Reklam Ver

Seçim sonuçlarının yankısı sürüyor. Bir süre daha tarıma ilişkin konuların gündeme gelmesi çok zor. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanacak. Meclis Başkanı seçilecek. Yeni hükümet kurulacak. Sonra meclis tatile girecek. Tatil dönüşü ana gündem maddesi anayasa olacak. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı da dahil bir çok bakanlığın adı değişecek. Yeni bir yönetim biçimi uygulanacak. Her bakanlığa meclis dışından bir bakan yardımcısı atanacak. Günlerce bunlar konuşulup tartışılacak. Dolayısıyla üreticinin, sanayicinin, tüccarın ve geniş halk kitlelerinin günlük yaşamdaki sorunlarının yakın zamanda gündeme gelmesi zor.
Yaşam tüm gerçekliği ile sürüyor.
Bir yanda da ciddi çevre felaketleri yaşanıyor. Deprem, sel ve daha bir çok nedenden dolayı insanlar ve diğer canlılar yok oluyor. Doğal yaşam tehlikede.
Seçimden önce yaşanan sorunlar her gün artarak devam ediyor.
Son birkaç günde yaşananlar bile ürkütücü.
Yaz günü başkent Ankara’yı sel bastı. Yaşam felç oldu. Ölüm olmadı diye sevinsek de, ülkenin başkenti birkaç saatte yaşanmaz hale geldi.
Benzer manzaralar bir iki gün arayla İstanbul ve birçok kentte daha yaşandı. Öyle görünüyor ki, bundan sonra daha da sık yaşanacak.
Çünkü,seçim dönemindeki vaatler, çılgın projeler yaşama geçirilirse doğa ve çevre felaketlerini bırakın önlenmesi daha da körüklenecek.
Her yeni proje, her yeni politika doğanın yok edilmesi üzerine inşa ediliyor. Her çılgın proje yeni çevre felaketini de beraberinde getiriyor. Kentleri rant merkezine dönüştürürken, dünyamızı da yaşanmaz kılıyor.
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın adı Çevre,Orman ve Şehircilik Bakanlığı olarak değiştirildi. Orman ve çevrenin şehirciliğe, ranta kurban edilmemesini diliyoruz.
Fakat, mevcut iktidarın bu konudaki politikası, yaklaşımı biliniyor. İnsan ve çevre konusundaki duyarsızlık alabildiğine sürüyor.
Kütahya Simav’da yaşanan depremin üzerinden tam bir ay geçti. Orada 25 bin insan hala çadırlarda ve çok zor koşullarda yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Ne yazık ki, Suriye’den gelen mültecilere gösterilen duyarlılık Simav’dakilere gösterilmiyor.
Kütahya’nın bir başka ilçesi Tavşanlı’daki Eti Gümüş Madeni’ndeki siyanür havuzu göz göre göre ölüm havuzuna dönüştü. Havuzdaki siyanür içme suyuna karışınca köylüler bir bir hastaneye kaldırılıyor.
Karadeniz, hidroelektrik santralleri ile kuşatılıyor. Karadeniz’in doğasına, güzelliğine, yaşam mücadelesine sahip çıkan emekli öğretmen Metin Lokumcu, Hopa’da yaşamını yitirdi.
Türkiye, son 50 yılda sulak alanlarının yüzde 40’ını kaybetti.
Dağlar, maden şirketlerinin köstebek yuvasına döndü. Son 10 yılda verilen 40 binden fazla maden ruhsatı var.
Akarsular, vadiler, ovalar adeta yağmalanıyor.
Derelere kelepçeler takılıyor. Her dereye bir santral kuruluyor.
Türkiye’nin ovaları, meraları, tarım toprakları yok oluyor.
Çok sık yinelediğimiz gibi, dünyada 1 milyar aç insan varken, her yıl 1.5 milyon insan kirli sudan yaşamını yitirirken, her 13 dakikada bir canlı türü yok olurken ve 3 milyar insan temiz suya ulaşamazken aç kalmamak, susuz kalmamak, dünyadaki tüm canlıların yaşam hakkının korunması için tüketen değil, üreten, çevreyi ve doğayı koruyan bir anlayışın egemen olması için mücadele etmek gerekiyor. Bu gelecek kuşaklara karşı en büyük sorumluluk ve görevdir.
Bu duygularla, 16 Haziran’da yaşama “merhaba” diyen kızımıza Doğa adını verdik. Mutluluğumuzu paylaşan dostlara sonsuz teşekkürler. Doğa’ların, Ekin’lerin, Su’ların, Deniz’lerin, Toprak’ların ve tüm canlıların, doğal yaşamın geleceği için dünyaya ve yaşama sahip çıkalım.

Doğa…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

1 Yorum

  1. HOŞ GELDİN DOĞA BEBEK

    Daha dün hayaldeyken,
    Kucağa düştün DOĞA.
    Yıldırım ailesi,
    Sevinsin doya doya.

    Hoşgeldin DOĞA bebek,
    Tez büyü yürü bebek.
    Doğa elden gidiyor,
    Bari sen koru bebek.

    Dert-tasa yumağında,
    Goncalar yanağında.
    Yaşanmaz oldu doğa,
    Onu sen kurtar bebek.

    Gelecek senin bebek,
    Sen geleceksin bebek.
    Doğada börtü-böcek,
    Hoşgeldin derler bebek.

    Hoşgeldin DOĞA bebek,
    Hayatı koza bebek.
    Sen ki tırtıl olunca,
    Dertleri çöze bebek.

    (24.06.2011)

    Selam ve saygılarımla.

    Ramazan GÖKÇE/Pamukkale Üniversitesi

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız