Reklam Ver

Türkiye çok önemli bir seçimi geride bıraktı. Sonuçlar malum. İktidardaki AKP, önemli bir başarı elde etti. Milletvekili sayısı düşse de aldığı oy oranı arttı. Seçime katılan her iki kişiden biri AKP’ye oy verdi.
Kırsalda bu oran daha da yüksek. Bu sonuca bakarak uygulanan tarım politikasının kırsalda karşılık bulduğu söylenebilir mi?
Seçim sonucuna bakılırsa büyük ölçüde söylenebilir.
Fındık üreticileri en fazla şikayetçi olan kesimdi. AKP, fındık üretiminin olduğu Karadeniz’de büyük bir hakimiyet kurarak oy oranını yüzde 60’ların üzerine çıkardı.
Seçime iki gün kala Toprak Mahsulleri Ofisi’nin deposundan, Fiskobirlik’e 50 bin ton fındık verilmesi için çıkarılan kararnamenin oy oranını artırdığını söylemek teselliden öteye geçmez. Kaldı ki, Fiskobirlik’in üreticiye olan 70 milyon lira civarındaki borcunu ödemeye yönelik çıkarılan bu kararnamenin uygulanabilirliği kolay değil. Bu karar, Fiskobirlik’i üretici nezdinde daha da zor durumda bırakacaktır.
Hükümet, ‘biz Fiskobirlik’e ucuz fındık verdik, ama bunu işleyip üreticiye borcunu ödeyemedi’ diyecektir. Oysa, kilosu 85 kuruş olan yağlık fındığın Fiskobirlik’e 1.1 liradan verilmesi öngörülüyor.
Fiskobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, kararnamede değişiklik yapılmazsa, Toprak Mahsulleri Ofisi’nden fındık alıp yağ yaparak borçlarını ödemelerinin mümkün olamayacağını söylüyor.
Yeni sezona çok kısa bir süre kala çıkarılan bu kararname bu sezon da Fiskobirlik’i devre dışı bırakabilir. Bu durumda üretici yine tüccarın insafına kalacaktır. Seçim sonuçlarına bakılırsa üretici de bundan şikayetçi değil.
Uygulanan tarım politikasının en can alıcı noktalarından birisi kuşkusuz et ve canlı hayvan ithalatıydı.
Hayvan ve et ithalatından en fazla etkilendiği söylenen Erzurum’a bakalım. Lokal bazı merkezlerde iktidarın milletvekili adaylarına sert tepki gösterildi. Adaylar beldelere sokulmadı. Fakat,Erzurum’da AKP’nin aldığı oy yüzde 70’i buldu. Trakya ve Ege’deki birkaç il dışında hayvancılığın yaygın olduğu diğer illerde de farklı olmadı. Dolayısıyla hayvancılıkta uygulanan ithalat politikası, iddia edildiği gibi üreticiyi olumsuz etkilememiş. Hayvancılıkla uğraşanlar bu politikayı büyük ölçüde onaylamış oldu.
Örnekler çoğaltılabilir. Fakat genel olarak bakıldığında, hükümetin tarım ve kırsala yönelik politikaları büyük ölçüde onaylandı.
Öyle görünüyor ki, et ithalatı artarak devam ederse bir sonraki seçimde AKP daha çok oy alacaktır.
Tarım desteklerinin artırılması bir yana, destekler azalırsa AKP’nin oyu daha da artacaktır.
Mazota zam yapılırsa, girdi fiyatları katlanarak artarsa AKP de oylarını katlayacaktır.
Bu gerçeği bizim yorumlamamız sağlıklı olmayabilir. Doğrusu, konunun sosyolojik, psikolojik ve ekonomik boyutları çok iyi analiz edilmeli. Çünkü, böyle bir örnek dünyada yok. Hem bu kadar şikayet edilen hem de seçimde uygulayıcısına bu kadar çok oy kazandıran bir başka tarım politikası yok.
Seçim geride kaldı. Şimdi yeni bir hükümet kurulacak. Türkiye, AKP iktidarını 4 yıl daha yaşayacak.
Anayasa değişikliği, Kürt sorunu derken tarıma ilişkin konuların kısa vadede gündeme gelmesini beklemek hayal olur.
Yeni dönemde Tarım Bakanlığı’nda köklü bir değişim olacak. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın adı, “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı” olacak.
Bakanlığın hizmet birimleri yeniden yapılandırılacak. Mevcut genel müdürlükler kapanacak yerine yenileri kurulacak.
Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü gibi yeni bir yapılanma olacak. Mevcut bürokratların ve bakanlık çalışanlarının, il müdürlerinin ne kadarı yerini koruyacak ne kadarı değişecek henüz bilinmiyor. Bu konudaki gelişmeleri yakından izleyerek paylaşacağız.
Özetle, kıvırmaya, bahaneler üretmeye gerek yok. Kırsalda da seçimin galibi AKP oldu. Uygulanan tarım politikalarından şikayet edenlerin de çoğunluğu AKP’ye oy verdiğine göre, yeni hükümet, tarım politikasını daha kararlı bir biçimde uygulayacak. Bakanlığın adı değişse de uygulamalar değişmeyecek. Milli irade de bunu istemiyor mu?

Reklam Ver

4 YORUMLAR

  1. “Tarım” kelimesi bitkisel ve hayvansal üretimi birlikte ifade eder. Bu iki üretimi birbirinden ayırmak da doğru olmaz.Bu nedenle tarım ve hayvancılık bakanlığı demek, çok ciddi bilimsel bir yanlıştır.Bundan vazgeçilmelidir.İleride yanlış politikalara, uygulamalara ve büyük tartışmalara neden olacaktır.

  2. bizim ege de vurcam başını yıcem aşını derler o hesap.çay parasına karşılık gelen mazot ve gübre desteğine çiftçilerimiz razı demek

  3. GÜNÜ KURTARMAK ENDİŞESİNDE OLANLAR GELECEĞİ PLANLAYAMAZLAR!

    Bendeniz sürümüzün satıldığı 1993 yılına kadar tatillerde hiç yüksünmeden çobanlık da yapmış bir akademisyenim. Halen köylülerim ile yakın ilişkilerim devam etmekte olup kendimi onlar için birşeyler yaparak gelir seviyelerini arttırma konusunda her zaman sorumlu hissetmişimdir. Bu konuda bilfiil üç kez deneme de yapmış olmama rağmen başarılı olamadım ve son denememden sonra artık ümitsizliğe kapıldım ve eskisi gibi bu konularla ilgilenmiyorum.

    Bu genel bilgiyi verdikten sonra seçim sonuçları ile ilgili yorumuma gelecek olursam: Seçimler aslında bir planlama işidir. Siz oy verdiğiniz kişilerin yaptıklarından memnun olmalısınız ki bu iktidara önümüzdeki 4 yıllık süreci de yönetmeleri yetkisini veriyorsunuz demektir. Yani sizin önümüzdeki 4 yıllık süreçteki beklentileriniz oy verdiğiniz kişilerin planlarıyla uyuşuyor demektir bu. Oysa buradaki en önemli unsur kimse kusuruma bakmasın bugün kırsal kesimdeki, şehirdeki hatta TBMM’deki kişilerin bile önümüzdeki 4 yıla ait bir planlarının olmamasıdır (Gıda Mühendisliği Bölümünde öğretim üyesiyim ve son sınıfta derse giriyorum. Son sınıf öğrencilerine gıda endüstrisinin hangi alanında çalışacaksınız diye sorduğumda aldığım cevap öğrencilerin sadece okulu bitirme hedeflerinin olduğu, sektör tercihlerinin olmadığı şeklindedir.). Eğer öyle olmuş olsa idi sayın başbakanımız “NATO’nun Libya’da ne işi var” dedikten sadece 15-20 gün sonra Libya’ya NATO komutasında hareket etmek üzere donanmamızı gönderir miydi? Bu şekilde gündelik endişelerin hakim olduğu topluluklarda insanlar herhangi bir hesap yapmaksızın kendilerine gösterilenlerle yaşıyorlar hayatı. Yine köyümde katıldığım bir düğünde iki köylünün tartıştığı 10.000 Dolarlık milli gelir konusunda başka bir köyde muhtar olanı diğerine “Ben bu 10.000 Dolar işine akıl sır erdiremedim. Benim 10.000 dolarlık bir yaşantım yok” derken diğeri yapılan yolları, köy sokaklarına döşenen kilit taşlarını örnek göstererek muhtarı insaflı olmaya davet ediyordu.

    Sözün özü kim ekranı daha iyi allayıp pullayıp insanlara sunuyorsa onun marifetinin daha fazla olduğuna inanılan bir topluluğuz biz. Bu toz-pembe tablolar arasında köylünüm sütünün para etmediği, fındığının tüccara terkedildiği, kurbanlık hayvanların bile ithal ediliyor olması, buğdayın durumu, incirin, tütünün, şeker pancarının, gübrenin, mazotun durumu kimseyi ilgilendirmemektedir. Bizler “aynı dağın yeliyiz biz” şarkılarıyla “bi daha, bi daha” daha çok fakirleşmeye, daha çok köyleri boşaltmaya, daha az üretip daha çok tüketmeye ve sonrasında da ata yadigarı tarlaları, bağları, bahçeleri ya satıp ya da kendi haline terkederek tasasız yaşamaya azmetmişiz.

    Hayırlı olsun. Saygılarımla.

    Dr. Ramazan GÖKÇE
    Pamukkale Üniversitesi

  4. Sayın Ali Ekber Beye evirip çevirmeden (okurlara da evirip çevirmeme tavsiyesiyle)görüşünü ifade ettiği için teşekkür ederim. Başta Tarım sektörü olmak üzere halkın Hükümet politikaları hakkındaki seçim öncesi organize veya spontane tepkisi ile seçim sonuçlarını telif etmek gereçekten güç görünüyor.
    Ancak uzmanlarımız tarım kesiminin ülkemizdeki oranının yüksek olduğu (%25 civarı) bunun da tarımsal verimliliği olumsuz etkilediği bizim de belli bir plan dahilinde (arazi toplulaştırması, sanayi ve hizmetler sektörünün geliştirilerek kentelere göçün özendirilmesi vb.)tedrici olarak bu oranı %10’lar seviyesine indirmemiz gerektiğini belirtiyorlar. Aslında şu an yapılanlar buna paralel uygulamlar. Ak Parti hükümete geldiğinde sanırım kırsal kesim oranı %33 civarında idi yani ortalam her yıl %1 oranında azalma var. Buna mukabil total tarımsal üretim giderek artıyor buna paralel tarımsal ihracat da (diğer btaraftan ithalat da) artıyor. Yani bir taraftan kırsal nüfus azalırken üretimin artması bu sektörde yer alanların refah düzeyinin göreceli olarak arttığını göstermektedir. Seçim öncesi tepkisel muhalefetin bir kısmı planlı olmasa da önemli bir kısmının organize olduğunu akla getiriyor. Bir de malum insanlar bir hususta karar verirken alternatif maliyetlere de dikat ediyor. Başat alternatif partilerin (CHP ve MHP)hem geçmiş uygulamaları hem de lider kadroları sanırım alternatif maliyetin pekte cazip olmadığı kanaatine götürüyor seçmeni. Seçim sonuçların halkımıza hayırlı olması, bundan böyle en doğru kararı verebilmemiz için Allah’tan cümlemize basiret vermesi temennisi ile…

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız