaki ürünler toplattırılarak imha edilir. Bu ürünlerin ithal edilmesine izin verilerek piyasaya sürülmesi durumunda Bakanlık denetiminde piyasa izlemesi yapılmalı, herhangi bir gen kaçağının olup olmadığı takip ve varsa tespit edilmelidir. Herhangi bir riskin ortaya çıkması durumunda ilgili bakanlıklarla işbirliği kapsamında acil durum tedbirleri uygulanmalıdır. İthalatçı firmalar tarafından ithal edilmek istenen mısır çeşidinin tohum ve ürünlerinin yem olarak ne kadar ve nasıl kullanıldığına dair bilgilerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na aylık rapor olarak sunulması ve bakanlığın da bu durumu yerinde denetlemesi gerekmektedir.”
Mısır ithalatı değil, üretimi teşvik edilsin
Tüketicinin geleneksel ürünler ile GDO ürünler arasında serbestçe seçimler yapabilmesini garanti altına almak amacıyla geleneksel ürünlerin üretilmesinin özendirilmesi yönünde bir devlet politikası olarak teşvik edici önlemler alınması istenen raporda:“Mısır ithalatında halen uygulanmakta olan yüzde 130 oranında gümrük vergisi uygulamasına taviz verilmeden devam edilmesi gerekmektedir. İthalat miktar ve zamanı belirlenirken yurtiçi hasat dönemi ve rekolte göz önünde bulundurularak izin verilmelidir. Bununla birlikte sosyo-ekonomik komite tarafından verilen tüm bilimsel değerlendirme raporlarında yapısal sorunlara ve düzenlemelere atıf yapılarak somut tavsiye ve eleştiriler dile getirilmiştir. Ülkemizdeki tarım alanları göz önüne alındığında mısır yetiştiriciliği hem birinci hem de ikinci ürün olarak üreticilerin tercih ettikleri bir ürün konumundadır. Son 20 yıldaki mevcut durum göz önüne alındığında üretilen mısırın pazarlanmasında karşılaşılan sorunlar nedeniyle üreticiler tarafından çok fazla tercih edilmeyen bir ürün durumundadır. Özellikle mısıra verilen prim desteğinin düşük olması bu durumu ortaya çıkaran en önemli etkendir. Diğer bir ifadeyle ülkemizde mısır üretiminin ihtiyacımızı karşılayacak düzeye gelmesi ancak mısır üretimine verilecek prim desteğinin arttırılmasıyla mümkün olduğu görülmektedir. Eğer bu destek miktarı arttırılırsa mısır ürününü ekmek çiftçiler için gelir arttırıcı bir etki sağlayacağından kendimize yeterli hale geleceğimiz düşünülmektedir. Bu kanaatimizi güçlendiren en büyük öğe 2011 yılında dane mısır ithalatına izin verilmediği halde ülkenin yem ihtiyacının yerel kaynaklardan sağlanabilmiş olmasıdır” görüşüne yer verildi.
Kamuoyu görüşü 27 Şubat’a kadar
Biyogüvenlik Kurulu’nun genetiği değiştirilmiş 9 mısır geni için oluşturduğu Bilimsel Risk Değerlendirme Komiteleri’nin raporları ve Sosyo-Ekonomik Risk Değerlendirme Raporları’na ilişkin olarak kamuoyunun görüşü alınacak. Biyogüvenlik Kurulu’nun internet sitesinde yer alan raporlara ilişkin görüş bildirme süresi 27 Şubat’ta sona eriyor. Site’de kamuoyu görüşünün 6 Şubat ile 27 Şubat arasında alınacağı duyurulurken raporlar bir gün sonra 7 Şubat’ta internet sayfasına konulduğu için daha baştan bir gün geçmiş oldu.
Gıdada kullanılacak GDO’lu soyaya izin isteniyor
Biyogüvenlik Kurulu Prof. Dr. Hakan Yardımcı başkanlığında 10 Ocak 2012’de gerçekleştirdiği toplantıda yeni bir karar aldı. Buna göre, Tüm Gıda Dış Ticaret Derneği’nin 29.11.2011 tarihli 3 soya çeşidinin (MON 40-3-2, A2704-12 ve MON89788) gıda amaçlı kullanımına izin verilmesi yönündeki talebi değerlendirildi. Biyogüvenlik Kurulu, daha önce Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu’nun ve ÜNAK Gıda ve Kimyevi Maddeler San. Tic. Ltd. Şirketi’nin bu kapsamda yaptığı iki başvurusunun kabulü ve bilimsel komite değerlendirmelerinin devam etmesi nedeniyle,
Tüm Gıda Dış Ticaret Derneği’nin söz konusu başvurusunun adı geçen iki firmanın başvurusu ile aynı kapsamda yeni başvuru olarak değerlendirilmesine karar verdi. Bilimsel komitelerin hazırlayacakları değerlendirme raporlarının bu başvuru için de geçerli olmasına karar verildi. 3 soya geni için izin çıkarsa ilk kez gıdada kullanılmak üzere genetiği değiştirilmiş soya ithal edilecek.

Riskli GDO’lu mısır genlerine ilişkin komite kararları:
MIR604 mısır çeşidi ve ürünleri:
Bu çeşit oldukça yeni bir çeşit olup, Syngenta firmasının müracaatı üzerine 2006 yılında Avustralya’da, 2007 yılında Japonya, Kanada ve ABD’de, 2009 yılında AB’de, ilgili yetkili kuruluşlar tarafından gıda ve yem olarak kullanılması onaylanmıştır. Ancak, bu çeşitle ilgili, yem olarak kullanılması halinde ortaya çıkabilecek riskler konusunda yeterli veri bulunamadığı için, komitemiz oyçokluğuyla MIR604 mısır çeşidinin ülkemizde yem amaçlı kullanımının uygun olmayacağı görüş ve kanaatine varmıştır.

MON863xNK603 kodlu mısır çeşidi ve ürünleri:
Yem olarak kullanıldığı sınırlı sayıdaki araştırma sonuçlarında kontrolle (genetiği değiştirilmemiş mısır) karşılaştırıldığında bu ürünü içeren yemlerle beslenen hayvanlarda bazı biyokimyasal parametrelerde değişikliklerin olması komitemizce önemli bir olumsuzluk olarak değerlendirilmiştir.
Ayrıca MON863XNK603 mısır çeşidinin, içerdiği nptII geninin [aph(3’)-IIa] fonksiyonu olan
kanamisin ve neomisin direnci, üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Kanamisin
ve neomisin, insan ve hayvan sağlığı bakımından önemli problemlerin çözümünde kullanılan
antibiyotiklerdir. Söz konusu antibiyotikler, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Hayvan
Sağlığı Organizasyonu (OIE) tarafından insan ve hayvan sağlığı açısından yayınlanan listede
kritik antibiyotikler olarak yer almaktadır. Sonuç olarak, komitemiz var olan bilgiler ışığında MON863XNK603 mısır çeşidinin yem olarak kullanılması halinde insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından risk oluşturabileceği ortak kanaatine varmıştır.

MON863 mısır çeşidi:
MON863 mısır çeşidi ile ilgili kaynaklar dikkate alındığında; hepato-renal toksisite başta olmak üzere, dalak, immün sistem, genito-üriner sistem dahil çoklu organ ve sistem zedelenmesini rapor eden yayınların varlığı, nptII antibiyotik direnç geni taşıması ve bu genin bitkiden bakterilere yatay gen geçişinin mümkün olabileceğine ilişkin yayınların varlığı, dikkate alınarak, MON863 mısır çeşidinin yem olarak kullanılmasının risk taşıyabileceğine oybirliği ile karar verilmiştir.

T25 mısır çeşidi:
Bilimsel Komite, bu konudaki deneysel çalışmaların söz konusu çeşidin hayvan beslemede kullanımı için karar vermek üzere yeterli olmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle T25 mısır çeşidinin ithalinin uygun olmayacağı görüşüne varmıştır.

MON863xMON810 mısır çeşidi :
Ülkemizde 5977 sayılı kanun kapsamında genetiği değiştirilmiş çeşitlerin yetiştirilmesi yasak olmakla birlikte, ithalatı istenen MON863xMON810 mısır çeşidi tanelerinin amaç dışı çevreye dağılması veya olası kaçak ekimler nedeniyle gen kaçışı riski göz önünde bulundurulmalıdır. MON863xMON810 mısır çeşidinin ebeveynlerinden MON863 mısırın taşıdığı neomisin direnç geninin (nptII) ileride yaratabileceği sorunlar ile MON810 nun genetik yapı kararsızlığı ve toksikolojik (hepatorenal toksisite ve bağışıklık sistemini baskılayıcı özellikleri) etkileri konusundaki araştırma sonuçlarını dikkate alan komitemiz, bu konulardaki belirsizlikleri ortadan kaldıracak ilave araştırmalara ihtiyaç olduğu düşüncesiyle, var olan bilgiler ışığında adı geçen ürünün yem olarak kullanımının risk taşıyabileceği kanaatine varmıştır.

MON863xMON810xNK603 kodlu mısır çeşidi ve ürünleri:
Mısır çeşidi ve bu çeşidi oluşturan ebeveynler ile ilgili kaynaklar ve komitemizin önceki raporları dikkate alındığında; özellikle MON863 ve MON810 mısır çeşitlerinin hepato-renal toksisite başta olmak üzere, dalak, immün sistem, genito-üriner sistem dahil çoklu organ ve sistem zedelenmesini rapor eden yayınların varlığı, MON863 mısır çeşidinin nptII antibiyotik direnç geni taşıması ve bu genin bitkiden bakterilere yatay gen geçişinin mümkün olabileceğine ilişkin yayınların varlığı, MON810 mısır çeşidinin genetik kararsızlığı dikkate alınarak, MON863xMON810xNK603 mısır çeşidinin yem olarak kullanılmasının risk taşıyabileceğine oybirliği ile karar verilmiştir.

GDO’ lu mısırda tehlike…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız