Reklam Ver

Açlıktan ölümlerin yaşandığı Somali’nin dramı yürekleri dağlıyor. Türkiye’nin de yardım için seferber olduğu Somali, bir zamanlar dünyanın en önemli tarım ve hayvancılık ülkesiydi. Kendi ihtiyacını karşıladığı gibi önemli bir ihracatçıydı. Uluslararası Para Fonu’nun dayattığı politikalar ve ülkede yaşanan terör Somali’de tarım ve hayvancılığı bitirdi. Somali’de sadece bebekler, insanlar değil, hayvanlar da açlıktan, susuzluktan ölüyor.Somali’den özellikle tarım ve hayvancılık konusunda alınacak çok ders var. Türkiye de özellikle hayvancılıkta kendi kendine yeten ülkeydi. Canlı hayvan ihraç eden, Ortadoğu’nun et ve canlı hayvan tedarikçisiydi. Uygulanan yanlış politikalar sonucunda bugün kendi ihtiyacını karşılayamadığı için et ve canlı hayvan ithalatçısı oldu. Türkiye’nin hayvancılıkta dışa bağımlı hale gelmesinde, mera alanlarının korunamaması, girdi maliyetlerinin yüksekliği, Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan terörün ve Uluslararası Para Fonu ile Dünya Bankası’nın dayattığı tarım politikalarının büyük rolü var.
Hükümet, bir kez daha bu yanlış politikanın ısrarla sürdürüleceğinin sinyalini verdi.17 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile tarım toprakları ve mera alanları bir kez daha ranta açıldı.
Hatırlayacaksınız, Hükümet, 12 Haziran seçiminden kısa bir süre önce 8 Haziran 2011’de Kanun Hükmünde Kararnamelerle bakanlıklarda ciddi değişiklikler yaptı. Bazı bakanlıkların adı değişti. Bazılarının kapsamı genişletildi. Devlet bakanlıkları kapatıldı.
En dikkat çekici değişiklik, Çevre ve Orman Bakanlığında oldu. 8 Haziran tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname ile Çevre ve Orman Bakanlığı’nın adı “Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı” olarak değiştirildi. Sonra, Kanun Hükmünde Kararname’de değişiklik yapılarak ormancılık ayrıldı. “Orman ve Su İşleri Bakanlığı” kuruldu.
Dünkü Resmi Gazete’de yayınlanan yeni bir değişiklikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kuruluşuna ilişkin Kanun Hükmünde Kararname’de çok önemli değişiklikler yapıldı. Değişikliklerin içerisine deyim yerindeyse “canlı bomba” niteliğinde yasal düzenlemeler yerleştirildi. Bu değişikliklerle mera alanları, köy yerleşimleri, tarım toprakları cömertçe ranta açılıyor.
Yapılan değişikliklerden birkaç örnek verirsek canlı bombaların ne anlama geldiği daha iyi anlaşılacaktır.
Kanun Hükmünde Kararname ile 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 27. maddesi değiştirilerek “Köylerde yapılacak yapılar ve uyulacak esaslar” başlığı altında: “ Köy yerleşik alan sınırı içerisinde, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri uygulanmaz.
Köy yerleşik alan sınırlarının parselleri bölmesi durumunda yerleşik alan sınırı 5403 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmaksızın ifraz hattı olarak kabul edilir.”
Bu değişikliğin anlamı şu; köy yerleşim alanlarında her türlü yapı, tesis, işletme tarım arazisinin niteliği dikkate alınmadan serbestçe yapılabilir. Bu uygulama ile özellikle kıyı şeridindeki köy yerleşim alanları tamamen ranta açılacak. Birinci sınıf tarım arazilerine turistik tesisler, villalar, sanayi tesisleri yapılacak.
Ayrıca köy yerleşim planlarının değiştirilmesi de kolaylaştırılıyor. Kararnamede, “İhtiyaç duyulması halinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir.” deniliyor.
Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nın her fırsatta övündüğü Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu bu değişiklikle köylerde uygulanamaz hale geliyor. Bu yasa köylerde uygulanmayacak sadece şehirlerde mi uygulanacak? Şehir sınırlarında korunacak toprak kaldı mı?
Bu madde değişikliği yapılırken Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın görüşü alındı mı bilmiyoruz. Fakat kararnamenin altında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in de imzası var. Sayın Eker, bu imzanın gerekçesini kamuoyuna mutlaka açıklayacaktır.
Bir diğer “canlı bomba” ise mera alanlarına ilişkin.Söz konusu kararname ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na ek madde eklendi. Maddenin önemli bölümleri şöyle: “Mera, yaylak ve kışlakların geleneksel kullanım amacıyla geçici yerleşme yeri olarak uygun görülen kısımları valilikçe bu amaçla kurulacak bir komisyon tarafından tespit edilir. Bu yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek tapuda Hazine adına tescilleri yapılır. Bu taşınmazlar, bu madde kapsamında kullanılmak ve değerlendirilmek üzere, belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalanlar ilgili belediyelerine, diğer alanlarda kalanlar ise il özel idarelerine veya özel kanunlarla belirlenen ilgili idarelere tahsis edilir.
Mera, yaylak ve kışlakların 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca ilan edilen turizm merkezleri ile kültür ve turizm gelişim bölgeleri kapsamında kalan kısımları, ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek tapuda Hazine adına tescil edilir ve bu yerler, 2634 sayılı Kanun çerçevesinde kullanılmak ve değerlendirilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilir.”
Çok açık bir biçimde mera alanlarının kullanımı, bu konudaki yetkili komisyonlar devre dışı bırakılarak il özel idarelerine, belediyelere ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsisi öngörülüyor.
Yapılan değişikliklerle, tarım toprakları ve hayvancılığın vazgeçilmez beslenme kaynağı meralar amaç dışı kullanıma, ranta açılıyor. Bu talan önlenemezse Türkiye’nin sonu yardım için seferber olduğumuz Somali gibi olur. Bizden uyarması.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız