Reklam Ver

Seçim atmosferinde yazıların siyaset dozu biraz artıyor. Bundan çok memnun olanda var, olmayan da. Okuyacağınız yazı yine siyaset dozu bir hayli yüksek.
Seçime sayılı günler kala İzmir’deki yarış hızlandı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 28 Mayıs Cumartesi saat 17.00’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda olacak.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2 Haziran’da İzmir’e ilişkin “çılgın projesini” açıklayacak. 4 Haziran’da da İzmir mitinginde konuşacak.
AKP İzmir’de iki bölgenin başına aday olarak birer bakan koydu. Sosyal demokrat gelenekten gelen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay,İzmir’de polemiklerin odağındaki isim oldu. Seçim çalışmalarını agresif bir yöntemle yürütüyor. İzmir böyle bir seçim yarışına alışık değil. İzmirliler gerginlik değil, medeni bir yarış istiyor.
Eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım bu polemiklerden uzak bir çalışma yürütüyor. Binali Yıldırım’ın aday olduğu İzmir 2. bölge kırsal nüfusun yoğun olduğu bir bölge. Bu nedenle çiftçilerle buluşuyor. Onların sorunlarını dinliyor. Kendi deyimi ile bilmediği tarımı öğreniyor.
İzmir Ticaret Borsası’nda düzenlenen tarım toplantısında kendisini dinleyenler, “keşke gördüklerini, öğrendiklerini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’e ve bakanlar kuruluna da anlatabilse. Tarıma çok katkısı olur” görüşünü dile getirdiler.
İzmir Ticaret Borsası’ndaki toplantıda Borsa Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ve Meclis Başkanı Halit Kaya tarıma ilişkin görüşlerini, İzmir’in tarımdaki önemini ve çözüm bekleyen sorunlarını dile getirdi.
Televizyon reklamlarında “hadi gari” sözüyle ünlenen Ayşe Teyze, toplantının “sürpriz konuğu” olarak sunuldu.
Kürsüye çıkan Ayşe Teyze, mazotun, gübrenin pahallı olduğundan yakındı ve “Çiftçinin ucuz gübreye, mazota ihtiyacı var. Bunu istiyom gari” dedi.
Ulaştırma Eski Bakanı Binali Yıldırım, sözlerine “ben tarım uzmanı değilim. Tarımı bilmiyorum” diyerek söze başladı ve şöyle devam etti: “Bildiğim, çocukluğumda bizim oralarda en fazla ekim yapan, hayvanları en çok olan aileydik. Hasada ilk biz başlar en son biz bitirirdik. Sonrada babam un için gider buğday alırdı. Hayvanlar için yem alırdı. Bu nasıl çiftçilik diye çocuk aklımla bunu sorgulardım.”
Kırsaldaki nüfusun ürettiği ile yaşamını sürdüremeyince büyük kentlere göç ettiğini ve işsizlik, güvenlik, altyapı sorunları olarak ortaya çıktığını söyleyen Binali Yıldırım’ın tespitleri özetle şöyle:
— Tarımda sorunlar günübirlik politikalarla çözülemez. Bu yıl patates üretimi fazla ona bir önlem alalım. Ertesi yıl pamuk üretimi fazla oldu, önlem alalım şeklinde geçici çözümler o üründeki sorunu geçici olarak çözer ama ülkeye yararı olmaz. Uzun vadeli planlara ihtiyaç var.
— Üretici üretime odaklanırken aynı zamanda ürününü pazarlama kaygısını yaşıyor. Pazarlama işini beceremeyince spekülatörlerin eline düşmekten kurtulamıyor.
— Çiğ süt bizde ucuz. Peki bakkalda, markette süt fiyatı düştü mü? Yani bizler,  geniş kitle sütü ucuza alabiliyor mu? Süt fiyatının düşmesi bize bir faydası oldu mu? Olmadı. Nereye gitti bu para? Asıl sorgulanması gereken bu. Ödemiş’te hayvancılık yapan, süt üreten çiftçilerle konuşuyorum. Ürettikleri sütü satamamaktan şikayet ediyorlar. Toptan süt alanları aradım. Niye bu sütü almıyorsunuz diye sordum. Süt üretimi 8.5 milyon tondan 13.5 milyon tona çıktı. Bizim işleme kapasitemiz bu kadar. Daha bir sürü şey anlattılar. Dedim ki, bu insanlara sadece bugün ihtiyacınız yok. Her gün ihtiyacınız var. Süt az olunca buraya gelecek süt isteyeceksiniz. Bu işin iyi günü de olur, kötü günüde. Fırsatçılık yapmamak lazım.
— İzmir’de 1923’te yapılan İktisat Kongresi’nde tarımdaki 4 stratejik ürün konuşulurken biz bugün bu ürünleri aynı konumda koruyamamışız.
— Tarımda mutlaka ölçek ekonomisine geçilmesi gerekiyor. Bunu kabul ediyoruz. Fakat, bu geçiş sağlanırken geleneksel tarım yapanları, geçimlik üretim yapanları mağdur etmemeliyiz. Onları bu dönüşüme hazırlamalıyız. Bu şuna benziyor. Adamın bakkalı var. Herkes tanıyor. Alışverişini ondan yapıyor. İşleri çok iyi gidiyor. İşi oğluna devretmeye hazırlanırken, etrafta bir çok alışveriş merkezi türüyor. O çok bildiği, tanıdığı müşterileri alışveriş merkezlerine gitmeye başlıyor. Bakkal işini kaybediyor. Oğlunu, kızını orada işe sokmaya çalışıyor. Adam haklı olarak ‘ben kendi işimin patronuydum şimdi başkasının yanında çalışan oluyorum’. diye düşünüyor.
— Tarıma destek var mı var. Destekleri 3 kat artırdık. Yılda 6.5 milyar lira veriyoruz. Ama yerine ulaşmıyor. Memnuniyetsizlik devam ediyor. Ayşe Teyze çok yalın bir şekilde söyledi. ‘Gübrenin, mazotun vergisini indirin gari’ diyor. Çok haklı. Teşviklerin anlaşılabilir ve adil olması lazım
— Yapılacak her çalışmayı uygulayıcıları ile birlikte yapmak lazım. Yoksa ortaya çıkacak sorunları sonradan çözmeye çalışmak çok zor oluyor.
Binali Yıldırım’ın anlattıklarına bu sütunun yazarı da okurları da yabancı değil. Yabancı olan tarım politikasının uygulayıcıları. Dileriz onlar da bu gerçeği görür.

Reklam Ver

1 Yorum

  1. TÜM MILLET VEKILI ADAYLARIN DIKATINE !!!

    ben siyasetten anlamam nasil milleti dollandiracagim hirsizlik yapacagim diye düsünenlerdenim diyelim artik yeter be kardesim tarim isletmellerimiz parca parca en az elimde 9 tarim isletmesi var en kisasi 2 km messafade hükümet bunlari birlestirse ve ciftlik kursak olmazmi ev kradisi veriyorlar-tarima ciftciye ve hayvanciliga desdek.hibe.prim,tesvik ve sifir faizli kradi veriyorlar bir tarlada 1 günüm gidoyor isleri yetistiremiyorum toki ev yapiyor alsin benim evimede ciftlik versin eger 9 tarim iosletmesine tek isletme yaparsak hayvanciligimizda illerler messela ciftcimiz 25 dönümlük ciftliginde 10 koyunu seve seve besler bize kanalistanbul.ankara güneykent ve izmir cilgin projeleri ile deyil tarim birlesmesi ve ciftlik projeleri ile ilgili siyaset gerekiyor ital hayvan ve ital et yapmiyalim kombassanzedelerin elindeki hissellerlede damizlik hayvan takas edelim acilen birlestirme projesi uygulayalim

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız