Reklam Ver

Pazar günü Tariş Pamuk’un mali genel kurulu yapıldı. Birlik Başkanı Beliğ Azbazdar’ın konuşması, delegelere izletilen 14 dakikalık film ve diğer konuşmalar, sadece Tariş Pamuk’un değil Türkiye’deki tarım satış kooperatifleri birliklerinin ve genel anlamda kooperatiflerin nasıl bir süreçten geçtiğinin özetiydi.Türkiye’nin 1995’ten sonra pamuk üretiminden hızla uzaklaşması ve son yıllarda her yıl ortalama 1 milyon ton pamuk ithal etmesi ve Tariş Pamuk’taki yönetim hataları nedeniyle birlik iflas
noktasına geldi. Böyle bir dönemde 2009 Ağustos’unda yönetimi devralan Beliğ Azbazdar yönetimi bakın neler yaptı: 1- Son yıllarda yıllık zararı 15 milyon liraya ulaşan Tariş İplik ve Dokuma A.Ş.’nin üretimine son verdi. Çalışan 550 işçinin yaklaşık 14.5 milyon lirayı bulan kıdem ve ihbar tazminatlarını ödeyerek işten çıkardı. Fabrika arazisini 73 milyon 250 bin liraya Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ne sattı. Fabrikanın makineleri ve diğer demirbaşları 14.5 milyon liraya satıldı. Fabrikadan çıkan hurdalar 2.15 milyon liraya satıldı. İplik fabrikasının bitişiğindeki iki ayrı parsel 4.2 milyon liraya satıldı.
2-Genel müdürlük binası hissesi( Tariş’in diğer birlikleri ile ortak mülkiyet) 2 milyon 950 bin liraya, Pamuk Depolama İşletmesi arazisi 25 milyon liraya, İzmir Torbalı Yazıbaşı Beldesi’ndeki arazi 1 milyon 100 bin dolara satıldı.
3-Birliğe ait muhtelif yerlerdeki konut, depo, araç ve arsalar 77.5 milyon liraya satıldı.
4- Birlik ve bağlı işletmelerde çalışanların yüzde 60’ı işten çıkarıldı.
5-Bu dönemde yaklaşık 458 milyon lira borç ödendi.
6- Üretici ortaklarına mazot,ilaç,tohum ve gübre başta olmak üzere 17 milyon liralık ayni kredi desteği sağladı.
7- Kredi Garanti Fonu kefaleti ile 2010 ürünü pamuk bedelini ödemek için 89 milyon lira kredi aldı.
8-Üretimi durdurulan Aydın Hamyağ Tesisleri’ni yeniden faaliyete geçirdi.
Bütün bu satışlara, ödenen borçlara rağmen Tariş Pamuk Birliği henüz sıkıntıyı atlatmış değil. Bir kamu bankasına 139 milyon lira borcu var. Bu borcunu kapatmak için İzmir Kahramanlar’da kentin yeni gelişim bölgesinde ve altın değerindeki 83 bin metrekarelik pamuk yağı kombinası arazisini bir inşaat firmasına vererek orada dev bir plaza yapılmasını bekliyor. Bu proje ile kamu bankasına olan borç kapatılacak.
Devlete olan 80 milyon liralık Destekleme Fiyat İstikrar Fonu borcu faiziyle birlikte 200 milyon liraya ulaşmış.
Birliğin 2010-2011 dönemi zararı ise, 51 milyon lira.
Ateşten gömlek giyen birlik yönetimi zamanının çok büyük bölümünü bir emlak ofisi gibi alım satım işleriyle uğraşmak zorunda kaldı. Satılan bu tesisler, bu birikim kolay elde edilmedi. Hepsinde üreticinin alın teri var. Kolay kolay satılacak, elden çıkarılacak değerler değil. Fakat uygulanan tarım politikaları birçok birlik gibi Tariş Pamuk’u da bu hale getirdi. Bu tablonun gerisinde, temelinde Türkiye’nin pamuk üretiminden vazgeçerek, ihtiyacını ithalattan karşılaması gerçeği var.
Tariş Pamuk Birliği Başkanı Beliğ Azbazdar’ın da anlattığı gibi, pamuk üretmek yerine ithal edildiğinde ülkenin milyarlarca doları dışarıya akıtılıyor. Pamuk ithal ederken sadece pamuğun elyafını getiriyorsunuz. Pamuğun çekirdeği orada kalıyor. Bu çekirdekten elde edilen yağ ve küspede orada kalıyor. Türkiye bir yandan da bitkisel yağ ithal ediyor, hayvanlarını beslemek için küspe ithal ediyor. Fatura katlanarak büyüyor. Dolayısıyla bir an önce ithalatçı politikalardan vazgeçilerek pamuğun Türkiye’de üretilmesi sağlanmalı.
Tariş Pamuk Birliği’nin genel kurullarının yapıldığı İzmir Çiğli’deki İplik Fabrikası satılınca, genel kurul ilk kez Ege Üniversitesi Yerleşkesi’ndeki Mötbe Anfisi’nde yapıldı.
Bir başka dikkat çekici gelişme ise; geçmişte Tariş’in genel kurulları hem üreticiler hem de siyasiler için tarım politikalarının tartışıldığı bir arena gibiydi. Hemen her partinin temsilcisi gelir ve tarıma ilişkin görüş ve projelerini anlatırdı. Pazar günkü genel kurulda üretici ortaklardan pek konuşan olmadı. Siyasilerden ise sadece bir milletvekili, bir dönem Tariş’te işçi olarak çalışan CHP İzmir Milletvekili Musa Çam katıldı. Musa Çam, Dünya Bankası’nın Tarım Satış Kooperatifleri’ne yönelik 2000 yılından bu yana yürüttüğü tasfiye programını anlattı. Üreticiden de büyük alkış aldı.
Özetle, Birleşmiş Milletler’in “Dünya Kooperatifçilik Yılı” ilan ettiği 2012’ de; Tariş Pamuk Birliği Genel Kurulu’na da yansıdığı gibi Türkiye’de kooperatifler, birlikler çok zor bir süreçten geçiyor. Bu süreçten zararlı çıkan sadece üreticiler, kooperatif ortakları değil, uygulanan ithalatçı politikalarla ülke kaybediyor. Bu gerçeğin Dünya Kooperatifçilik Yılı’nda görülmesi gerekiyor.
*****
ETBİR’ in açıklaması
Dünya Gazetesi’nde17 Ocak’ta yayınlanan “Et ve sütte güncel gelişmeler” başlıklı yazıda ETBİR Yönetim Kurulu Üyesi M.Emin Arslan’ ı Başkan olarak yazmışım. Birlik Başkanı Vet. Dr. Ahmet Yücesan’dır. Ayrıca ETBİR Genel Sekreteri Ayla Torun gönderdiği kısa bilgi notunda ETBİR’in hiçbir zaman “et ithalatının en ateşli savunucusu” olmadığını, üretimin yetersiz olduğu dönemde piyasayı rahatlatma adına ithalatın geçici çözüm olması gerektiği ve kalıcı çözüm için yurtiçinde ırk ıslahı ile etçi ırkların yaygınlaştırılması için damızlık ve besilik hayvan ithalatı olduğunu her platformda dile getirdiklerini, M. Emin Arslan’ın sektörde yer alan bir firma olarak ithalattan yana tavırlarını kendi firması adına dile getirdiğini bu görüşün ETBİR’in yaklaşımı olmadığını bildirdi. Bu düzeltmeyi bilgilerinize sunarım.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız