Reklam Ver

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Derneği İktisadi İşletmesi, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği ve Yumurta Üreticileri Merkez Birliği’nin başvurusu üzerine genetiği değiştirilmiş 10 mısır çeşidinin daha ithalatına izin verilmesi bekleniyor. Biyogüvenlik Kurulu daha önce genetiği değiştirilmiş 3 soya çeşidine ithalat izni vermiş, 3 mısır çeşidi için ise kamuoyu görüşü almıştı. Risk raporları kamuoyu görüşüne açılan 10 mısır çeşidi ile birlikte toplamda genetiği değiştirilmiş 3 soya ve 13 mısır çeşidine ithalat izni verilmiş olacak.

Risk raporları kamuoyu görüşüne açıldı
Biyogüvenlik Kurulu, genetiği değiştirilmiş 10 mısır çeşidi için hazırlanan Bilimsel Risk Değerlendirme Komitesi raporlarını ve Sosyo Ekonomik Değerlendirme Komitesi raporlarını kamuoyunun görüşüne açtı. Yasa gereği, yurttaşlar, sivil toplum örgütleri görüşlerini 21 gün içinde bildirebilecekler.

Tek tip kararlar
Biyogüvenlik Kurulu’nun bugüne kadar kamuoyu görüşüne açtığı 13 mısır çeşidine ilişkin raporların ve kararların tek tip olması dikkat çekiyor. Resmi Gazete’nin 13 Ağustos 2010 tarihli sayısında yayınlanan “Biyogüvenlik Kurulu ve Komitelerin Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik” her başvuru için 11 kişiden oluşan ayrı bir komitenin oluşturulmasını öngörüyor. Yönetmeliğin genel hükümler başlıklı 4. maddesinin 3. fıkrasında; “Kurul, yapılan her bir başvuru için ayrı bir komite oluşturur ve bu komiteler her bir değerlendirmeyi ayrı yapar.”hükmüne rağmen, bugüne kadar kamuoyu görüşüne sunulan 13 mısır çeşidi için tek tip rapor hazırlandı. Komiteler 11 üyeden oluşturulması gerekirken tüm kararların 1’e karşı 8 oyla alınması bir başka dikkat çekici gelişme.

Ali Ekber Yıldırım
İZMİR- Genetiği değiştirilmiş(GDO) 10 mısır çeşidine daha ithalat izni çıkıyor. Biyogüvenlik Kurulu, 10 mısır çeşidi için hazırlanan bilimsel risk değerlendirme ve sosyo ekonomik değerlendirme risk raporlarını kamuoyunun görüşüne açtı.
Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Derneği İktisadi İşletmesi, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği ve Yumurta Üreticileri Merkez Birliği’nin başvurusu üzerine genetiği değiştirilmiş (DAS1507xNK603),(NK603), (NK603 x MON810), (GA21), (MON89034), (MON89034xNK603), (Bt11xGA21 ), (59122x1507xNK603), (DAS1507x59122) ve (MON 88017x MON 810) mısır çeşitlerine de izin çıkması ve ithalatın başlaması bekleniyor. Genetiği değiştirilmiş10 mısır çeşidi için bilimsel risk değerlendirme ve sosyo ekonomik risk değerlendirme komitelerine rapor hazırlatan Biyogüvenlik Kurulu, bu raporlara ilişkin kamuoyu görüşünü aldıktan sonra nihai kararı Resmi Gazete’de yayınlayarak ithalat izni vermesi bekleniyor. Böylece daha önce ithalatına izin verilen genetiği değiştirilmiş 3 soya çeşidi, kamuoyu görüşü alınan 3 mısır çeşidi olmak üzere toplamda 16 çeşit GDO’ lu ürüne ithalat izni çıkmış olacak.
Kararlar tek tip
Biyogüvenlik Kurulu’nun bugüne kadar kamuoyu görüşüne açtığı 13 mısır çeşidine ilişkin raporların ve bu raporlar doğrultusunda verilen kararların tek tip olması dikkat çekiyor. Daha önce kamuoyu görüşüne sunulan genetiği değiştirilmiş 3 mısır çeşidi ve 21 Eylül itibariyle kamuoyu görüşüne açılan 10 mısır çeşidi ile ilgili Sosyo Ekonomik Komite raporlarının tamamı aynı. Tek kalemden çıkmış raporlar, genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili yasal mevzuata uyulmadığı kuşkularını doğuruyor. Her gen için ayrı ayrı rapor hazırlanmasına rağmen rapor içeriği mısır geninin adı hariç kalıp olarak aynı. Rapor ve kararlardaki tek tip uygulama tüm genlerle ilgili aynı komitenin karar aldığı izlenimi veriyor. Oysa, Biyogüvenlik Kanunu, uygulama yönetmeliği ve Resmi Gazete’nin 13 Ağustos 2010 tarihli sayısında yayınlanan “Biyogüvenlik Kurulu ve Komitelerin Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik” her başvuru için 11 kişiden oluşan ayrı bir komitenin oluşturulmasını öngörüyor. Yönetmeliğin genel hükümler başlıklı 4. maddesinin 3. fıkrasında şöyle deniliyor:“Kurul, yapılan her bir başvuru için ayrı bir komite oluşturur ve bu komiteler her bir değerlendirmeyi ayrı yapar.” Bu hükme rağmen, bugüne kadar kamuoyu görüşüne sunulan 13 mısır çeşidi için tek tip rapor hazırlandı. Komiteler 11 üyeden oluşturulması gerekirken tüm kararların 1’e karşı 8 oyla alınması bir başka dikkat çekici gelişme oldu.
Risk raporları kamuoyu görüşüne açıldı
Biyogüvenlik Kurulu, 21 Eylül itibariyle genetiği değiştirilmiş 10 mısır çeşidi için hazırlanan Bilimsel Risk Değerlendirme Komitesi raporlarını ve Sosyo Ekonomik Değerlendirme Komitesi raporlarını internet sayfasında kamuoyunun görüşüne açtı. Yasa gereği, yurttaşlar, sivil toplum örgütleri görüşlerini 21 gün içinde 12 Ekim 2011 tarihine kadar raporların altında bulunan formlara yazarak bildirebilecekler. Biyogüvenlik Kurulu, internet sitesi dışında yapılacak hiçbir değerlendirme ve görüşü dikkate almayacağını açıkladı. Daha önce 3 mısır çeşidi için kamuoyu görüşü alınırken Biyogüvenlik Kurulu’nun internet sitesinde yaşanan sorunlar nedeniyle bazı sivil toplum örgütleri görüşlerini kurul üyelerinin e-posta adreslerine göndermişti. Biyogüvenlik Kurulu bu görüşleri değerlendirmeye alamayacaklarını bildirmişti.
Yem sanayicilerinden kurulu etkileme çağrısı
Türkiye Yem Sanayicileri Birliği internet sayfasından üyelerini ithalatını istedikleri GDO’lu mısırlarla ilgili görüş bildirerek Biyogüvenlik Kurulu’nun görüşünü etkilemeye çağırdı. Yem Sanayicileri Birliği üyelerine yönelik duyuruda şu görüşlere yer verdi: “Biyogüvenlik Kurulu tarafından daha önce kamuoyunun görüşüne açılan genetiği değiştirilmiş 3 mısır çeşidine ait Bilimsel Risk Değerlendirme ve Bilimsel Sosyo-Ekonomik Değerlendirme Raporları’nın ardından 10 mısır çeşidine daha ait Bilimsel Risk Değerlendirme ve Bilimsel Sosyo-Ekonomik Değerlendirme  Raporlarını kamuoyunun görüşüne açmıştır. Gerek yem sanayi temsilcisi ve gerekse vatandaş olarak raporlar hakkında görüş bildirmeniz, Biyogüvenlik Kurulunu; sektörümüzün pratikteki uygulamalardaki aksaklıkları giderici yönde bilgilendirerek, yönlendirmek açısından, son kararlarına önemli etki yapacaktır. Bu nedenle konu üzerinde hassasiyetle durulması gerekmektedir. Anılan raporlara aşağıda verilen linkten ulaşılarak, görüşlerinizin en geç 10 Ekim 2011’e kadar Raporların alt kısmında verilen “Kamuoyu Görüş Bildirme Formu” formatında Biyogüvenlik Kuruluna iletilmesini, doldurulan ve gönderilen formun bir kopyasının e-mail ortamında Birliğimize de (info@yem.org.tr) iletilmesini önemle rica ederiz.”
Komite kararları:”GDO tehlikeli ama yinede ithal edilsin”
Sosyo Ekonomik Risk Değerlendirme Komite kararlarında genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgi tehlikeye dikkat çekilmesine ve bir dizi önlem alınması gerektiği ifade edilmesine rağmen bu ürünlerin ithal edilmesine izin verilmesi kabul ediliyor.
Genetiği değiştirilmiş 10 mısır çeşidi için 8’e karşı 1 oy ile; oyçokluğu ile verilen kararlarda, ithal izni verilecek genetiği değiştirilmiş mısır çeşitlerinin Türkiye’de üretimi olmadığı bu nedenle yerli ürüne bulaşmaması için yıl içinde örnekler alınarak analizler yapılması ve bulaşık olması durumunda ürünlerin toplatılarak imha edilmesi ve üretim yapılan alanın karantinaya alınması isteniyor. Komite kararlarında genetiği değiştirilmiş mısır piyasaya sunulurken,ürünün etiketi üzerinde aktarılan gen ve ifade edilen transgenik proteinin ne olduğu açıkça belirtilmesi gerektiği,ambalajlı ürünlerde etiket büyüklüğünün yem ürünlerinde toplam ambalaj alanının yüzde 5’ine karşılık gelecek şekilde hazırlanması, dökme ürünler ve genetiği değiştirilmiş mısırla beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin etiketlerinde de GDO içeren yemle beslendiğini belirten ibare bulunması gerektiği vurgulanıyor.
“İzinsiz ürünler yakılsın”
Taşıma ve nakil işlemlerine dayanıklı olduğu kabul edilen ve ürünün her türlü taşıma ve nakli sırasında çevreye dağılımını engelleyebilecek mukavemete sahip ambalaj malzemesinin/materyalin seçilmesi istenen raporlarda, tespit edilen izinsiz GDO ürünlerinin kontrollü koşullarda yakılarak imha edilmesi gerektiği ifade ediliyor. Raporlarda, genetiği değiştirilmiş mısır tohumu ve ürünlerinin ülkeye girdikten sonra yanlış veya amaç dışı kullanımlarının denetlemeler sırasında tespit edilmesi durumunda Biyogüvenlik Yasası kapsamındaki yaptırımlar uygulanmasını, ayrıca bu durumdaki ürünlerin toplattırılarak imha edilmesini, bu ürünler Türkiye’de piyasaya sürüldükten sonra Bakanlık denetimde piyasa izlenmesi yapılması, herhangi bir gen kaçağının olup olmadığı takip ve varsa tespit edilmesi, herhangi bir riskin ortaya çıkması durumunda ilgili bakanlıklarla işbirliği kapsamında “acil durum” tedbirleri uygulanması zorunlu kılınıyor.
Mısır üretimi desteklensin
Sosyo Ekonomik Risk Değerlendirme Komite kararlarında,ithalatçı firmalar tarafından ithal edilen genetiği değiştirilmiş mısırın tohum ve ürünlerinin yem olarak ne kadar ve nasıl kullanıldığına dair bilgilerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına aylık rapor olarak sunulması ve bakanlığın da bu durumu yerinde denetlemesi gerektiği, tüketicinin geleneksel ürünler ile genetiği değiştirilmiş ürünler arasında serbestçe seçimler yapabilmesini garanti altına almak amacıyla geleneksel ürünlerin üretilmesinin özendirilmesi yönünde bir devlet politikası olarak teşvik edici önlemler alınması, mısır ithalatında halen uygulanmakta olan yüzde 130 oranında gümrük vergisi uygulamasına taviz verilmeden devam edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Komite kararlarında, genetiği değiştirilmiş mısır ithalatında miktar ve zamanının yurtiçi üretimi tehdit etmeyecek şekilde izin verilmesi gerektiği görüşüne yer veriliyor.
GDO karşıtlarından sert tepki
GDO’ya Hayır Platformu, komite raporlarında “GDO’lu ürünler kötüdür, ama ithal edilebilir” bir yaklaşım olduğunu bunun insan ve çevre sağlığı açısından çok tehlikeli bir durum olduğunu açıkladı. Çok sayıda sivil toplum örgütünün oluşturduğu GDO’ya Hayır Platformu’nun GDO’lu mısır çeşitleri ile ilgili hazırlanan raporlara yönelik değerlendirmesi özetle şöyle:” Biyogüvenlik Kurulu, hayvancılık sektörünün yem amaçlı kullanılmak üzere ithal etmek istediği genetiği değiştirilmiş mısır çeşitleri hakkında Risk ve Sosyo-Ekonomik Değerlendirme Komitelerine hazırlattığı bilimsel raporları, Türkiye Biyogüvenlik Bilgi Değişim Mekanizması web sayfasında yayınlayarak, kamuoyunun görüşüne sunmuştur.GDO`ya Hayır Platformu, yayınlanan raporlardaki bazı önemli noktaları kamuoyu ile paylaşmayı bir zorunluluk olarak görmüştür.Bilimsel komitelerce hazırlanan raporlarda “Genetiği değiştirilmiş mısırlarla ilgili risk analizi ve değerlendirmelerin, ithalatçı firmalarca dosyada sunulan belgeler, risk değerlendirmesi yapan kuruluşların (EFSA, WHO, FAO, FDA) raporları ve bilimsel araştırmaların sonuçları göz önünde bulundurularak yapıldığı” belirtilmektedir. Genetiği değiştirilmiş tohumlar, doğal yolla gerçekleşmeyecek şekilde, laboratuar ortamında ileri teknoloji kullanılarak bir mikroorganizma geninin aktarılmasıyla elde edilmekte, bu nedenle teknoloji ürünü kabul edilmekte, patenti şirkete ait olmakta ve fikri mülkiyet hakkı çerçevesinde lisans anlaşması ile kullanıcılara sunulmaktadır. Lisans anlaşmasıyla şirketler, genetiği değiştirilmiş tohumlarının bağımsız araştırmalarda kullanılmasını engellemekte, yapılan çalışmaları kendileri yönetmekte, ancak sonuçlar olumlu olmazsa yayımlanmasına izin vermemektedirler. Dolayısıyla EFSA, WHO, FAO ve FDA`nın bilimsel değerlendirmeleri, bu tohumları üreten şirketlerinin hazırladığı ya da hazırlattıkları raporlara dayanmaktadır. Bilimsel risk değerlendirmesi yapan bu kurumlar bağımsız kurumlar olarak nitelendirilseler de siyasilerden bağımsız, ancak genetiği değiştirilmiş tohum üreten şirketlerle son derece iç içe olan kurumlardır.”
GDO’ lu ithalat olursa üretim de olurYem amaçlı ithal edilecek mısır çeşitlerinin üretim amaçlı kullanılmaması için önlem alınmasını isteyen Bilimsel Komite’nin raporlarını eleştiren GDO’ya Hayır Platformu,: “ Genetiği değiştirilmiş mısır çeşidi her ne kadar yem amaçlı kullanılmak üzere ithal edilmek istense de Bilimsel Komite bunların “yasa dışı ekimine müsaade etmeyecek tedbirlerin alınmasını ve çok sıkı bir denetim altında bulundurulmasını” istemektedir. Bu mısırların sınırlarımızdan içeri girdikten sonra tarımsal üretimde kullanılmasını yüzde 100 önlemek asla mümkün olamayacaktır. Hayvancılığımızın, artan nüfusumuza paralel olarak gelişmesinin yem tüketimi üzerinde baskı yaratacağı açıktır. Bu durumda öncelikle, genetiği değiştirilmiş mısır ithalatının değil, bedava yem kaynağı meralarımızın ön plana çıkarılması daha akıllıca olacaktır. Tedbir almak yerine ithalata yönelinmesi, 6.9.2011 tarihli Başbakanın imzasıyla yayımlanan “Yerli Ürün Kullanılması” genelgesi ile de ters düşen bir durumdur. Ülkemizin GDO`lara değil, kendine yeterliliği hedefleyen bilinçli tarım politikasına ihtiyacı vardır.” görüşüne yer verildi.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız