Reklam Ver

Çiğ süt fiyatının 2008 yılında 40 kuruşa kadar düşmesi ile yaklaşık 1 milyon süt hayvanı kesime gitti. Bunun faturası iki yıl sonra et fiyatlarının artması ile büyük bir krize dönüştü. İki yıldan beri kasaplık canlı hayvan, besilik dana, karkas et ve kurban bayramında da kurbanlık hayvan ithalatı yapılıyor. İki yılda ithalata ödenen döviz 2 milyar dolara yaklaştı. İthalat sürerken, besilik dana ithalatında Aziz Nesin öykülerini aratmayacak cezalar kesildiği ortaya çıktı. Avustralya’dan ithal edilen besilik danalara bir aylık gemi yolculuğunda 700- 800 gram fazla kilo aldı diye milyonlarca lira ceza kesildi. Danalara fazla kilo cezası neden kesiliyor ve bu cezalar nasıl ödenecek?
Bu sorunun yanıtından önce, ithalatla ilgili kısa bir bilgi verelim.
Türkiye’nin karkas et ve canlı hayvan ithal etmesi, bilinçli ya da bilinçsiz uygulanan yanlış politikaların sonucudur. Sahip olduğu iklim, toprak ve insan gücü ile ithalatçı değil, ihracatçı olması gereken Türkiye, geçmişte de çok miktarda hayvan ve et ithal etti. İthalatın çözüm olmadığı görüldü.
Fakat, geçmişten ders alınmadığı için ithalat tam gaz devam ediyor. Et ve Balık Kurumu’na tanınan sıfır gümrükle ithalat yetkisi 2012 sonuna kadar uzatıldığına göre, 2012’de de ithalat devam edecek.
İthalat yapmak ayıp değil elbette. İhtiyaç varsa yapılır. Fakat ithalat yapılırken de ülkenin çıkarları gözetilir.
Nedir o çıkarlar?
Örneğin karkas et veya kasaplık hayvan yerine besilik hayvan ithal edilmesi ülkenin yararınadır.
Karkas et ithal ettiğinizde, hayvan kesimi ithalatın yapıldığı ülkede olur. Kesimde istihdam edilenler orada çalışır. Hayvanın derisi, sakatatı, ötesi berisi o ülkede kalır. Deri sektörünüz deri bulmakta, restoranlarınız sakatat bulmakta zorlanır.
Kasaplık hayvan ithal ederseniz, hayvanı getirir keser derisini, sakatatlarını alırsınız. Getirisi ete göre daha fazla olur.
Henüz 1 yaşına gelmemiş besilik danayı ithal ederseniz en az birkaç ay içerde beslersiniz. Yem sektörünüz para kazanır. Besici istihdam yaratır. Veteriner hekimler hizmet verir. Hayvanı kestiğinizde derisi, sakatatları ülkede kalır. Ayrıca deri ve sakatat ithal etmenize gerek kalmaz.
Yeterince yerli hayvanınız yoksa, ithalat yapmak zorundaysanız et veya kasaplık hayvan yerine besilik dana ithal etmek ülke için daha yararlı olduğu çok açık.
Besiciler için de işlerini sürdürmek ve yerli hayvan varlığı artıncaya kadar belli bir süre besi danası ithal etmek daha uygun görülüyor.
Fakat, hükümet özellikle de Gümrük ve Ticaret Bakanlığı aynı görüşte değil. Besilik dana ithalatı yapanlara öylesine cezalar kesiliyor ki, besi danası yerine karkas et ve kasaplık hayvan ithalatı adeta teşvik ediliyor.
Türkiye’nin değişik bölgelerinden çok sayıda besici aradı. Anlattıklarına önce inanmak istemedik. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na sorunca anlatılanların doğru olduğu ve çözüm için çalışmaların başladığını öğrendik.
Aziz Nesinlik diyebileceğimiz, ithal besi danalarına fazla kilo cezasının öyküsü özetle şöyle:
Besiciler, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın belirlediği şartlar çerçevesinde besilik dana ithalatı için gerekli evrakları tamamlayarak bakanlığa başvuruyor. Avustralya’dan ithalat yapmak için bakanlığın görevlendirdiği veterinerlerin denetiminde hayvanlar seçiliyor. Gerekli testler yapılıyor. Hayvanların Türkiye’ye getirilmesi için gemiler ayarlanıyor. Gemiye yükleme yapılmadan önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bu ülkede mavi dil hastalığı görüldüğünü bu nedenle mavi dil hastalığı testine de tabi tutulacağını bildiriyor. Bu testin yapılması demek hayvanların yaklaşık 20-25 gün daha Avustralya’da kalması demek. Hayvanlar bu sürede beslenmeye devam edecek ve kilo alacak.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün belirlediği “Besilik Sığır İthalatı İçin Teknik ve Sağlık Şartnamesi’ne göre, ithal edilecek canlı besilik sığırların erkek, kültür ırkı ve bunların melezi olması, hayvanların her biri 12 aylıktan küçük ve ağırlığı 300 kilonun altında olması şartı var.
Bakanlığın istediği test yapıldıktan sonra hayvanlar gemiye yükleniyor ve Türkiye’ye doğru yola çıkarılıyor. Yolculukta yaklaşık bir ay sürüyor. Hayvanlar gemide besiye alınıyor. Yine kilo almaya devam ediyor. Gemi Türkiye’de limana yanaşınca hayvanlar gemiden indiriliyor ve kamyonlara yüklendikten sonra tartıya giriyor. Kamyonda kaç hayvan varsa ortalama kilosu alınıyor. Diyelim ki bir kamyonda 20 hayvan varsa teknik şartnameye göre her bir hayvan 300 kilonun üzerinde olamayacağına göre, en fazla 6 bin kilo(6 ton) olması gerekiyor. 20 hayvanın içinde olduğu kamyon 6 bin 1 kilo gelince şartnameye uyulmadığı gerekçesi ile ithalatçının getirdiği hayvan sayısına bağlı olarak milyonlarca lira ceza kesiliyor. Kilo fazlasına göre, kesilen cezalar, ithal edilen hayvanların değerinin 3-4 katından daha fazla.
Tespit ettiğimize göre yaklaşık 20 firma bu şekilde ceza almış. Bazı şirketlere kesilen ceza 10 milyon liranın üzerinde.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün kestiği ceza ödenmedikçe hayvanlar kesilemiyor.
Yedikleri ceza ile şaşkına dönen besiciler, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne başvurarak mavi dil hastalığı için istenen testin uzun sürmesi nedeniyle hayvanların 20 gün fazladan beklediğini ve beklerken kilo aldığını bu cezaların kesilmesinde kendilerinin sorumlu tutulamayacağını anlatıyor. Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, besicilerin haklı olduğunu, danaların beklerken ve gemiyle taşınırken yolda kilo almasının normal olduğunu, besicilerin bundan sorumlu tutulamayacağını yazı ile Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne bildiriyor. Fakat, bu yazı da işe yaramıyor. Gümrükler Genel Müdürlüğü teknik şartnameye göre danaların 300 kilodan fazla olamayacağını cezaların ödenmesini istiyor.
Günlerdir Ankara’da derdini anlatmaya çalışan besiciler, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ile birkaç kez görüşüyorlar. Hayati Yazıcı da besicilere haklı olduklarını, sorunun Bakanlar Kurulu’nda çözülebileceğini anlatır. O günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ameliyat olunca bakanlar kurulunun toplanması zaman alır. Bakanlar Kurulu’nda konunun konuşulup konuşulmadığı bilinmiyor. Fakat, cezaların haksız yere kesildiğini düşünen Gümrük ve Ticaret Bakanlığı besicileri Ankara’ya uzlaşmak için çağırarak cezanın en azından yüzde 10’nun ödenmesini ve böylece konunun kapatılmasını ister. Yüzde 10 ceza bile besiciler için çok büyük para. Bu nedenle bazıları bir an önce bu işten kurtulmak için uzlaşmayı kabul eder. Bazı besiciler ise bunu onur meselesi yapar. Sorumlu olmadığımız bir cezayı neden ödeyelim diyerek uzlaşmayı kabul etmez. Bu besiciler şimdi mahkemeye gidecekler.
Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ise, sorunun bundan sonra yaşanmaması için besi sığırı ithalatında kilo sınırını 300 kilodan daha yukarıya çekmek için çalışma yapıyor.
Besiciler haklı olarak öfkeli. İyi niyetlerinin kurbanı olduklarını düşünen besiciler, “Hayvanlardan ikisi kabız olsa bile bir iki kilo fazla gelir. Gemide gelirken üzerindeki pislikleri toplasanız her birinde bir iki kilo çamur, pislik çıkar. Böylesine bir ortamda bize kesilen cezaların bir kuruşunda bile bizim sorumluluğumuz yok. Biz ülkemizi düşünerek besilik dana ithal etmek istedik. Fakat cezalandırıldık. Bilseydik kasaplık hayvan veya et getirirdik” diyorlar.
Sadece üretenlerin değil, ithalatta da ülkenin yararını düşünenlerin cezalandırılması, uygulanan hayvancılık politikasının çok bilinçli bir biçimde uygulandığını gösteriyor.
Ne dersiniz?

Danalara fazla kilo cezası…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız