Reklam Ver

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2012 bütçe tasarısının Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmesine ilişkin bilgileri paylaşmayı sürdürüyoruz. Önceki yazıda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in komisyondaki konuşmasının geniş bir özetini aktardık. Bu yazıda ise muhalefetin görüşünü satır başlarıyla okuyacaksınız.
Muhalefet adına çok sayıda milletvekili görüşlerini açıkladı. Cumhuriyet Halk Partisi(CHP)’nden Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın, Rahmi Aşkın Türeli, Musa Çam, Mevlüt Aslanoğlu, Aydın Ayaydın, Bülent Kuşoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi(MHP)’den Erkan Akçay, Mehmet Günal, Mustafa Kalaycı, Barış ve Demokrasi Partisi’nden Adil Kurt’un konuşmalarından derlediğimiz muhalefet görüşü özetle şöyle:
   1- AKP İktidarının son dokuz yıllık döneminde tarımın millî gelire katkısı düştü. Tarımsal ithalat tarımsal ihracatı aştı. Ekilen, biçilen tarımsal alanlar azaldı. Tarım toprakları terk edilmeye başlandı ve işsizliği absorbe edebilen bir sektör olan tarımdan kaçış gittikçe hızlandı. Köyler boşaldı. Çiftçinin, köylünün geliri her geçen yıl azaldı ve borç batağına sürüklendi.2002 yılında tarımda istihdam 7 milyon 450 kişi iken, 2010 yılında 5 milyon 680 bin kişiye, toplam işlenen tarımsal alan bakımından da 26 milyon 579 bin hektardan 2010 yılında 24 milyon 435 bin hektara düştü.  Yine 2002 yılında çiftçinin toplam 530 milyon lira kredi borcu varken, bu tutar 2011 yılında 20 milyar lirayı geçti.
   2-AKP döneminde gayrisafi millî hasılanın sabit rakamlarla büyümesi yüzde 5,5 iken, tarım sektörünün büyümesi yüzde 1,3olmuştur. Bu cumhuriyet tarihinin en düşük büyüme ortalamasıdır.
   3-Tarımsal üretimde söylendiği gibi rekor artışlar olmamıştır. Mısır, ayçiçeği ve çeltik dışında anlamlı büyüme artışına konu olan bir tek ürün yoktur. Buğday, arpa, bakliyat ürünlerinin tamamında, tütünde ve daha bir çok üründe AKP’nin 10 yıla yaklaşan iktidar döneminde üretim gerilemiştir.
   4-AKP İktidarında 2006 yılında yasalaşan 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinde tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu Kanun sonrası bütçeden tarıma ayrılan desteklere baktığımızda, 2007 yılında 5,5 milyar TL, 2008’de 5,8 milyar TL, 2009’da 4,5 milyar TL, 2010’da 5,8 milyar TL, 2011 yılında 6 milyar TL ve 2012 yılı öngörüsü ise 7,3 milyar TL olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tutarları millî gelirle kıyasladığımızda tarımsal desteklemelere verilen finansmanın millî gelirin yüzde 1’ine ulaşmadığını görmekteyiz. Yıldan yıla eriyen destekler 2011 yılında binde 49’a kadar düşmüştür. Görülüyor ki Türkiye gibi nüfusunun yüzde 25’i tarım sektöründe istihdam edilen bir ülke için Tarım Kanunu’nda öngörülen bu yüzde 1’lik oranın yeterli olup olmadığı tartışmaya açık iken Hükümet Kanun’da yer alan bu yüzde 1’lik orana dahi uymamaktadır. Böyle bir anlayışla tarım sektöründe başarı nasıl sağlanabilir?
   5- Hayvan varlığında özellikle küçük baş hayvanda çok büyük gerileme var. Bu nedenle canlı hayvan ve et ithal ediliyor. Cumhuriyet tarihinde ilk kez kurbanlık ithal edildi. Yerli besici hayvanını satamazken hayvan ithal ediliyor. Et ve Balık Kurumu ithal hayvana verdiği fiyattan daha düşük fiyatla yerli besiciden hayvan alımı yapıyor. Yem maliyetleri son 9 yılda o kadar arttı ki, bu yüksek maliyetlerle hayvancılık nasıl gelişecek?
   6- Mazotun gerçek fiyatı 1 lira 46 kuruş iken bunun üstüne 1 lira 87 kuruş vergi konuluyor. Mazotun vergisi fiyattan daha yüksek. Buna 38 kuruş da kâr marjı eklenince çiftçiye mazotun litresi 3 lira 72 kuruştan satılıyor. Dünyada mazotun gerçek fiyatından daha fazla vergi uygulayan başka ülke var mı? Elmasa, pırlantaya, yakuta bu kadar vergi uygulanmıyor. Fransa çiftçisi mazotu Türk çiftçisine göre yüzde 40 daha ucuza alıyor. Gübrede fiyatlar neredeyse 4 ila 6 kat arasında bir artış gösteriyor.  Yine, etlik piliç yemi, yumurta, tavuk yemi, süt yemi, besi yeminde de fiyatlarda 2,5 ila 4 kat arasında bir artış söz konusu. 
   7-Tarımsal dış ticarete bakıldığında 2001 yılında tarımsal ihracat – ithalat dengesi 596 milyon dolar, 2002 yılında 102 milyon dolar fazla verirken ihracat lehine, 2010 yılında tarımsal ihracat 5 milyar 91 milyon dolarken ithalat 6 milyar 490 milyon dolardır, yani 2010 yılında tarımsal denge 1 milyar 400 milyon dolar açık vermiştir.
   8-Türkiye’de tarımın problemleri uzun zamandan beri devam eden problemler. Küçük,  parçalı bir üretim yapısı, işletme yapısı var. Eğitim ve örgütlenme düzeyi düşük. Tarım sanayi entegrasyonu zayıf. Bilgi ve teknoloji kullanımı ve ARGE kapasitesi yetersiz. Verimlilik düşük. Sermaye ve finansal kaynak yetersizliği. Bunların hepsi aslında Türkiye tarımını belirleyen özellikler.  Tabii, 2000’li yıllarda özellikle tarımsal destekleme politikalarında ve sisteminde yapılan değişikliklerle tarım sektöründeki sorunların çözülmediğini, tersine ağırlaştırdı.
   9-TÜİK rakamlarına göre 2009 yılında Türkiye’de yoksulluk oranı yüzde 18 olarak açıklandı. Kentte yüzde 8,9, kırda yüzde 38,7 oranında yoksulluk var. Yani kırda müthiş bir yoksulluk yaşanıyor. Daha vahimi 2009’da “gıda yoksulluğu” dediğimiz açlık sınırı kapsamındaki nüfus kırsal alanda 310 bin kişi.
Yukarıda okuduklarınız elbette yaklaşık 80 sayfalık konuşma dökümlerinin çok kısa özeti. Bütçe görüşmelerinin tamamını www.tarimdunyasi.net te okuyabilirsiniz.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız